Sendikacılardan uluslararası dayanışmanın önemine vurgu
Uluslararası sendikal mücadelenin deneyimleri ve olanakları tartışıldı. DİSK 13. Genel Kurulu öncesinde ‘Uluslararası Sendikal Hareket ve Sendikal Mücadelede Yeni Deneyimler’ sempozyumu Caddebostan Kültür Merkezi’nde yapıldı.
Farklı kıtalardan sendika temsilcilerinin katıldığı sempozyumun açılış konuşmasını DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi yaptı. Öncelikle katılımcıları selamlayarak sözlerine başlayan Çelebi, uluslararası dayanışmanın önemine değinerek bu sözcüklerin yaldızlı sözcükler olmadığını, DİSK’in pratikte de bu dayanışmayı gerçekleştirmeye çalıştığını söyledi. Küresel dayanışma alanında Avrupa’ya çok şey borçlu olduklarına değinen Çelebi DİSK için "Bu ülke topraklarına ayaklarını sağlam basacaktır ama küresel düşünecektir" çıkarımını yaptı. DİSK’in 13. Genel Kurulu’nun uluslararası deneyimlerin ve Türkiye’de verilen mücadelelerin verdiği şevkle örgütlendiğini söyleyen Çelebi, "ayağa kalkma çağrısı yapıyoruz" diyerek sözlerini bitirdi.
Çokuluslu şirketlerle de TİS imzalanmalı
Çelebi’nin konuşmasının ardından ‘Bir olanak olarak uluslararası sendikal hareket’ başlığıyla sempozyumun ilk oturumu başladı. Oturumda ilk sözü alan İngiltere’den TUC-CUW Avrupa İlişkileri Sorumlusu Seam Bamford, uluslararası hareketin hayati önemini vurguladı. Küreselleşmenin işgücü ve refah için tehlike oluşturduğuna, işçi haklarının göz ardı edilmesini beraberinde getirdiğine değinen Bamford, küreselleşmenin kimi fırsatlar da getirdiğini ileri sürdü. Bamford, "Asıl mesele, gelişmekte olan pastadan işçilerin nasıl daha fazla pay alabileceğidir. TUC bunun için işçi haklarının korunmasını ve refahın yaratılmasını birlikte ele aldı" dedi. Konuşmasında hayat boyu öğrenme, becerilerin geliştirilmesi ve aktif sanayi stratejisinin geliştirilmesini öneren Bamford, ‘Sermaye sınır tanımaz hale geldi, bizim de bunu yapmamız gerekir’ dedi.
İkinci olarak konuşan İtalya’dan ITUC Cenevre Bürosu Müdür Yardımcısı Raquel Gonzales, Uluslararası firmaların küreselleşmenin ajanı olduklarına değinerek Wall-Mart örneğinde ücretler, kadınlara yönelik ayrımcılık ve sendika karşıtı politikalar olarak bunun ortaya çıktığını söyledi. İşsizlik, yoksulluk ve kayıt dışı ekonomini arttığına değinen Gonzales, atipik istihdam şartları ve işverenlerin TİS yükümlülüklerinden kaçınmaya çalışmalarıyla kayıt altındaki ekonominin de saldırı altında olduğuna değindi. Çokuluslu şirketlerle de TİS imzalamanın önemine vurgu yapan Gonzales sözlerine söyle devam etti: "Sendikal hareket daha adil bir küreselleşmeyi nasıl gerçekleştirecektir? Bunun için amacımız: daha güçlü bir sendikal hareket oluşturmak. Sendikalar, ‘İyi iş (Decent work)’ kavramını oluşturmak için hükümetler üzerinde baskı yapmaya devam etmeliler. Tam ve iyi istihdam, yoksullukla mücadelede temel strateji olmalıdır".
Birimize adaletsizlik, hepimize adaletsizliktir
Gonzales’in ardından söz alan Fransa’dan CGT Uluslararası İlişkiler Uzmanı Mariannick Lebris, büyük Fransız süpermarket mağazası Carrefour’a karşı Polonya ve Rusya’daki işçilerle ortak eylemler gerçekleştirdiklerini aktardı. Diğer ülkelerde işçilerin aleyhine yaşanan gelişmeleri, kendi ülkelerini de etkileyeceği için desteklediklerini söyleyen Mariannick, ITUC’un Avrupa’da TİS sürdürme yetkisine sahip tek örgüt olduğunu belirtti.
