30 Eylül 2009, Çarşamba

Ortadoğu'da emek hareketinin birliği konuşuldu

Mezopotamya Sosyal Forumu çerçevesinde Toplumsal Araştırma ve Eğitim Merkezi (TAREM)’in önerisiyle gerçekleştirilen “Ortadoğu’da işçi hareketi ve sendikalar” konulu etkinlikte, Türkiye, Ortadoğu ve Avrupa’da işçi hareketlerinin durumu ve birlikte mücadelenin yolları tartışıldı. Birlikte mücadele ve dayanışmaya ilişkin öneriler arasında, Ortadoğu ve Avrupa dillerinde yayın yapan bir iletişim ağının kurulması da yer aldı. 

-----

Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen Murad Akıncılar, Ortadoğu ülkeleri ve işçi hareketleri ile ilgili çerçeve sunumunda, Ortadoğu ülkelerinin bazı benzerlikleri üzerinden gruplandırılabileceğini söyledi. Irak, Suriye ve Mısır’ın eski bağımsızlıkçı ulusalcı hükümetler tarafından yönetilen rejimler olduğunu ve kademeli olarak neoliberal politikalara adapte olmaya başladıklarını dile getiren Akıncılar, buralardaki sendikaların da korporatist, geleneksel sendikalar olduklarını ve devletten ve sermayeden bağımsız olmadıklarını, devlete tabi olmayanların da baskıyla ezildiğini söyledi. Ürdün, Suudi Arabistan, Kuveyt gibi modern hanedanlıklar olduğunu belirten Akıncılar, bu ülkelerde proletaryanın göçmen işçilerden oluştuğunu ifade etti. Sendikaların çok uluslu çok dilli proletaryayı örgütlemekte sıkıntı çektiğini anlatan Akıncılar, muhalif sendikaların da marjinalliği aşamadığını kaydetti. Akıncılar, bunların dışındaki Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn gibi petrol platformu ülkelerinde de proletaryanın benzer bir yapısı olduğunu dile getirdi. 5 ülkede köklü işçi sınıfı geleneği olduğunu anlatan Akıncılar, Lübnan sendikalarının 82’den bu yana iç savaş ve işgal koşullarında antiemperyalist mücadele verdiğini söyledi. Bunun Türkiye’dekine benzer biçimde toplumsal hareket sendikacılığı olduğunu dile getiren Akıncılar, Kıbrıslı emekçilerin de müdahaleden önce aynı sendikalarda birlikte mücadele ettiklerini belirtti. İran’da şuralar geleneği olduğunu, bunların daha çok işten atma, gıda zammı gibi konularda eylemler örgütlediklerini söyleyen Akıncılar, İsrail’deki sendikaların ise nasyonal sosyalist yapıda olduklarını, yalnızca Yahudi işçilerin haklarını koruduklarını anlattı. Filistin’deki durum hakkında da bilgi veren Akıncılar, Gazze’de sendikal bir mücadeleden bahsetmenin mümkün olmadığını, sendika binalarının yıkıma uğradığını ve orada bir yaşam savaşı verildiğini söyledi. Akıncılar, Batı Şeria ve Ramallah’taki sendikaların da işgalde emekçilerin haklarını savunduğunu söyledi.

MSF bir fırsat
İtalyan Madeni Eşya Sendikası’ndan Alessandra Mecozzi krizin küresel etkilerinden söz ederek, Almanya, Yunanistan, İtalya ve İspanya’da fabrikaların kapandığını, işten atmaların olduğunu dile getirdi. Üretimin ucuz emek dolayısıyla başka ülkelere kaydırıldığını söyleyen Mecozzi, bunların yalnızca krizin etkisi olmadığını aynı zamanda sermayedarların krizi kullandığını ifade etti. Emekçilerin temel silahı olan toplu sözleşme hakkının ellerinden alınmak istendiğini belirten Mecozzi, Güney Avrupa’daki göçmen işçilerin yoğunluğuna dikkat çekerek, “Sendikaların birincil görevi, göçmen emeğine yaklaşımlarını belirleyerek eşit haklar talebine sahip çıkmak olmalıdır” diye konuştu. Ortadoğu ve Avrupa arasında sendikal dayanışmanın önemine dikkat çeken Mecozzi, ihlaller arttıkça dayanışmanın da güçlendiğini belirterek, MSF’nin bu anlamda çok önemli bir fırsat olduğunu söyledi.

