08 Nisan 2008, Salı

Sulukule’de bayram değil, matem var

Bugün Dünya Roman Günü... Romanların, havaların ısınmasıyla mağaralardan çıkışını simgeliyor. Sulukuleliler bu güne, sabahın erken saatlerinde yıkım sesleriyle uyandılar...  8 Nisan Dünya Roman Günü, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Türkiye’deki Romanlar da bugünü çeşitli etkinliklerle kutluyor. Yıkımın bugün de süreceği Sulukule’deki Romanlar ise farklı bir kutlama yapıyorlar. Gökyüzüne “dilek balonları” uçuran Sulukuleliler böylece “Avrupa Birliği’nin ve ABD’nin duyduğu seslerini, Ankara’ya duyurmayı” amaçlayan Sulukuleliler, “Bugünü kutlamak yerine matem yapıyoruz” dediler.

-----

GÖKYÜZÜNE UÇURULAN DİLEK MEKTUBU
Sulukule’de bugün Ankara’ya mesaj niteliğinde yazılan ve gökyüzüne balonlarla ‘dilek’ olarak uçurulan mektup şöyle:

Bin yıllık mahallemiz hayalet bölge gibi
Bugün 8 Nisan Dünya Roman Günü, ve biz Sulukuleliler bu günü kutlamak yerine, matemle karşılıyoruz... Bin yılı aşkın bir tarihi olan mahallemiz, artık bir hayalet bölge haline geldi...
Yıkımı izliyorlar...

Her yerde yıkılmış evler, komşusuna, akrabasına sığınmış evsizler, ortada sokakta kalmış öksüz ve yetimler, gördüğünüz yetersiz sağlık koşulları ve iki yıldır süren korkular, baskılar nedeniyle ruhen ve bedenen çökmüş insanlar, var artık...

Burada savaş mı var? Doğal afet mi geçti?
Çocuklarımız dönüşlerinde evlerini bulamayacağı korkusuyla okullarına gitmez oldu, hasta sayımız gün geçtikçe artıyor... Yıllardır boğuştuğumuz işsizliğin üzerine bir de yuvasızlık eklendi artık... Çoğumuz yarı aç, yarı tok yatıp, sabah dozer sesleriyle uyanıyoruz...


Niye? Burada savaş mı var? Doğal afet mi geçti üzerimizden? Hayıır!!! Kentsel dönüşüm vurdu bizi...

Eski zengin ve şenlikli mahalleyi istiyoruz
İstanbul’un en eskileri olan bizler, birilerince, kendi yurdumuz, köyümüz olan bu mahalleye uygun görülmedik... Sultanlar bizi bağırlarına bastılar... Şimdilerde ise bize “ucube” diyenler var...

Bizi doğduğumuz toprakların dışına atmak istiyorlar... Oysa biz, önceki yönetimlerin açtığı yaraların sarılmasını, mahkum edildiğimiz işsizliğin, yoksulluğun giderilmesini ve mahallemizin eski zengin ve şenlikli haline döndürülmesini talep ediyoruz...

Osmanlı’dan kalma tapularımız var
Bu mahalle bizim! Çoğumuzun elinde Osmanlı’dan kalma tapular var veya vardı... Başka hangi mahallede böyle tarihi bir mülkiyet durumu var???


Bu tapular, korkutularak, köşeye sıkıştıralarak, çaresiz bırakılarak ellerimizden alındı ve alınmaya devam ediliyor. Biz buraya 10 yıl önce, 20 yıl, 30 yıl önce gelmedik... Biz yüzyıllardır buradayız...

Bu mahallede ne yapılacaksa bizim için yapılmalı
Bu mahalle bizim yurdumuz, toprağımız, köyümüz... Ve bizimle birlikte kalkınıp, bizimle birlikte gelişmeli... Bizimle birlikte yaşayıp, bizimle birlikte zenginleştirilmeli...

Yenileme, dönüşüm... Adı her neyse, ne yapılacaksa bizim için, buranın gerçek sahipleri olan biz Sulukuleliler için yapılmalı...

Rant kokusu alan yeni yatırımcılar için değil. Bu evleri ellerimizden nasıl aldıkları aşikar olan şaibeli yeni sahipler için değil...

Biz Sulukuleliler için insanca yaşanılır bir yer haline getirilmeli bu mahalle... Sulukule artık bir “ucube” gibi görünüyorsa size, bu bizim suçumuz, bizim seçimimiz değil...

Sokağa bırakmayın, geçici konutlar verin
Bizi bu hale getiren geçmiş yönetimler utansın... Ve bizi yine dışlamak isteyen şimdiki yöneticilerimiz uyansın...

Yöneticilerimizden tek duymak istediğimiz bu: Sulukule, Sulukuleliler için yenilenmelidir...
Yıkımı izliyor...

Yıkımlara, bize hiç bir barınma yolu gösterilmediği için, sokaklara gönderildiğimiz için karşı çıkıyoruz...

Borçlanıp ödeyelim, sonra geri dönelim
İnşaatlar süresince bize gecici konutlar gösterilsin, sokaklarda kalmasın, yaşlılarımız, hastalarımız, kadınlarımız ve en önemlisi geleceğin güvencesi çocuklarımız...

