Eczacılar isyan ediyor
Türkiye Eczacılar Birliği (TEB), her 3 eczaneden birinin kapatılma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, ancak sorunlarını çözümü için muhatap bulamadıklarına dikkat çekerek, 21 Aralık'ta Ankara'da bir araya gelecek eczacıların taleplerini haykıracağını belirtti.Aleviler, KESK ve DİSK'ten sonra bu kez eczacılar Ankara'ya çıkarma hazırlığı yapıyor. Eczacılar, 2001 yılından sonra ilk kez büyük bir miting düzenlemek için çalışmalarını sürdürürken, Türkiye genelinde 24 bin eczacının mitinge katılması bekleniyor.
TEB'in yaptığı araştırmaya göre, Türkiye'de uygulanan yanlış politikalar sonucu her 3 eczaneden biri kapatılma tehlikesi ile karşı karşıya. Sorunlara dikkat çekmek için 81 ilde örgütlü olan Türk Eczacılar Birliği (TEB), 21 Aralık'ta Ankara'nın Kolej kavşağında miting düzenleyecek. Siyasi partileri, milletvekilleri, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütlerinden destek isteyen TEB Başkanı Erdoğan Çolak, eczacıların temel taleplerinin karşılanması gerektiğini belirtti. Çolak, "Bizler halkımızın sağlığını korumak, halkımıza sağlık ve ilaç hizmeti sunmaya devam etmek, eczanelerimizin kapanmaması için temel taleplerimizin karşılanmasını bekliyoruz. Bu nedenle 21 Aralık 2008'de 51 bölge eczacı odası birliği ile birlikte Ankara'da tüm eczacılarımızın, eczane çalışanlarının ve hastalarımızın katılacağı bir miting düzenleyeceğiz" dedi.
Muhatap bulamıyorlar
Düşüncelerini paylaşmak için muhatap bulamadıklarını bu yüzden alanlara çıktıklarını belirten Çolak, yapacakları eylemin "demokratik reflekslerini gösterme" tavrı olduğunu söyledi. Ankara'ya gelip mitinge katılma fırsatı bulamayan eczacılarında, Türkiye genelinde 850 noktada nöbet tutarak mitinge destek vereceğine işaret eden Çolak, şunları ifade etti:
"Şehir merkezlerinde, illerde, beldelerde, köylerde eczanelerimiz var. Hem kış şartları hem bunların katılımının mümkün olamayacağı noktasından hareketle, nöbetle mitinge destek vermelerini istedik. Ayrıca mitinge ne kadar katılım olacağını birlikte göreceğiz. Tüm sivil toplum örgütlerini, meslek örgütlerini, milletvekillerini, siyasi partilerine davetlerimizi ilettik. Katılıp katılmamak, destek verip vermemek onlara kalmış." Türkiye'de eczacıların sağlığın önemli bir parçası olduğunu ve özellikle ilaç konusunda önemli bir sağlık danışmanlığı yaptığını ifade eden Çolak, eczacıların akademik bir eğitimden geçtiğini ve bu akademik eğitimin sonucunda Türkiye'de sağlık sistemine eczacıların hizmet ettiğini söyledi. Eczacıların sadece ilacı alıp satan olarak algılandığından şikat eden Çolak, "Son zamanlarda işin parasal yönü ile ilgilenen muayene ücretlerinin tahsil edilmesini sağlayan, kamu kurum iskontolarının büyük bir kısmını eczaneler üzerine bırakan, kesintileri eczanelerden yapan, hekimin yazdığı rapordaki yanlışlıkların eczanelere mal edildiği bir süreci yaşıyoruz. Dolayısıyla eczacılar bu işten sıkıldılar. Öbür taraftan da asıl bilgileriyle emekleriyle yapmaları gereken işi yapamamak, koydukları sermayenin süreç içerisinde erimesi karşısında artık bu işi yapamaz noktasına geldiler. Onun için biz bunu uzun süre yetkililere anlatmaya çalıştık. Önceliğimizin kamu menfaati, sonra vatandaş menfaati daha sonra eczacı menfaati üzerinde olduğunu anlatmaya çalıştık. Ancak bu anlayış yeterince karşılık bulmadı. Biz ürünü sağlayan insanlar olarak algılanıyoruz. Onun için bizimle pazarlıklar yapılıyor. Dolayısıyla hizmette doğru bir raya oturmuyoruz. Böyle olunca da önümüzdeki sıkıntıların bedelini eczacılar ödemiş oluyor" diye konuştu.
