27 Aralık 2008, Cumartesi

1908 sempozyumunda emperyalizm ve milliyetçilik tartışıldı

Toplumsal Araştırma ve Eğitim Merkezi’nin (TAREM) düzenlediği “2008’den 1908’e bakmak” Sempozyumu'nda milliyetçilik ve emperyalizm konuları da tartışıldı. 1908’in 100. yılı vesilesiyle düzenlenen sempozyumun ilkinci oturumunu gazeteci- yazar Ragıp Zarakolu yönetti.

-----

1. oturum: 1908 ve Özgürlükler mücadelesi konuşuldu TIKLAYIN

TAREM ‘Düne bakarak bugünü anlamak’ dizisi ile başladığı tarih çalışmalarının ilk ürünü olan sempozyumun Gazeteci-Yazar Ragıp Zarakolu’nun oturum başkanlığını yaptığı ikinci oturumunda Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Toprak, Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Timur, Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Prof. Dr. Fikret Adanır, İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Chris Stephenson ve Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi yüksek lisans öğrencisi Mutlu Dursun sunum gerçekleştirdiler.

Kartpostallarda 1908

İkinci oturum öncesinde “Kartpostallarla 1908” sunumunu gerçekleştiren Sacit Kutlu, o dönem İstanbul’u başta olmak üzere toplumsal hayatından görsel kesitleri katılımcılarla paylaştı.

Düne bugünün yargılarıyla bakamayız

Gazeteci- Yazar Ragıp Zarakolu’nun 1908’in önemine değinmesinin ardından çerçeve sunuşu yapmak üzere Prof. Dr. Zafer Toprak sözü aldı.“1908’de uluslar arası ilişkiler, milliyetçilik ve emperyalizm” başlıklı oturumun sunumunu yapan Prof. Dr. Zafer Toprak, Türkiye’deki tarih çalışmalarında karşımıza çıkan dil ve harf engelinin herhangi bir Avrupa ülkesinde karşımıza çıkmayacağını söyledi. “19. yüzyılı 1908’de bitiriyorum. Türkiye’ye baktığımız vakit 1908’in çok ayrı bir anlamı olduğunu görüyoruz. Oradaki gelişmeler Cumhuriyet’in de habercisi ve cumhuriyete açılan bir labarotuar” diye konuşan Toprak, “daha çok siyasi gelişmelerin ışığı altında düne bakmak zorunda oluyoruz ve bunların ardındaki gelişmeleri bu arada göremiyoruz.” diye konuştu.

Balkan harbinin ulus kimliğinin oluşumunda çok önemli olduğunu söyleyen Toprak, “ Türkiye’de ulus kimliği bu dönemle başlamıştır. Bugünden dünü yargıladığımızda milliyetçileri de yargılıyoruz ama bunlar farklı nitelikler taşıyor. Selanik’te uygulanan ulus kimlikle İstanbul’da uygulanan arasında büyük fark vardır. Türkiye’deki ulus kimliği bunlar arasındaki gel-gitlerle belirlenmiştir.İstanbul’da Panislavizmi yaşamış, göçmen olan Müslümanlar tarihin derinliklerinde milliyetçiliği ararken, Selanik’te aynı tarihlerde – bir çok fikir hareketinin kaynağı Selanik’tir -inşa edilen bir ulusçuluk söz konusuydu. Cumhuriyet yıllarında benimsenen ulusçuluk fikri Selanik’tekine daha yakındır” dedi.

1908’in 100. yıldaki anlamalarda bir yönünün ihmal edildiğine değinen Toprak “1908, birçok temel hak ve özgürlüklerin verildiği bir süreçtir. O tarihte şekillenen milli iktisat anlayışı anti-emperyalist bir özellik de taşımaktadır. Milli sözcüğü ile milliyetçi sözcüğünün arasındaki farkı iyi görmek gerekir. O dönemki etnisite sorunlarını bugünden okumamalıyız” diye konuştu.

19. yüzyıla damgasını vuran devrim korkusu olmuştur

19. yüzyılda diplomasinin Osmanlı Devleti için çok önemli olduğu söyleyen Prof. Dr.Taner Timur, 19.yüzyılın bütün diplomasisinin şark meselesi ile özetlenebileceğini söyledi. Osmanlının 19. yüzyıl boyunca Rusya ile savaştığını söyleyen Timur, ardından başlayan Alman egemenliğinden bahsetti.Timur şöyle konuştu: “Alman subayların yetiştirdiği genç subaylar Osmanlıyı savaşa sürükleyen subaylardır. Bunlar İttihat ve Terakki’nin de silahlı kanadını kurmuşlardır. 1908’i olumsuzlamak için söylemiyorum ama hürriyet bayramı olarak coşkuyla kutlanan 1908 Alman etkisindeki bir sistemde kurulmuştur.” 1917 Ekim Devrimi’nin bir kırılma noktası olduğuna değinen Timur “1917 olmasaydı Osmanlı Sevr’den daha ağır koşullara razı olmak zorunda olacaktı” dedi. 19. yüzyıla damgasını vuran ikinci unsurun devrim korkusu olduğunu söyleyen Timur, “bu çağ devrimler çağıdır” dedi, muhafazakâr hükümetlerin devrimi önlemek çabasında olduğunu belirtti.

