TAREM toplantısında NATO tartışıldı
Toplumsal Araştırma ve Eğitim Merkezi (TAREM)’in düzenlediği 2010 toplantılarının beşincisi “Kuruluşunun 60. Yılında NATO ve Türkiye” başlığı ile yapıldı. Taksim Hill Otel’de atölye çalışması biçiminde gerçekleşen toplantıya alanla ilgili akademisyen, gazeteci ve aydınların yanı sıra siyasi parti temsilcileri katıldı. “NATO - Türkiye ilişkileri”, “NATO’nun Kafkasya ve Ortadoğu planları ve Türkiye’ye biçilen rolün” ele alındığı atölye tartışmasına TAREM 2010 Toplantıları Koordinatörü Ayhan Bilgen, Avrupa Barış Meclisi Basın Sözcüsü Murat Çakır, TODAY Başkanı Kiraz Biçici, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Büşra Ersanlı, Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Chris Stephenson, Petrol İş Sendikası Genel Örgütlenme Sekreteri Nimetullah Sözen, Gazeteci-Yazar Metin Yeğin, Yazar Semih Hiçyılmaz, Temel Demirer, Demir Küçükaydın, Şinasi Haznedar, DTP temsilcisi Cafer Selçuk ve SDP temsilcisi Günay Kubilay konuşmacı olarak katıldı.
Murat Çakır: NATO, Atlantik ötesi işbirliğini geliştirmenin aracı olacak
TAREM 2010 Toplantıları Koordinatörü Ayhan Bilgen’in açılış konuşmasıyla başlayan toplantıda ilk konuşmayı Avrupa Barış Meclisi Basın Sözcüsü Murat Çakır yaptı. NATO’nun güncel yönelimlerini irdeleyen Çakır, yeniden yapılanan NATO’nun Transatlantik ortaklığın yenilenmesinin bir aracı olarak işlev göreceğini belirtti. Bu yenilenmenin özellikle konsensus ilkesinin kaldırılmasını, ön koşulların öne sürülmesinin yasaklanmasını ve NATO’nun savaşlarına katılmayan ülkelerin karar mekanizmalarına alınmamasını içereceğini ifade eden Çakır, Türkiye’nin NATO zirvesinde Rassmussen’in genel sekreterliğine yönelik yaptığı itirazların, Avrupa basınında, söz konusu değişikliklerin ne kadar gerekli olduğu yönündeki propaganda için kullanılmasını beklediğini söyledi.
AB-NATO işbirliği gelişecek
ABD yönetiminin gelecek için planlarının belli olduğunu söyleyen Çakır, ABD’nin batının dünya hâkimiyetini devam ettirmesinin masraflarını birden fazla ülkeye bölüştürmek istediğini söyledi. Avrupa Birliği ile NATO ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik çabalara da değinen Çakır, “AB’nin güçlenmesi bizim müttefiklerimizin güçlenmesi ve dolayısıyla NATO’nun güçlenmesidir” vurgusunun yapıldığını açıkladı. Çakır sözlerini “Önleyici savaş konseptinin geliştirilmesi ile birlikte yeni savaşlar doğacak, bu savaşlara ekonomik krizin yükü de eklenecek. Dünyayı son derece tehlikeli bir gidişat bekliyor” diyerek sonlandırdı.
Chris Stephenson: NATO’ya karşı ideolojik savaş da gerekiyor
NATO’nun daha saldırgan ve tüm dünyaya yönelik bir konsept geliştirdiğini söyleyen Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Chris Stephenson ise NATO’ya karşı ideolojik savaş da vermek gerektiğinin altını çizdi.