'İlacı bile piyasaya açtılar, üzerinden rant sağlanmaya çalışılıyor'
Çolak, eczacıların Maliye Bakanlığı ile sorunlarının olduğunu belirterek, konsülüde bütçe ve yeşil kartlarda yaklaşık 6 aydan sonra geri ödemelerin yapıldığını dile getirdi. Maliye Bakanlığı ile başka sıkıntılarının olduğunu da ifade eden Çolak, 2004 yılında ilaç fiyat karanamesinin değiştiğini ve KDV'nin yüzde 18'den yüzde 10'a düşürüldüğünü hatırlatarak, fiyatların Euro'ya endekslendirilmesinin yanlış olduğunu eczacıları mağdur ettiğini belirtti. Eczanelerde satılması gereken aşıların Sağlık Bakanlığı tarafından piyasaya çıkarıldığını kaydeden Çolak, şunları söyledi:
"Reçeteli, reçetesiz ilaç ayrımı yapılarak, bir kısım ilacın eczanelerden çıkarılması ihtimali var. Sağlık bakanlığına bağlı ilaç fiyat kararnamesi var. Orada doğru işlerde yapıldı ama Euro'ya bağlandı. Euro düştüğünde ilaç fiyatları düştü ama yükseldiğinde ilaç fiyatları yükselmedi. Bunun doğru olmadığını o zamanda ifade etmiştik. SGK tarafından da provizyon sistemi ayda 10 gün çalışmıyor. Oysa biz her şeyi provizyon üzerinden yapıyoruz. Protokol yapıyoruz, ama protokolün her tarafı budanıyor. Kamuya yarar sağlayan dağıtım ünitelerimiz vardı, bu proje Rekabet Kurulu kararı ile ortadan kaldırıldı. Oysa ilaç rekabete açık bir ürün değil. Bunun bir piyasa malı bir ticari meta gibi piyasaya sunmak doğru bir yaklaşım değil. Bu işten rant sağlayan kurumlar Rekabet Kuruluna baskı sağladı, kurulda protokolde olmasına rağmen tek taraflı böyle bir karar aldı. Hem bir tarafından protokol yapacaksanız, muhatap alacaksınız, öte yandan muhataba danışmadan bunu ortadan kaldıracaksanız. Kamu kurum iskontolorı var, üreticilerin yapması gereken iskontolor eczacılar tarafından yapılıyor ki bu eczacılara büyük bir külfet getiriyor bunun ortadan kaldırılması gerekiyor. Hastalar ilaca ulaşamıyor, hastaya 3-5 gün sonra gel diyemiyorsunuz. Siz yaşam mücadelesi veriyorsunuz. Sağlığı öne alıyorsunuz öte yandan kaynağınız büyük bölümü gereksiz yere kesintiye uğratılıyor. Öte yandan, muayene ücretleri bizim üzerimizden kesiliyor. Oysa biz sağlık hizmetlerinin bedava olmasını istiyoruz çünkü sosyal devlet olmanın gereği budur."
Eczacılar isyan ediyor
Türkiye'de büyük bir oranın açlık ve yoksul sınırında olduğunu belirten Çolak, "İşsizliğin yüksek olduğu bir ülkede, prime dayalı sağlık hizmetini vermek, primi ödemediği zaman sağlık hizmetini kesmek doğru bir şey değil" diye konuştu. Sivil toplum örgütleri olarak taleplerini dile getirmelerinin doğal olduğunu ve bunun karşılanmasını isteyen Çolak, sorunlarının küçümsenmemesi gerektiğini söyledi. Eczacıların yaşadığı tüm bu sıkıntılar nedeniyle "Artık yeter" dediğini kaydeden Çolak, eczacının yaşam ve meslek hakkını ve kaliteli bir hizmet vermek istediğini söyledi. Çolak, eczacıların kuşatıldığını, bilgi ve deneyimlerimden yararlanılmadığını ifade ederek, eczacıların sadece bir tüccar gibi algılanmasından dolayı eczacıların isyan ettiğini dile getirdi.
Muhatap bulamıyorlar
Düşüncelerini paylaşmak için muhatap bulamadıklarını bu yüzden alanlara çıktıklarını belirten Çolak, yapacakları eylemin "demokratik reflekslerini gösterme" tavrı olduğunu söyledi. Ankara'ya gelip mitinge katılma fırsatı bulamayan eczacılarında, Türkiye genelinde 850 noktada nöbet tutarak mitinge destek vereceğine işaret eden Çolak, şunları ifade etti:
"Şehir merkezlerinde, illerde, beldelerde, köylerde eczanelerimiz var. Hem kış şartları hem bunların katılımının mümkün olamayacağı noktasından hareketle, nöbetle mitinge destek vermelerini istedik. Ayrıca mitinge ne kadar katılım olacağını birlikte göreceğiz. Tüm sivil toplum örgütlerini, meslek örgütlerini, milletvekillerini, siyasi partilerine davetlerimizi ilettik. Katılıp katılmamak, destek verip vermemek onlara kalmış." Türkiye'de eczacıların sağlığın önemli bir parçası olduğunu ve özellikle ilaç konusunda önemli bir sağlık danışmanlığı yaptığını ifade eden Çolak, eczacıların akademik bir eğitimden geçtiğini ve bu akademik eğitimin sonucunda Türkiye'de sağlık sistemine eczacıların hizmet ettiğini söyledi. Eczacıların sadece ilacı alıp satan olarak algılandığından şikat eden Çolak, "Son zamanlarda işin parasal yönü ile ilgilenen muayene ücretlerinin tahsil edilmesini sağlayan, kamu kurum iskontolarının büyük bir kısmını eczaneler üzerine bırakan, kesintileri eczanelerden yapan, hekimin yazdığı rapordaki yanlışlıkların eczanelere mal edildiği bir süreci yaşıyoruz. Dolayısıyla eczacılar bu işten sıkıldılar. Öbür taraftan da asıl bilgileriyle emekleriyle yapmaları gereken işi yapamamak, koydukları sermayenin süreç içerisinde erimesi karşısında artık bu işi yapamaz noktasına geldiler. Onun için biz bunu uzun süre yetkililere anlatmaya çalıştık. Önceliğimizin kamu menfaati, sonra vatandaş menfaati daha sonra eczacı menfaati üzerinde olduğunu anlatmaya çalıştık. Ancak bu anlayış yeterince karşılık bulmadı. Biz ürünü sağlayan insanlar olarak algılanıyoruz. Onun için bizimle pazarlıklar yapılıyor. Dolayısıyla hizmette doğru bir raya oturmuyoruz. Böyle olunca da önümüzdeki sıkıntıların bedelini eczacılar ödemiş oluyor" diye konuştu.
