“Çalışma Yaşamında ve Sendikal Yaşamda Kadın” Batman’da tartışıldı
Toplumsal Araştırma ve Eğitim Merkezi (TAREM), Petrol-İş Sendikasıyla birlikte bir süredir yürüttüğü kadın işçi eğitimlerinin devamı olarak Petrol-İş Sendikası Batman Şubesi’nde “Çalışma Yaşamında ve Sendikal Yaşamda Kadın” başlıklı bir eğitim toplantısı düzenledi. Hava-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Eylem Ateş, TODAY-TAREM Başkanı Kiraz Biçici, TAREM Kadın Çalışmaları Koordinatörü Boran Başak Koç’un katılımıyla gerçekleştirilen eğitim çalışmasına Petrol-İş, Tekgıda-İş, Eğitim Sen, Tüm Bel-Sen ve SES üyelerinin yanı sıra Selis Kadın Danışma Merkezi, DTP ve KAMER temsilcisi kadınlar katıldı.
Toplantıda ilk sözü TAREM Kadın Çalışmaları Koordinatörü Boran Başak Koç alarak TAREM’in yürüttüğü kadın çalışmaları hakkında bilgi verdi. Ekonomik krize ve bu krizin kadınlar üzerindeki etkilerine de değinen Başak Koç, 16 Kasım 2008 tarihinde gerçekleştirilen “Kadınlar Krizi Konuşuyor” başlıklı sempozyumda yapılan tartışmaları Batman’lı kadınlara aktardı.
Başak Koç’un ardından söz alan Hava-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Eylem Ateş, sunumuna kadın ve sendika ilişkisini tarihsel bir çerçevede ele alarak başladı.
Grev kırıcılığından grev önderliğine kadınlar
Kapitalistlerin ilk etapta kadınları ucuz ve yedek işgücü olarak değerlendirdiklerini, bazı durumlarda kadınların grev kırıcıları olarak erkek sınıf kardeşlerinin karşısında çıkarıldıklarını söyleyen Ateş, bu durumun zamanla değiştiğini, kadınların giderek sınıf mücadelesinin ve sendikaların etkin bir parçası haline gelmeye başladıklarını ifade etti.
Britanya'nın işçi hareketlerinin ana vatanı olarak bilindiğini ve bu açıdan özel bir anlamı
olduğunu belirten Eylem Ateş, başlangıçta sendikalara kabul edilmeyen kadınların, daha sonra pek çok greve önderlik ettiğini ve bu grevlerin ardından sendikalarda etkin bir yer tutmaya başladıklarını anlattı.
Kadınları ortaklaştıran temel özellik kadınlık durumları
Türkiye’de bugün kadınların sendikalara üye olma oranının henüz yüzde 14,5’de kaldığını aktaran Ateş, dünyanın pek çok ülkesinde bu oranın kadın lehine daha yüksek olduğunu belirtti. Dünya üzerinde daha az örgütlenme sorunu yaşayan gelişmiş kapitalist ülkelerdeki kadınların sorunları ile Türkiye’de yaşayan kadın işçilerin sorunlarının birbirine çok benzer olduğunu da sözlerine ekleyen Ateş, “Dünyanın bütün ülkelerindeki kadınları ortaklaştıran temel özellik kadınlık durumlarıdır” dedi.
"Eşit işe, eşit ücret"
Ateş, kadınların iş gücü piyasasında ve sendikalardaki etkinliğinin artmasında ardı sıra gelen iki büyük paylaşım savaşının özel bir rolü olduğunu da hatırlattı. Savaş sürecinde erkeklerden boşalan tezgâhlarda kadınların geçici olarak ve düşük ücretle istihdam edildiğini anlatan Ateş, kadınların bir süre sonra sendikaları ile birlikte yeni mücadelelere başladığını ve “Eşit İşe, Eşit Ücret” talebinin ortaya çıktığını aktardı.
Bugünkü işgücü piyasasında kadın
Kadınların iş piyasasında bugünkü durumuna ilişkin bir değerlendirme yapan Ateş, kadınların işgücü piyasalarında tutunamayışları ile sendikalarda var olamayışlarının bir paralellik arz ettiğini söyleyerek sözlerine başladı. Ateş, “Kadının toplumsal cinsiyetçi işbölümünden kaynaklanan ev içindeki görünmeyen emeği onu işgücü piyasalarından uzaklaştırmış ve yine kadın olma, anne, eş olma durumlarından kaynaklanan somut sebepler üzerinden işverenler tarafından daha az tercih edilmelerine sebep olmuştur” dedi.
