“Küçük” albayın büyük marifeti
Murat Çakır - Afganistan’ın Kunduz kentinde konuşlandırılmış olan Alman birliklerinde görevli bir albayın katliam emri verdiği, NATO’nun gizli raporuyla tasdik edilmiş oldu. Anımsayacaksınızdır; albay Klein (Türkçesi: Küçük) iki benzin tankerini kaçıran ve bir nehri geçerken çamura saplanan Taliban grubuna NATO savaş uçaklarınca bomba atılması emrini vermiş ve saldırı sonucunda da çoğu sivil 142 kişi yaşamını kaybetmişti.
Federal Savunma Bakanlığı olay meydana geldikten hemen sonra, albayın doğru davrandığını ve Alman ordu birliğinin “tehlike altında olması nedeniyle” saldırı emri vererek “teröristlerin” imha edilmesini sağladığını açıklamıştı. Hani neredeyse küçük albaya kocaman madalya takacaklardı. Ancak bizzat NATO tarafından hazırlanan bir gizli rapor, gerçeklerin böyle olmadığını ortaya çıkardı. Alman hükümetinin tüm çabalarına ve ordu yönetiminin gizlilik ibaresine rağmen, DIE LINKE milletvekilleri sayesinde parlamento üyeleri raporu okuma fırsatını yakaladılar. Bu sayede kamuoyu da gizlenmek istenilen raporun içeriğinden haberdar oldu. (Tüm haklı eleştirilere karşın, parlamentarizmin işte böyle faydalıı yönleri de var.) NATO Raporu, albay Klein’ın “doğrudan düşmanla temas” yalanını söyleyerek, ABD Hava Kuvvetleri’nden iki F 15 tipi bombardıman uçağı istediğini ve komutası altındaki birliğin doğrudan veya dolaylı tehdit altında olmamasına rağmen, bombalama yapılmasını istediğini vurguluyor. Görevlendirilen iki pilotun, “belki siviller de oralardadır, onları uyarmak için alçaktan uçuş yapalım mı?” sorusuna “hayır, hemen bombalayın” emrini veren albayın “sorumsuzca” davrandığı belirtilen raporda, bombardıman sonrasında olağan olarak yapılması gereken mevzii keşfinin de yapılmamasına dikkat çekiyor. Alman Yeşiller partisine yakın duran Die Tageszeitung (taz) gazetesi, 4 Kasım 2009 tarihli sayısında “Savaş suçu zannı” başlığını atarak, konuyu kamuoyuna taşımıştı. Ancak gerek DIE LINKE milletvekillerinin, gerekse de sol ve sol-liberal yayın organlarının olayı skandalize etmeleri, “Vatan Cephesi”nin bileşeni olan yaygın medyanın konuyu hemen kapatmasına pek engel olamadı. Eh, GM tekeli OPEL’i satmaktan vazgeçti ya, gündem değişiverdi.
Gene de olayın örtbas edilmesi pek olanaklı değil gibi görünüyor. Çünkü Federal Parlamento’daki DIE LINKE grubu ve bazı hukukçular savaş suçu olarak nitelendirdikleri saldırıyı mahkeme önüne çıkarmaya kararlı olduklarını açıkladılar. Aslında olaya salt geçerli hukuk çerçevesinden bakıldığında bile, albay Klein’ın Den Haag Uluslararası Ceza Mahkemesi önüne çıkartılması gerekiyor.
Göttingen Üniversitesi’nde Alman ve uluslararası ceza hukuku profesörü olan Kai Ambos’a göre, Almanya’da geçerli olan Uluslararası Ceza Hukuku gereğince “orantısız askerî güç kullanılması” ceza kapsamına giren bir suç sayıldığından, albay Klein’ın “sivillerin ölümüne yol açan orantısız askerî güç kullanılması nedeniyle mahkeme önüne çıkartılması” gerekiyor. Prof. Ambos, Federal Ordu’nun kendi kurallarına göre en azından soruşturma açmakla mükellef olduğunu ve “eğer Alman adaleti yürürlükte olan Uluslararası Ceza Hukuku’nu uygulamakta gönülsüz davranırsa, Den Haag’daki Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısı Luis Moreno-Ocampo’nun makam yetkisiyle harekete geçeceğini” söylüyor. Bu çerçevede “savunduğumuzu iddia ettiğimiz kurallara kendimiz uymazsak, inandırıcılığımızı kaybetmez miyiz?” diye de soruyor. Öyle ya, adam hukukçu. Sadece demokratik hukuk devleti kurallarına uyulmasını istiyor.
Ancak hocamız, emperyalist çıkarlar söz konusu olduğunda Batı’nın tüm değer ve kurallarının geçersiz kaldığını unutuyor. Belki anımsayan çıkar: “kendi aramızda kurallara uyarız, ama ormanda orman yasalarını uygulamak zorundayız” diyen AB güvenlik sorumlusu Robert Cooper değil miydi? Cooper hiç lafı eveleyip, gevelemeden Batı’nın çıkarlarını kuralsızlıkla koruyacaklarını söylemişti, ki bu zaten emperyalist saldırganlığın değişmez kuralıdır. Alman ordusu bile bile sivilleri katlederek, genişlemekte olan Afgan direnişine göz dağı vermiştir. Gerçi askerlikten hiç anlamam, ama böylesi bir emri küçük bir albayın tek başına vermeyeceğini ben bile tahmin edebiliyorum. Saldırıdan bizzat Almanya devleti sorumludur. Kimbilir, belki artan kamuoyu baskısı sonucunda küçük albay “münferit” olaydan ceza alabilir. Ama asıl sorumlular gene cezasız kalacaklardır. Dünyanın imtiyazlı coğrafyasında yaşayan halklar, Afgan halkının dramından, insanlık dışı savaştan rahatsız olmadıkları sürece bu filmi hep seyredeceğiz.
Evet, nerede kalmıştık? Ha! Kalleş GM menecerleri Almanya’daki işyerlerini tehdit ediyorlar. N’apsak, n’apsak? Bunlara da büyük marifet gösterecek bir küçük albayı mı bulsak? Olmaz, büyük ağabey kızar, tüh, n’apsak?
(Yeni Özgür Politika)