12 Eylül 2009, Cumartesi

Berlin Parlamentosu'nda Kürtler

Murat Çakır/Demokratik Açılım ---Çarşamba günü Berlin Eyalet Parlamentosu'nda yapılan 'Almanya'da Kürtler - Geçmiş, Günümüz ve Eşitlik İçin Perspektifler' başlıklı konferansta, Parlamento Başkanı Walter Momper'in de konuşmasını dinlediği Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'i izlerken, gayri ihtiyari, bu tablo TBMM'de olabilir miydi diye düşündüm. Osman Baydemir, halkının kimliğini kabul etmeyen bir ülkenin eyalet parlamentosunda, hem de Parlamento Başkanı ve politikacıların bulunduğu bir ortamda konuşmasını Kürtçe yapıyordu. Şimdi siz söyleyin bakalım, bu tablo TBMM'de olabilir mi?

-----

Yanlış anlaşılmasın, kalkıp Almanya'nın politikalarını falan övecek değilim, tam aksine Almanya'nın Kürt politikasının sert biçimde eleştirilmesi gerektiğini her ortamda söyleyip, yazanlardanım. Ama demokrasi mücadelesini önemsemeyenlere atıfta bulunmak için vurgulamak istiyorum: En içi boşaltılmış olan burjuva demokrasisi bile askeri vesayet rejiminden iyidir. Bırakın radikal demokrat olabilmeyi, demokrat olmayı dahi teslimiyetçilik, liberallik gibi birtakım sıfatlarla aşağılayıp, doğrunun tapusunu elden bırakmayanlar bir dakikalığına da olsa bunu bir düşünseler diye umut ediyorum.

Konferansa gelince; katılımcıları, sunumda bulunan bilim insanları ve özörgüt temsilcileri ile tartışmaları, 'yeni' bir şeylerin söylenmediği, Almanya'da yaşayan Kürtler'in yıllardan beri dile getirdiklerinin tekrarlandığı bir konferans oldu desem, yanlış olmaz. Ancak bu sefer, hem farklı Kürt kesimlerinin katılmış olması, hem de birbirinden kopuk olarak ifade edilen taleplerin birlikte ifade edilmesi ve bunun Alman katılımcılar tarafından da desteklenmesi yeni ve önemli bir durumdu.

Öncelikle konferans katılımcılarının (sadece 1 karşı ve 3 çekimser oya karşı) büyük bir çoğunlukla 'Kürtler'in diğer göçmen grupları ile eşitlenmesi' başlıklı bir sonuç bildirgesini kabul etmeleri, konferansın amacına ulaştığını göstermekte. Gerçi basında kısa başlıklarla kabul edilen bildirgeden bahsedilmiştir, ama istemler bölümünü burada tekrarlamak istiyorum:

'(...) Katılımcılar, esaslı bir paradigma değişikliğinin zorunlu olduğunun kanaatindedirler. Bunu gerçekleştirmek için, sorumlu politika ve toplumdan, Kürtlere bugüne kadar gösterilen muamelenin sonuçlarının ortadan kaldırılması için adımlar atmalarını talep etmektedirler. Bunlar arasında özellikle şunlar bulunmaktadır:

1. Kürt göçmenlerin bağımsız göçmen grubu olarak kabul edilmeleri ve diğer göçmen gruplarıyla eşitlenmeleri;

2. 1993 yılından beri süren PKK yasağının ve Kürt örtgülerine yönelik yasakların kaldırılması ve baskıcı tedbirlerin sona erdirilmesi;

3. Kürt öğrenciler için ana dillerinde eğitim;

4. Kürtçe isimlerin, vatandaşı olunan ülkenin makamlarının bunu kabul etmemelerine rağmen Almanya'da kabul edilmesi;

5. Kamu televizyon ve radyolarındaki yabancı dillerde yapılan yayınlarda Kürt göçmenlere eşit muamele;

6. ROJ TV gibi Kürt medyasına yönelik Almanya'da faaliyet yasağının sona erdirilmesi;

7. Kürtlerin özörgütlerinin Bütünleşme zirvesine kabul edilmeleri ve özörgütlerin anadilde politik ve kültürel enformasyon ile eğitim çalışmalarının teşvik edilmesi;

8. Kürt aktivistlerin yurtdışı edilmesinin durdurulması ve iltica başvurusu kabul edilmiş Kürtlere yönelik itiraz davalarının sona erdirilmeleri;

9. Kürt göçmenlere ve mültecilere yönelik kendi anadillerinde danışmanlık ve yardım olanaklarının yaratılması, Kürtçe bilgilendirme materyallerinin basılması;

10. Federal hükümetin, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü için uğraş vermesi.'

Evet, söylenenler yeni şeyler değil. Evet, Alman hükümetinin bu istemleri yerine getirmeye gönüllü olmadığı, emperyal arzuları çerçevesinde, gerek Türkiye hükümetleri gerekse de Kürtler üzerindeki 'Demokles'in kılıcını' sallamaya devam etmek istediği de doğru. Ancak, istemlerin, değişimlerin, dönüşümlerin de sadece uzun mücadeleler sonucunda gerçekleşme olanağının olduğu da başka bir doğrudur.

Bana kalırsa Kürtler bu konferansla önemli bir iş yaptılar. Kürtçe'nin parlamento salonlarında konuşulmasının, ülkeyi bölmeyeceğini göstermenin yanı sıra, Kürt kimliğinin tanınmasının Almanya'daki burjuva demokrasisini demokratikleştirebileceğini de gösterdiler. Konferans salonunda bir Türkiyeli bana aynen şöyle dedi: 'Yahu, şakayla karışık Kürtler sayesinde Türkiye'nin demokratikleşeceğini söylüyordum. Ama bu gidişle Kürtler sayesinde Almanya'da da demokrasi konusunda önemli adımlar atılacak.' Katılıyorum, çünkü konferasta görev alan, tartışmalara katılan Kürt gençlerinin gösterdikleri performans, bu kanımı güçlendiriyor.