Kadınların sendikalarla bağı neden zayıf?
Kadınların sendikalarla olan bağının yetersizliğinin nedenlerine de değinen Ateş, bunun üç somut nedenini vurguladı.
1- Kadınların işlerine dair aidiyet duyguları daha azdır. Anne olma ve eş olma durumlarının zaman içinde onları işgücü piyasalarından uzaklaştıracağı gerçeği sözkonusudur. Bunun alternatifi ise aile ve toplumsal yaşam içinde üretilememektedir.
2- Dünyanın her yerinde çocuk, yaşlı bakımı ve ev işleri kadının sırtındadır. Bu durum zaman yaratma açısından sıkıntı yaratmakta ve kadınların sendikalara vakit ayıramamalarına sebep olmaktadır.
3- Kadınlar hemcinsi olmayan yapılarda kendilerini ifade etmekte zorluk çekmekte sendikaların erkek egemen yapıları ve imajı burada engel olmaktadır. Öte yandan sendikaların fiziki yapılanmalarının kadınların sendikalarda vakit geçirmesine müsait olmaması ( Lokallerde daha çok erkek işçiyi hedef alan tavla, okey vs. gibi araçların olması) bir sorundur.
Kadınları yok sayan hiçbir mücadele başarılı olamaz
Bu durumun aşılabileceğini vurgulayan Eylem Ateş, sendikalarda bu anlamda değişimin yönetim düzeyinde, yan organlarda ve temsilciliklerde kadın kotası uygulamasıyla başlayabileceğini, somut olarak kota uygulamalarının kadınlar açısından pozitif ayrımcılık olup kendilerini ifade etmelerinin önünü açabileceğinin altını çizdi.
Ateş konuşmasını “Kadınları yok sayan hiçbir mücadele biçimi tam başarılı kabul edilemez ve temellerinden biri eksik kalmış olacaktır. Sendikalar işçilerin evleridir ve güçlü sendikaların kadınlara ihtiyacı vardır.” sözleriyle bitirdi.
Özelleştirme Batman’lı kadınları da vurdu
Ateş'in sunumunun ardından söz alan Batman’lı kadınlar iş yaşamında kadından, kadına yönelik şiddete kadar çeşitli konuları tartıştılar.
Sendikalaşmanın son yılda gerilediğinden söz eden Petrol Ofisi emeklisi Sevgi Kanat,
Petrol Ofisi'nde başlayan özelleştirmeyle birlikte Petrol-İş üyelerinin işten çıkarıldığını söyledi ve bugün üye sayılarının yarıya kadar düştüğünden şikâyet etti.
TPAO’da geçici işçi olarak çalışan Bediha Kılıç da “Yılın yarısında çalışıyoruz, yarısında boşta kalıyoruz. Bayram geldi, 1 kg şeker alacak paramız yoktu. Yeri geldi eve meyve bile götüremedik. Çok zor bir dönemde geçiyoruz” dedi. Özelleştirme saldırısının hedefindeki bir diğer önemli kamu kurumu olan TEKEL’de çalışan Hanife Dicle’de özelleştirmenin tüm mağduriyetini yaşayan kadınlardan. 5 yıl sendika işyeri temsilciliği yapan Dicle, “Bir tekel kapatılıyor, açık olan yere gönderiliyorum. Bir süre sonra o da kapatılıyor.” diyerek, 8 yıldır 5 yer değiştirdiğini anlattı. Dicle, geçim derdi nedeniyle her şeye rağmen çalışmak zorunda olduğunu da vurguladı.
27 yıldır Türkiye petrollerinde çalışan İnci Şahin de 4 yıl temsilcilik ve 4 yılda yöneticilik yapan bir Petrol-İş üyesi. Kadınların daha aktif olması gerektiğini söyleyen Şahin, 100 kadar kadın personelin çalıştığı TPAO’da “Kadınlar önce kendine inanmalı” dedi.
Bölgede yaşayan Kürt kadınları olarak üretime yeni girdiklerini belirten SELİS Kadın Danışma Merkezi temsilcisi Sosyolog Gülistan Alkel, Batman’da yaşayan kadınların sendikal yaşamla ilişkilerini değerlendirirken, “Eğitim düzeyimiz ne olursa olsun sendikal faaliyetlere çok yakın değiliz ve eksiklik yaşıyoruz. Bölgesel ve kültürel sorunlardan kaynaklı olarak kadın olmak bu coğrafyada ayrı bir sorun. Kadınlar üretim faaliyetlerine geçmeden önce can derdi yaşadılar.” dedi. EmekDünyası