KESK Genel Başkanı Sami Evren de Suriye’deki sendikalarla ilişki kurduklarını, ancak Suriye gibi ülkelerdeki sendikalarda yöneticilerin parlamenter olduklarını bu nedenle Suriye’deki sendikal sorunları konuşmaktan kaçtıklarını anlattı. Mısır’da Çalışma Bakanı’nın sendika başkanı olduğunu söyleyen Evren, ILO Cenevre toplantısında hem işveren hem sendikacı olarak kürsüye çağrıldığını anlattı. Demokrasinin olmadığı ülkelerde örgütlü güçlerin olmasının çok zor olduğunu dile getiren Evren, hareketin zayıf olmasının bir nedeninin de emekten yana siyasi güçlerin zayıflığı olduğunu belirtti.
Türkiye’deki sendikal durumun da Ortadoğu ülkelerinden çok farklı olmadığını kaydeden Tek Gıda-İş Sendikası Bölge Temsilcisi Cemal Doğrul, sendikaların örgütlülük oranının düşüklüğüne dikkat çekti. Doğrul, Türkiye’deki bir şehit haberine, İstanbul’daki bir patlamaya olduğu kadar bir gerilla cenazesine, Diyarbakır Koşuyolu’ndaki bir patlamaya da tepki gösterilmesi gerektiğini belirterek, tüm sendika ve konfederasyonlara Kürt sorunu konusunda tavır almaya çağırdı.

Petrol İş ve Tek Gıda-İş: Sendikalar Kürt sorununda tavır almalı
Petrol İş Örgütlenme Sekreteri Nimetullah Sözen de “Emek örgütlü olsaydı şiddet ve savaş olmayacaktı” dedi. Ortadoğu’daki şiddete karşı sendikaların tavır almamasını eleştiren Sözen, emekten ve demokrasiden yana güçlerin birleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Dünyadaki emek örgütlerinin, sendikaların bir araya gelerek savaşı ve şiddeti durdurabileceğini belirten Sözen, “Küresel sermayeye karşı güç birliği yapamazsak sermaye bize diz çöktürür, bir araya geldiğimiz zaman biz sermayeye diz çöktürürüz” diye konuştu. Sendikaların Kürt sorunu konusundaki tutumlarına dikkat çeken Sözen, “Eğer sendikalar Kürt sorunu benim sorunum deseydi binlerce insan ölmemiş olacaktı. Türkiye’deki sendikaların Kürt sorununun tarafı olması gerekiyor” diye konuştu.

Ortadoğu ve Avrupa'yı bağlama önerisi
TAREM Genel Koordinatörü Gökhan Biçici son dönemde Türkiye’nin konumu nedeniyle uluslar arası güçlerin hesaplar yaptığını ve Kürt açılımı gibi gündemlerin de bu yönde işaretler olduğunu belirterek, öncelikle Türkiye işçi hareketinin de buna uygun bir pozisyon alması gerektiğini söyledi. MSF’ye sendikaların katılımının zayıflığına dikkat çeken Biçici, bu ilk toplantının ardından daha güçlü katılımların gerekliliğini ve bu yönde çaba gösterilmesi gerektiğini dile getirdi. TAREM’in sendikal hareketi eğitim ve araştırma cephesinden desteklemeyi misyon edindiğini ifade eden Biçici, yerelci ulusalcı bakıştan uzak durduklarını, enternasyonal bir bakışla ve sınıf perspektifiyle çalışmalar yaptıklarını anlattı. Ortadoğu, Avrupa ve Türkiye emek hareketinin birbirinden haberdar olması ve beraber mücadelesi için yeni iletişim teknolojilerinin kullanılabileceğine dikkat çeken Biçici, dayanışma ve haberleşme için birkaç dilde yayın yapan bir internet portalının kullanılabileceğini dile getirdi. Konuşmaların ardından Ortadoğu ve Avrupa ülkelerinden foruma katılan sendika ve sosyal hareket temsilcileriyle birlikte mücadele yöntemleri ve öneriler tartışıldı.

Emek Dünyası