'İlacı bile piyasaya açtılar, üzerinden rant sağlanmaya çalışılıyor'
Çolak, eczacıların Maliye Bakanlığı ile sorunlarının olduğunu belirterek, konsülüde bütçe ve yeşil kartlarda yaklaşık 6 aydan sonra geri ödemelerin yapıldığını dile getirdi. Maliye Bakanlığı ile başka sıkıntılarının olduğunu da ifade eden Çolak, 2004 yılında ilaç fiyat karanamesinin değiştiğini ve KDV'nin yüzde 18'den yüzde 10'a düşürüldüğünü hatırlatarak, fiyatların Euro'ya endekslendirilmesinin yanlış olduğunu eczacıları mağdur ettiğini belirtti. Eczanelerde satılması gereken aşıların Sağlık Bakanlığı tarafından piyasaya çıkarıldığını kaydeden Çolak, şunları söyledi:
"Reçeteli, reçetesiz ilaç ayrımı yapılarak, bir kısım ilacın eczanelerden çıkarılması ihtimali var. Sağlık bakanlığına bağlı ilaç fiyat kararnamesi var. Orada doğru işlerde yapıldı ama Euro'ya bağlandı. Euro düştüğünde ilaç fiyatları düştü ama yükseldiğinde ilaç fiyatları yükselmedi. Bunun doğru olmadığını o zamanda ifade etmiştik. SGK tarafından da provizyon sistemi ayda 10 gün çalışmıyor. Oysa biz her şeyi provizyon üzerinden yapıyoruz. Protokol yapıyoruz, ama protokolün her tarafı budanıyor. Kamuya yarar sağlayan dağıtım ünitelerimiz vardı, bu proje Rekabet Kurulu kararı ile ortadan kaldırıldı. Oysa ilaç rekabete açık bir ürün değil. Bunun bir piyasa malı bir ticari meta gibi piyasaya sunmak doğru bir yaklaşım değil. Bu işten rant sağlayan kurumlar Rekabet Kuruluna baskı sağladı, kurulda protokolde olmasına rağmen tek taraflı böyle bir karar aldı. Hem bir tarafından protokol yapacaksanız, muhatap alacaksınız, öte yandan muhataba danışmadan bunu ortadan kaldıracaksanız. Kamu kurum iskontolorı var, üreticilerin yapması gereken iskontolor eczacılar tarafından yapılıyor ki bu eczacılara büyük bir külfet getiriyor bunun ortadan kaldırılması gerekiyor. Hastalar ilaca ulaşamıyor, hastaya 3-5 gün sonra gel diyemiyorsunuz. Siz yaşam mücadelesi veriyorsunuz. Sağlığı öne alıyorsunuz öte yandan kaynağınız büyük bölümü gereksiz yere kesintiye uğratılıyor. Öte yandan, muayene ücretleri bizim üzerimizden kesiliyor. Oysa biz sağlık hizmetlerinin bedava olmasını istiyoruz çünkü sosyal devlet olmanın gereği budur."
Eczacılar isyan ediyor
Türkiye'de büyük bir oranın açlık ve yoksul sınırında olduğunu belirten Çolak, "İşsizliğin yüksek olduğu bir ülkede, prime dayalı sağlık hizmetini vermek, primi ödemediği zaman sağlık hizmetini kesmek doğru bir şey değil" diye konuştu. Sivil toplum örgütleri olarak taleplerini dile getirmelerinin doğal olduğunu ve bunun karşılanmasını isteyen Çolak, sorunlarının küçümsenmemesi gerektiğini söyledi. Eczacıların yaşadığı tüm bu sıkıntılar nedeniyle "Artık yeter" dediğini kaydeden Çolak, eczacının yaşam ve meslek hakkını ve kaliteli bir hizmet vermek istediğini söyledi. Çolak, eczacıların kuşatıldığını, bilgi ve deneyimlerimden yararlanılmadığını ifade ederek, eczacıların sadece bir tüccar gibi algılanmasından dolayı eczacıların isyan ettiğini dile getirdi.