Büşra Ersanlı: Dünyayı daha entegre bir güçle yönlendirecekler
NATO’da çok taraflılığın olmadığını söyleyen Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Büşra Ersanlı ise NATO’nun demokrasiye tamamen karşıt olduğunu söyledi. Daha entegre bir süper güçle dünyanın yönlendirilmesinin planlandığını belirten Ersanlı, NATO’nun savunmadan saldırıya geçiş kararlarının çok tehlikeli olduğunu belirtti. NATO’nun yeni konseptinde dillendirilen “Zor anları paylaşmak” lafının bir paylaşıma işaret olmadığını söyleyen Ersanlı, bu paylaşımın militarizasyonun hangi noktaya ulaştığına işaret ettiğini belirtti.
Nimetullah Sözen: Demokrasi güçleri NATO’ya karşı mücadelede yetersiz kaldı
Petrol-İş Sendikası Genel Örgütlenme Sekreteri Nimetullah Sözen, 60. yılda da NATO’nun halklar açısından tehlikeli ve acımasız olduğunu ifade etti. NATO’nun gücünden yararlanmak için tüm devletlerin üye olmak istediğini söyleyen Sözen,
demokrasi güçlerinin NATO’ya karşı mücadelede yetersiz kaldığını vurguladı.
Türkiye’nin yıllardır uyguladığı savaş politikalarıyla NATO’nun kendisini temsil ettiğini belirten DTP temsilcisi Cafer Selçuk ise “ABD Irak’ı işgal ettiğinde ‘demokrasi getireceğim’ diyordu, Türkiye de Kürtlere saldırarak demokrasi uyguladığını söylüyor. Halklar arasındaki çatışma bu sistemin işine yarıyor” diye konuştu.
Metin Yeğin: Kolu kanadı kırılan ABD, NATO’ya daha fazla önem verecek.
NATO’nun Ortadoğu’daki rolünün daha da artacağının vurgulandığı toplantıda Türkiye’nin bölgedeki öneminden bahsedildi. ABD’nin Ortadoğu’da havuç- sopa politikası uyguladığını söyleyen Metin Yeğin, askeri açıdan güçlü olan Türkiye’nin jeopolitik konumunun da etkisiyle daha derinlere sürükleneceğini belirtti. Irak işgali öncesinde ABD’nin NATO’yu umursamadığını söyleyen Yeğin, işgalin ardından kolu kanadı kırılmış olan ABD’nin artık daha geniş bir konsensüsle davranacağını ve NATO’ya daha fazla önem atfedeceğini sözlerine ekledi.
Temel Demirer: Kavganın bir ucu Latin Amerikaya uzanacak
NATO’nun yeni dönemde ulus imalat rolü üstleneceği söyleyen Temel Demirer ise NATO’nun tüm genişleme planlarının bunun üzerine yapıldığını ifade etti. “Kavganın bir ucu Latin Amerika’ya uzanacaktır” diyen Demirer, kıtanın su ve enerji kaynaklarına yönelik olarak Çin’in hamleler yaptığını belirtti ve ABD’nin buna daha fazla göz yummayacağının altını çizdi.
Günay Kubilay: Anti-emperyalizm şovenizm ve militarizm karşıtlığını içermeli
Yeni Ortadoğu politikalarında Obama’nın NATO’yu daha işlevli hale getireceğini söyleyen Günay Kubilay ise NATO’nun yeni müdahalelerinin yönünün yeni gelişen sol iktidarlara karşı Latin Amerika olacağını ifade etti. Kubilay, anti-emperyalist mücadelenin şovenizm ve militarizm karşıtlığını da içermesi gerektiğini sözlerine ekledi. Bölgedeki ittifak ilişkilerinin anti-emperyalizm karşıtlığı üzerinden ele alınması gerektiğini söyleyen Kubilay, “Hamas’ın İsrail karşıtı tutumuna ikircikli davranmamak gerekiyor” dedi.
Semih Hiçyılmaz: NATO bir sınıf örgütlenmesidir
NATO’nun bir sınıf örgütlenmesi olduğu söyleyen Semih Hiçyılmaz ise ”Emperyalizmin kendi hâkimiyetini sürdürmesi için kurulan bu askeri örgütlenme başka bir dünyaya karşıydı. O dünya kalktı ama çelişkiler ortadan kalkmadı. Dünyadaki enerji paylaşımında emperyalistler arası çelişkiler devam ediyor” diye konuştu.