“Türk milliyetçiliği 1908 öncesinde oluştu”

Genel bir milliyetçilik teorisinin oluşmadığını söyleyen TAREM Tarih Çalışmaları Grubu’ndan Mutlu Dursun konuşmasında, Türk milliyetçiliği pozitivizmin yanında Alman romantizmi ve tarih okulundan da etkilenmiş olduğunu vurguladı. Türk milliyetçiliğinin oluşum sürecinde, belirli bir plan ve model dahilinde İmparatorluğu meydana getiren diğer unsurlara karşı geliştirilmiş bir hareket olmadığını ifade eden Dursun “Türk milliyetçiliğinin söylemsel ve siyasal düzlemde 1908 öncesinde oluşturulduğu görülür. Daha sonra izlenecek milliyetçi politikanın düşünsel altyapısı da bu dönemde kurulmuştur” dedi. Dursun, Ahmed Rıza Bey’i anlattığı konuşmasında şunları söyledi: “Ahmed Rıza Bey oldukça özgün bir milliyetçidir. Onun milliyetçiliği pozitivizm ve İslam ile iç içe geçmiş olduğu için de oldukça karmaşıktır. Batı insanı hem medeni ve toplumsal çıkarı kendi çıkarının önüne koyan bir aydın hem de kendi çıkarı dışında hiçbir şeye aldırmayan bazen dinsiz bazense bağnaz bir Hıristiyan olarak karşımıza çıkacaktı. Bu nedenle Batı ile ilişkiler tabii olarak bir aşk nefret ilişkisi olarak kendini gösterecekti. Kısaca Batılaşma, Batıya karşı olacaktı. Bilimsel ırk teorilerine görece az itibar etse bile Ahmed Rıza Bey bu algılamanın en önemli oluşturucularından biridir. Onun anti-emperyalizmindeki din söylemi elbette geri kalmışlığın bir nedeni olarak dine saldırmıyordu. Dini sadece bir sosyal pekiştirici olarak değil Emperyalist-Haçlı batıya karşı oluşturulacak birliğin en önemli unsuru olarak değerlendiriliyordu”

Uluslaşmada asıl belirleyici olan dini inanış

Sunumunda 1908’de Balkanlarda uluslaşma sürecinden bahseden Prof. Dr. Fikret Adanır, ulusal mücadelelerin balkanlarda başlamasının aydınlanma ile tanışılmasından sonra başladığını söyledi. Adanır, aydınlanmanın etkisi ile dopan ticaret burjuvazisinin de milli olmaktan uzak olduğunu sözlerine ekledi.Yeni tarihin gelenekler yaratması gerektiğini söyleyen Adanır, varolan tarih çalışmalarının Osmanlı dönemini yorumlayarak meşrulaştırdığını söyledi. Üç farklı millet algılayışı olduğunu belirten Adanır asıl belirleyici olanın dini inanışlar olduğunu ifade etti. “Boşnak, Sırp ve Hırvatlar aynı soydan gelmelerine rağmen dini inanışları onları farklı uluslar haline getirmiştir. Türkiye ve Yunanistan’ın uluslaşma sürecinde de kişilerin Rum Ortodoks ya da Müslüman olmaları ulusun parçası olarak sayılmalarına yetmiştir.” diye konuştu.

“Türkiye antiemperyalizmi bitirmiş, sistemle bütünleşmiştir”

Konuşmasının başında antiemperyalizmi ikiye ayıran Chris Stephenson,konjonktürel antiemperyalizm ve sistem karşıtı antiemperyalizmden bahsetti. Konjonktürel antiemperyalizmi dönemin koşulları gereği sistem tarafında ezilen ülkelerin sisteme karşı geliştirdiği hareket olarak tanımlayan Stephenson, ülkelerin bu konumlarından çıktıklarında sistemle bütünleştiklerini belirtti. Stephenson “Türkiye 1923’te bu yüzden antiemperyalizmi bitirmiştir ve sistemle bütünleşmiştir” dedi.
Türkiye’nin Balkanlar’ın bir parçası olduğunu söyleyen Stephenson, iç içe geçmelerden dolayı ulusal kurtuluş hareketlerinin imkânsız olduğunu ifade etti.
Stephenson, 1908’in bir burjuva devrimi olduğunu belirttiği konuşmasında ‘Lenin 1908 Devrimini, devrimden iki hafta sonra yarım kalmış bir devrim olarak niteledi. Ama sultanın tahtan indirilmesiyle devrim tamamlanmış oldu” dedi. Yunanistan’da İngiliz güdümlü Türkiye işgalini herkesin desteklemediğini, 1921 yılında savaşa karşı 55 büyük grev yapıldığını belirten Stephenson, grevler sonucunda hükümetinde düşürüldüğünü kaydetti.

TAREM’ den yılbaşı kokteyli

Konuşmaların ardından sona eren sempozyumdan sonra gerçekleştirilen yılbaşı kokteylinde ise TAREM’in bir yıl boyunca süren çalışmaların anlatıldığı sinevizyon gösterisi yapıldı. Gösterimin ardından yapılan konuşmalarda Yazar- Yönetmen Metin Yeğin, Petrol-İş Sendikası Genel Sekreteri İbrahim Doğangül, Barış Meclisi Sözcüsü Ayhan Bilgen, İHD İstanbul Başkanı Gülseren Yoleri, Prof. Dr. Mehmet Türkay ve Öğr. Gör. Dr. Atilla Özsever söz aldılar ve birlikte çalışmalara devam edeceklerini söylediler. EmekDünyası


Anahtar Sözcükler