Kriz; hırsızlık, cinsel taciz ve aile içi şiddette artış yarattı
Tez Koop-İş Sendikası İstanbul 4 No’lu Şube ile Toplumsal Araştırma ve Eğitim Merkezi’nin (TAREM) ortaklaşa gerçekleştirdiği kadın işçi temsilcileri eğitimlerinin 6. sı yapıldı. Migros, Şok, Tansaş ve İstanbul Barosu işyerlerinden kadın temsilcilerin katıldığı eğitimde krizin kadınlara etkisi ve kadınlarla ilgili hukuksal düzenlemeler konuşuldu. Krizin öncelikle kadınları işsiz bıraktığını söyleyen kadınlar, kriz ile birlikte hırsızlık, cinsel taciz ve aile içi şiddette artış yaşandığını kaydettiler. “Krizin kadın işçiler üzerindeki etkisi ve hukuki haklarımız” başlıklı eğitim dün (16 Nisan) Tez Koop-İş Sendikası İstanbul 4 No’lu Şube eğitim salonunda gerçekleşti. Eğitimde, Eğitim Sen İstanbul 3 No’lu Şube Kadın Sekreteri Özlem Noyan kadınların krizden nasıl etkilendiğine değinirken Avukat Devrim Avcı da kadınların hukuki hakları üzerine bilgilendirmede bulundu.
“ Birleşik bir mücadele ağı kurulmalı”
Krizin öncelikle kadınları işsiz bıraktığını anlatan Eğitim Sen İstanbul 3 No’lu Şube Kadın Sekreteri Özlem Noyan, işten çıkartılan kadınların ev eksenli çalışmaya yöneldiğine dikkat çekti. Noyan, ev eksenli çalışma ile kamusal alanın dışına çıkan kadınların kayıt dışı çalıştırılmaya başlandığını ve çocuk işçiliğinin de yaygınlaştığının altını çizdi. Yasal düzenlemelerde var olan doğum hakkı, süt izni gibi haklar sebebiyle ve kadın istihdamının işverenler tarafından tercih edilmediğini söyleyen Noyan, işyerlerinde kadın istihdamının arttırılması gerektiğini belirtti. Noyan,
kadınların kazanılmış haklarının ellerinden alındığı bu dönemde, hak gasplarına karşı çıkmak için kadınlar başta olmak üzere krizin faturasıyla karşı karşıya gelen tüm kesimlerin birleşik bir mücadele ağı kurması gerektiğini kaydetti.
“Uzun süren ve masraflı davalar işçileri dava açmaktan vazgeçiriyor”
İşçilerin kriz döneminde işsizlikle karşı karşıya kaldıklarına söyleyen Avukat Devrim Avcı, iş sözleşmesinin feshi için işverenin krizin işyerini olumsuz etkilediğine dair yazılı gerekçe sunması gerektiğini belirtti. İşçilerin sözleşme feshine itirazının mümkün olduğunu belirten Avcı, feshin tebligatı ulaştığı andan itibaren bir ay süre içerisinde işe iade davasının açılabileceğini söyledi. Bu sürelerin işçilerce bilinmediğinin altını çizen Avcı, bu sebeple pek çok işçinin işe iade davasını açamadığını kaydetti. İşten çıkartılmalara karşı mahkeme yolunun gösterildiğini aktaran Avcı, dava sürelerinin uzunluğunu ve masrafların fazlalığını işçileri dava açmaktan vazgeçirdiğini belirtti.
“İşçiler karalanarak işten çıkartılıyor”
Avcı, işverenlerin ihbar ve kıdem tazminatı ödememek için ahlak ve iyi niyet kurallarının ihlali gerekçesiyle işçileri karalayarak işten çıkarmalara başvurduğunu belirtti. İş hukukunda kadınlara yönelik düzenlemelerin de olduğunu belirten Avcı, “Yasaya göre, işveren cinsiyet ayrımcılığı yapamıyor. Ama böyle bir durum yaşandığında ispat yükümlülüğü işçiye ait. Ama işçi kadın da çoğu zaman bunu ispatlayamıyor” diye konuştu.
Çocuğun bakımı erkeğin de işi
Sunumların ardından söz alan işyeri temsilcisi kadınlar yaşadıkları sorunlardan bahsettiler. Ayrı ayrı mağazalarda çalıştıkları için kreş hakkının çalıştıkları işyerlerinde uygulanmasının zor olduğunu belirten kadınlar, bu haklarına ilişkin öneriler de sundular.
Kadınlar, kreş hakkı için aranan çoğunluk hesabında işyerindeki kadın sayısının değil, çalışan sayısının temel alınması gerektiğini, çocuk bakımının erkeklerin de işi olduğunu söylediler. Çalışan sayısının yeterli olmadığı yerlerde ise bölgesel düzenlemeler yapılmasını istediler.
Doğum izni yetersiz
Doğum izninin verilmiş bir hak olarak görüldüğünün altını çizen kadınlar, bu iznin yetersiz olduğunu, çocukların kreşe başlama yaşına gelmeden annelerin işbaşı yapmak zorunda olduklarını söylediler. Kadınlar, Avrupa ülkelerinde verilen doğum izinlerin kadınların lehine olduğuna ilişkin örnekler verdiler.
Kriz daha da yoksullaştırıyor, suça yöneltiyor
Krizin kadınlara etkisinin yıkıcı düzeylere ulaşacağından bahseden kadınlar, kendi yaşamlarından verdikleri örneklerle krizin sonuçlarını gözler önüne serdiler.
İşyeri temsilcisi Dilek Oğuz, eşinin işyerinin kriz gerekçesiyle daha uzak bir yere taşındığını ve ayrı evlerde yaşamaya başladıklarını söyledi. Ailelerini dağıtan bu durumun iki evin masraflarını karşılamayı da zorlaştırdığını ifade etti.
Baroya gelen kayıtlardan hareketle kriz ile birlikte hırsızlık, cinsel taciz ve aile içi şiddette artış olduğunu söyleyen işyeri temsilcisi Bilge Çoban ise krizin daha da yoksullaştırdığı ailelerin ev birleştirmelerine yöneldiğini belirtti.
Krizin kadınlara etkisinin somut veriler ve örnekler halinde görünür kılınmasını isteyen kadınlar, daha önce 9 işçi sendikası ve TAREM’in kurmuş olduğu kadın dayanışma ağının ve www.krizdekadindayanismasi.org sitesinin daha etkin kullanılmasını istediler.
EmekDünyası