13 Ekim 2012, Cumartesi

Sosyal Sendikacılık

ÖZGÜR HÜSEYİN AKIŞ ozgur.barva.06@gmail.com

Bu başlıkta bir yazı yazmaya, Türk Metal Sendikası Başkanı Pevrul Kavlak'ın yazmış olduğu, Sosyal Sendikacılık kitabını okuduktan sonra karar verdim. Kitabı okuduğumda sendikanın üyelerine sunması gereken imkanlar arasında bulunmayan bazı şeyler olduğunu gördüm.

Bunlar; çalışma şartlarının iyileştirilmesi, işçi ücretlerinin iyileştirilmesi hususunda harcanan çaba şeklinde örneklendirilebilir. Bu sendikanın üyelerine sunduğu kimi imkanlar da var elbette; sendikaya ait bir otelde ailece tatil yapmak, üye eğitimlerini beş yıldızlı otellerde yapmak gibi...

2008 yılında başta Avrupa ve ABD gibi ülkelerde yaşanan ekonomik krizden Türkiye'nin daha az etkilenmesi amacı ile işveren sendikalar ile birlikte toplumu tüketime yönlendirmek için stantlar açıp "Sakız al, ver; ekonomiye can ver." diyerek bir sendikanın yapması gereken asli görevini yerine getirmiş olduğu yazıyor kitapta.

AKP iktidarı da bu sendikacılık anlayışından çok memnun; yarın Meclise getireceği "Toplu İş İlişkileri Yasa Taslağı"yla sendikaların sivil toplum örgütü gibi çalışmasını yasal düzenlemelerle pekiştirecek. Toplu iş ilişkileri kanunu ile iktidar partisi işçi sınıfına mücadeleci sendikalar yerine sosyal diyalog sendikacılığını armağan etmiş gibi görünüyor. Türk-iş, Hak-iş, TİSK, TOBB'un imzaladıkları iddia edilen 6 maddelik protokolden bazıları şunlar;

Eylül'de Başbakan Erdoğan'a verilen, ek önergelerle yasaya girmesi sağlanacak protokolde şu maddelerin yer aldığı belirtildi:

- Sendikal baraj, istatistikler açıklanana kadar sıfır olarak kabul edilecek. Böylece yeni kurulmuş Medya-İş gibi sendikalar sözleşme yapabilecek ve böylece daha önce yetki sahibi olduğu halde üye kaybettirilmiş sendikalar tarih olacak.

- Sendikal tazminat ödenmeyecek. Daha önceden bu ispatladığında işçi 16 ücret karşılığı sendikal tazminat alıyordu. Türkiye'deki işyerlerinin yüzde 60′ının 30 ve daha az işçi çalıştırdığı göz önüne alındığında sendikalılaşmanın nasıl çok daha zor bir hale geldiği anlaşılacak.

- Greve çıkılan ya da direniş yapılan bir işyeri önünde grev ya da direniş çadırı kurulamayacak. Diğer işçilerle dayanışma gösterilemeyecek.

- Sendika kurmak için o işyerinde ya da o işkolunda çalışmak gerekmeyecek. Bu tam adrese teslim bir madde. Zira Tarım-Orman işkolunda kurulan hükümete yakın sendika dava konusu oldu ve kurucusu bir avukat olduğu için davayı kaybetti. Şimdi durum kökünden çözülmüş olacak. Sosyal diyalog sendikacılığını destekler bir madde daha;

Yasanın 28. maddesinin konu ile ilgili kısmı şöyle;"Kuruluşlara nakit mevcudunun yüzde onunu aşmamak ve ilgili bakanlığa devretmek kaydıyla kreş, eğitim, rehabilitasyon ve spor tesisleri kurabilmeleri, yurtiçi ve yurtdışındaki doğal afet bölgelerine doğrudan veya yetkili makamlar aracılığıyla konut, eğitim ve sağlık tesisleri kurma, kamu yararına çalışan dernekler ile kamu kurum ve kuruluşlarına ayni ve nakdi yardımda bulunma imkanı tanınmıştır.

"Sendikalar, iktidar partisi yararına çalışan dernekler midir? Sendikaları sivil toplum örgütüne dönüşme isteği açıkça görülen iktidar partisinin son on yılda büyük bir yol kat ettiğini görüyoruz. Bazı sendikalar da dünden hazır olduklarını ispat edercesine işveren sendikaları ile "Toplu İş İlişkileri Yasası" Meclise gelmeden protokol imzalıyorlar.

Bu protokolde imzası olmayan DİSK ve Türk-İş içerisindeki sendikal güç birliği,bu yasa tasarısına karşı mücadele etme niyetinde olduklarını gösteriyorlar. Mücadeledeki niyet;biber gazını da,copu da beraberinde getiriyor.Mücadeleci sendikaların son nefesini de kesecek olan bu yasa taslağı,cevabını örgütlü işyerlerinde gösterilecek tepkiyle ve bu  tepkinin büyüyerek karşılık bulması ile "sosyal diyalog sendikacılığının" değil,işçi sınıfının çıkarlarını savunan sendikacılığın, önünü açacaktır.

KAYNAKLAR:

http://www2.tbmm.gov.tr/d24/1/1-0567.pdf   Sosyal Sendikacılık(Pevrul Kavlak)

http://emekdunyasi.net/ed/isci-sendika/19680-turk-is-ve-hak-is-ihanet-protokolune-imza-atti-mi