Oturumdaki son konuşmacı Güney Afrika’dan katılan COSATU Başkan Yardımcısı Violet Seboni, "Birimize adaletsizlik, hepimize adaletsizliktir" sloganıyla kurdukları COSATU’nun savaş, demokrasi, azgelişmişlik, işsizlik hastalık, çevre felaketleri ve eşitsizliklerle sürekli mücadele etmek zorunda olduğunu söyledi. Seboni, "Az gelişmişlik ve sömürge yönetimi hakların büyük ölçüde yok edilmesine sebep oluyor. Kriz, bizim kıtamızda daha derinlere iniyor" diye konuştu.
Her türlü ayrımcılığı engellemeliyiz
"Sendikal özgürlükler bağlamında farklı ülke deneyimleri" başlıklı ikinci oturum Arjantin’den CTA Uluslararası İlişkiler Danışmanı Hector Eduardo Mendez’in konuşmasıyla başladı. Yasal bir kurum olarak tanınma hakkı için mücadele etiklerini anlatan Mendez, Mart 2008‘de Amerika Sendikal Konfederasyonu’nun kurucuları arasında yer alacaklarını ve bunun yeni bir mücadele kanalı açacağını bildirdi.
Mendez’in ardından konuşan Brezilya’dan CUT Uluslar arası İlişkiler Uzmanı Clair -Siobhan Ruppert, Fransa’da 65 milyon çalışanın %18’inin sendikalı olduğunun, sendikalı olanların da % 60’ının kendi sendikalarında örgütlenmiş olduğunu söyledi. Hükümetlerden ve sosyal partilerden bağımsız olan sendikalarının son hükümeti içinde sendikacıların yer alması nedeniyle desteklediklerini söyleyen Ruppert, "Formel istihdamın ve sosyal yardımların artmasını sağladık. Çocuk çalışmasını ve cinsiyet dahil her türlü ayrımcılığın yaşanmasını engellemeye çalıştık. Önceki hükümetlere göre sosyal açıdan ilerleme kaydedildiğini görebiliyoruz" dedi.
Sendikacılar için en tehlikeli ikinci ülke Filipinler
Ülkesinde işsizliğin ve düzensiz çalışma oranının oldukça yüksek, istihdam süresinin ise çok düşük ve güvencesiz işlerin çok yaygın olduğunu söyleyen Güney Kore KCTU Genel Başkan Yardımcısı Young-Ok Jin, 96-97 yıllarında işten çıkarmalar dolayısıyla grevler yaptıklarını belirtti. Güvenceli çalışma konusunda çalışma yürüttüklerini, yasa çıkarılmasını sağlayarak sabit süreli sözleşmelerin sınırlarının genişletildiğine değinen Jin, bu yasadan sonra sözleşmelerin iptali ve farklı ücret uygulamalarıyla yüzyüze kaldıklarını söyledi. Jin konuşmasını "Ayrımcılık, düzenli-düzensiz çalışanların dayanışması ve birlikte mücadelesi ile ortadan kalkacaktır" diyerek sonlandırdı.
Jin’in ardından söz alan Filipinler 1 Mayıs Hareketi Emek Merkezi’nden KMU Genel Başkanı Emler Labog, ülkesinde yüzlerce sendikacının tutuklandığını, katledildiğini sendikal örgütlenme mücadelesinin her yolla engellenmeye çalışıldığına değindi. Filipinler’in sendikacılar için en tehlikeli ikinci ülke olduğuna ve yargısız infazların yaygınlığına değinen Labog, ulusal demokratik haklarına sahip çıkarken Filipinler’deki mevcut rejime karşı da mücadele verdiklerini belirtti. Labog konuşmasını, “Konuşmak ve hareket etmek gerekiyor!” diyerek sonlandırdı.
Oturumun son konuşmacısı DİSK Genel Sekreteri Musa Çam, Türkiye’nin sendikal hak ve ihlalleri uygulayan ülkeler arasına resmen girdiğine değinerek, sendikal örgütlenme önündeki engellere değindi. 2821- 22 sayılı kanunun değiştirilmesi sebebiyle bir araya gelen sendikal konfederasyonların ilerleyen tarihlerde bu değişiklikleri işveren temsilcileriyle konuşacaklarını kaydetti. emekdunyasi.net