16 Nisan 2008, Çarşamba

Eğitim Sen'den üniversite deklarasyonu

Üniversitelerin sorunlarına ve çözüm önerilerine yönelik deklerasyonu açıklayan Eğitim Sen, üniversitelerin neo-liberal politikalar ile ticarileştirildiğini, akademisyenlerin aydın konumundan uzaklaştırılarak, 'profesyoneller' haline getirildiğini bildirdi. Eğitim Sen, YÖK'ün tümden kaldırılarak demokratik bir üst kurul oluşturulmasını talep etti.

-----

Eğitim Sen, üniversitelerde eğitim ve bilim emekçilerinin durumuna ilişkin 30 Mart'ta yaptığı toplantının sonuçlarını açıkladı. Eğitim Sen Ankara 5. Nolu Şube'de yapılan açıklamayı Gazi Üniversitesi Araştırma Görevlisi Remzi Altunpolat yaptı. Altunpolat konuşmasına, Akdeniz Üniversitesi'nde ülkücülerin öğrencilere saldırmasını kınayarak başladı. Üniversitelerdeki sisteme karşı irade oluşturmak için bir araya geldiklerini söyleyen Altunpolat, bütün kurumların ve yaşamın her alanının sermayenin mantığına göre düzenlendiğini belirtti. Üniversitelerin küresel pazara açılmasının hedeflendiğini kaydeden Altunpolat, "Üniversitelerde parçalanma yaratılıyor. Bilimsel bilgi ve eğitim metalaştırılarak, üniversiteler şirketleştiriliyor. Bu doğrultuda, üniversite-sanayi işbirliği olarak adlandırılan proje aslında üniversitenin sermayenin emrine verilmesi çabasıdır. Bu yolla üniversiteler 'satılabilir' bilgi ürütmeye zorlanmaktadır" dedi.

'Üniversite kapıları emekçi çocuklarına kapatıldı'

Gelinen aşamada, üniversite kapılarının yoksullara ve emekçi çocuklarına kapatıldığını, alınan harçlar ile eğitimin ticarileştirildiğini kaydeden Altunpolat, "Üniversitelerimiz salt diploma ve unvan dağıtan ve işgücü piyasasını besleyen kuruma indirgenmiştir" diye konuştu. YÖK'ü de eleştiren Altunpolat, YÖK sistemi ile üniversitenin tek kişi iktidarı haline getirildiğini, akademisyenlerin de "devletin ihtiyaçlarına göre düşünmesi" baskısı ile karşı karşıya bulunduğunu ifade etti. Üniversitelerdeki bilim insanlarının aydın konumlarından uzaklaştırılarak "meslek elemanı" haline getirildiğine işaret eden Altunpolat, TÜBİTAK tarafından uygulanan "yabancı dilde yayın teşvik programları" ile bilimsel araştırmaların engellendiğini belirterek, "Bu tür baskılar üniversitelerimizdeki bilim insanlarının kendi ülkesine seslenen aydınlar konumundan giderek sadece meslek alanına seslenen 'profesyoneller' konumuna sürüklemiştir" dedi. Üniversitelerde öğretim üyeleri ve bilim emekçileri üzerindeki baskılar için "artık yeter" diyen Altunpolat, taleplerini şu şekilde sıraladı:

* Üniversiteyi küresel sermayenin hizmetine sokma yol ve yöntemlerinin formüle edildiği TÜSİAD Yükseköğretim Raporu'na ve YÖK Yükseköğretim Strateji Raporu'nu hayata geçirmeye dönük hiçbir uygulama kabul edilemez.
* Eğitim temel bir haktır, herkes bu haktan yararlanmalı.

* Öğrenci harçları yoksulların yükseköğretime ulaşması önünde bir engeldir, tamamen kaldırılmalıdır.
* Öğrencilerin eğitim ve araştırma gerekçeleri parasız sağlanmalıdır. * Bireyci ve tekelci eğitim yerine kolektif bilimsel eğitim esas alınmalı. * Üniversiteler, toplumsal sorunlara duyarlı ve çözüm üreten konumda olmalıdır.

* Üniversitelerdeki özelleştirme faaliyetlerine son verilmeli, kamu finansmanı esas alınmalıdır.
* Üniversiteler bünyesinde ticari faaliyetler, vakıflar kapatılmalıdır. * YÖK bütün boyutları ile ortadan kaldırılmalıdır.

* Üniversite özerkliği için gerekli düzenlemeler yapılmalı, YÖK yerine demokratik bir üst kurul oluşturulmalı, bu kurulda öğretim üyeleri öğrenciler, örgütlü yapılar yer almalıdır

* Güvenlik gerekçesi ile takılan kameralar, tel örgüler, turnikeler demir parmaklıklar kaldırılmalıdır.

* Üniversitedeki her türlü ayrımcılığa son verilmelidir, kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık politikaları uygulanmalıdır.

* Üniversite emekçilerine insanca yaşayabilecekleri insanca bir ücret verilmelidir.

DİHA