Mahallemizin düzenlenmesi, iyileştirilmesi bittiğinde ise biz tekrar buraya, yurdumuza dönelim.
Bu yoksulluk koşullarında borçlandırılacaksak eğer, bu mahallede daha iyi şartlarda yaşamak için borçlandıralım.. Ve bunu seve seve çalışarak ödeyelim...

Bizim için iş, meslek, sosyal ve ekonomik kalkınma projeleri sayesinde, turizm sayesinde yeniden kendimize gelelim ve bu topraklara hizmet etmeye devam edelim...

Bizim maketlerimiz, sahte heykellerimiz değil, biz kendimiz turistleri buraya çekelim. Gelenek ve göreneklerimizi tanıtalım...

Tarihimizle, hafızamızla biz canlı müzeyiz
Canlı müze isteniyorsa eğer, işte biz canlı müzeyiz...

Toprağımızın altından tarih fışkırıyor... Etrafımız tarihle çevrili... Hafızamız, yüzlerce yıllık tarihle dolu... Yeni gelecek olan rantçılardan hangisi bu görevi yerine getirebilir? Onlar tarihimizi nereden bilebilir?


Dünyadaki bu biricik Sulukule örneğini hep birlikte yaşatalım... Keyfini hep birlikte sürelim... İşte budur bütün istediğimiz...

Dünya duydu, Ankara da bizi duysun
Bizi, taa Avrupa’dan, Amerika’dan duyanlar, ziyaret edenler oldu... Ama kendi belediyemizden gelip bir çayımızı içen, halimizi soran olmadı...

Ankara’da kendi yöneticilerimiz, duymak bir yana, bizi “ucube” sandı... Sesimizi bir kendi vatanımızda duyuramadık...

Ve şimdi, Dünya Roman Günü’nü sevinçle kutlamamız gereken bugünde diyoruz ki, bugüne kadar bize hep matem yaşattığınız...

Sesimizi duyun artık... Bunun için gökyüzüne yolluyoruz mesajlarımızı şimdi... Belki bu yolla dileklerimiz Ankara semalarına ulaşır sonunda. Dünya duydu sesimizi, sayın yöneticilerimiz, lütfen siz de artık kulak verin...

8 NİSAN KUTLAMALARININ ANLAMI
8 Nisan 1971, tüm dünyadan Romanlar için büyük bir önem taşıyor. Çünkü bu tarih, 1960’lı yıllarda Fransa’da, Moldav asıllı Ionel Rotaru’nun başlattığı ve II. Dünya Savaşı esnasında Naziler tarafından çingenelere uygulanan soykırımın tanınmasını amaçlayan hareketin en önemli sonucu 1971’de Uluslararası Romani Birliği’nin kurulması oldu. Birliğin ilk kongresinde alınan kararla Romanlar için bir bayrak ve Gelem Gelem isimli bir de ulusal marş kabul edildi.

MAĞARALARDAN ÇIKIŞI SİMGELEYEN BARIŞ BAYRAMI
1856’da köleliğin ortadan kalmasına kadar Romanya prensliğinde köle olarak yasayan Rrom‘lar ağaç dalları ile kaplı, yer altına kazılmış, ismi BORJEI olan büyük mağaralarda atlarıyla yaşıyorlardı. Atlar, soğuk havada ısınmalarına yardımcı oluyordu. Nisan ayının ilk günlerinde, havaların ısınmasıyla bu mağaralardan çıkıp, atlarını süsleyip bayram yapıyorlardı. Kongre, işte bu güne atfen, 8 Nisan tarihini “Dünya Uluslararası Rrom (Roman) Günü” ilan etti.

PARİS’TE “SULUKULE” ETKİNLİKLERİ
Fransa’daki Rrom kolektifi de “Rromların Sesi” isimli derneğin öncülüğünde 4 yıldır, 8 Nisan gününü farklı kültürlerin buluşmasına ve Rrom kültürünün gelişmesine katkı yapmak amacıyla barış ve diyalog günü olarak kutluyor.
Paris'teki etkinliklerin afişi...

Bu yıl gerçekleştirilecek etkinlikler arasında, kentsel dönüşüm projesi nedeniyle yıkılmakta olan Sulukule’ye ilişkin fotoğraflarıyla Deniz Ersoy’un da bir sergisi bulunuyor. Etkinlikte ayrıca Malki Tsigani’nin “Çocukların Bakışları” başlığı altında topladığı fotoğrafları da sergilenecek. Açılışları 8 Nisan günü yapılacak sergiler esnasında Ramic Kardeşler’in piyano, Armando Pandel’in ise keman ile katılacağı “Çingeneler” adlı bir de klasik müzik dinletisi yer alacak.

“YERYÜZÜNÜN LANETLİ HALKINI” ANLAMAK İÇİN
Uluslararası Af Örgütü de, bugün için bir dizi etkinlik gerçekleştiriyor. Af Örgütü Türkiye Şubesi’nden yapılan açıklamada bugünkü etkinliklerin amacı şöyle ifade edildi:
“Türkiye’de ve dünyada en fazla ayrımcılık ve dışlanma pratiklerine maruz bırakılan; baskı, şiddet ve yoksulluk sarmalında yaşamaya mahkum edilen yeryüzünün lanetlilerinden olan bir halkın, Romanların yaşadığı sorunları daha yakından görebilmek; uğradıkları her türlü eşitsizliği daha yüksek bir perdeden seslendirmek; bu yoksun bırakılma halini daha büyük ölçülerde görünür kılmaya katkıda bulunmak.” (NTV)