Hiçyılmaz, Ortadoğu ve Çin’e kadar uzanan projelerin daha önce ‘Birimize yapılan saldırı hepimize yapılan saldırıdır’ diyerek başladığını, 11 Eylül’de ise ‘Ya benden yanasınız ya da teröristten’ vurgusuna dönüşerek devam ettiğinin altını çizdi.
Kontgerilla bir NATO örgütüdür
NATO üyesi her ülkede sermaye egemenliğini tehdit eden güçlere karşı kontgerillla örgütlenmesinin oluşturulduğunu hatırlatan Hiçyılmaz, bunun Türkiye’de de gerçekleştiğini ifade etti. Türkiye’nin NATO’ya girdiğinden bu yana 6–7 Eylül’de ve Hrant Dink’in katledilişiyle azınlıklar, kimi zaman Aleviler, 1 Mayıs 1977’de işçiler ve sendikacılar, 16 Mart’ta gençliğin hedefe konulduğunu, 82’den sonra ise uyanış içindeki Kürt hareketinin hedef alındığını vurgulan Hiçyılmaz, “NATO’nun esas bu yanı tartışılmalıdır” dedi.
Toplantının ikinci bölümünde NATO karşıtı mücadelenin deneyimleri ve toplumsal muhalefetin görevleri ele alındı. Bu bölümde söz alan Murat Çakır, anti-kapitalizmin anti-emperyalist mücadele ile birlikte ele alınması gerektiğini söyleyerek, büyük silah tekellerinin de NATO’nun içinde olduğunu belirtti. Çakır, ulusalcı anlayışla NATO’ya karşı çıkılmasının yanlış olduğunu söyledi. Bu bölümde söz alan Demir Küçükaydın, “Burjuvazi bile ulus devletlerin iflasını ilan etmişken bizim eski söylemlerle mücadele etmememiz gerekir” diyerek ulus devletlerle sınırlı mücadele söylemlerinin değişmesi gerektiğini belirtti.
Demirer: “NATO, sermaye ilişkilerini yeniden biçimlendirecek”
Dünya gerçeğinin sınıf karşıtlığı üzerinden şekillendiğini dile getiren Temel Demirer, NATO’nun dünya çapındaki sermaye ilişkilerini yeniden biçimlendireceğini söyledi. NATO’dan çıkılmasının ulusal solcuların problemi olduğunu söyleyen Demirer, bunun belki anlamlı ama yetersiz olacağını ifade etti ve “NATO yıkılmalıdır” dedi. NATO’nun yenilenmesi arayışlarıyla, yaşanan ekonomik krizin bağlantısına da değinen Demirer, konuşmasını “Kapitalizm yaşanan ekonomik krizi iktisadi zor dışı zor aygıtlarına başvurmadan aşamaz. Kapitalizm her bunalımdan küresel yıkımla çıkmıştır. NATO bunun temel araçlarından olacaktır” diyerek sonlandırdı.
Ayhan Bilgen: Alternatif güvenlik anlayışını yerleştirmeliyiz
Toplantının kapanış konuşmasını da Ayhan Bilgen yaptı. Barışı korumaktan değil, Barışı ‘yapmaktan’ söz edildiğine dikkat çeken Bilgen, toplantıyı şu sözlerle kapattı: “NATO’nun genişleme tartışmalarında kapsamlı yaklaşım deniliyor. Biz de NATO’ya böyle kapsamlı yaklaşmak zorundayız. Barışı korumak değil, barışı yapmak diyorlar. Bizler de ülkelere alternatif bir güvenlik anlayışını yerleştirmek zorundayız” diyerek sözlerini noktaladı.
60. yılında Nato Notları/ Temel Demirer- ( "Kuruluşunun 60. yılında Nato ve Türkiye" başlıklı TAREM toplantısı'nda yaptığı sunumdur...)
EmekDünyası