03 Eylül 2009, Perşembe

Halk ne istediğini gösterdi: Barış!

Türkiye’nin çeşitli illerinde 1 Eylül Dünya Barış günü dolayısıyla yapılan miting ve etkinlikler, ortaya konulan “kırmızı çizgilere”, provokasyon çabalarına, tehditlere rağmen halkın ne istediğini gösterdi. Kadın erkek genç yaşlı binlerce insan, ülkenin dört bir yanında barış isteğini haykırdı.

-----

DİYARBAKIR

Demokratik Toplum Kongresi tarafından Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenlenen “Onurlu barışa evet” mitinginde konuşan DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, PKK'nin çatışmasızlık kararının uzatmasına dikkat çekerek, "PKK bir kez daha barışın ve yaşamın altına imzasını atarak çatışmasızlık kararını bayramın sonuna erteledi. Bu karar hem Türkiye hem dünya kamuoyuna kimin barıştan yana olduğunu göstermiştir" dedi. Hükümetin "Kürt projesi"ne dikkat çekerek, Kürtlerin büyük umutlarının ve beklentilerinin olduğunu belirterek, dün Atalay'ın yaptığı açıklama yerine bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde "Bugün açılımın en büyük adımını atıyoruz. Askeri operasyonları durdurduk" şeklinde bir mesaj verseydi eğer daha çözümcü olacağını ifade eden Ayna, Türk ve Kürt halkının barış halayına duracağı günlerin yakın olduğunu söyledi. Ayna, “Bu halkın farklı yöntemlere başvurması istenmiyorsa demokratik siyaset kanallarının açılması gerekir. Eğer siz DTP'nin tüm merkezi yapısını tutukluyorsanız o zaman demek Türkiye'de demokratik siyaset yolları açık değildir. O zaman gençlerin dağa çıkmasını nasıl engelleyeceksiniz. Çocuklar tutuklanırken, siyasetçiler düşüncelerinden dolayı tutuklanıyorsa, bu halkın seçtiği milletvekilleri hakkında soruşturmalar açılıyor ve ifade vermeye çağrılıyorsa, siz bu halkın önüne neyi koymuş oluyorsunuz?" dedi. Ayna "Türk halkını barışa davet ediyoruz. Türk halkını Hakkari'ye, Diyarbakır'a Iğdır'a, Ağrı'ya ve Şırnak'a davet ediyoruz. Barışa davet ediyoruz" diye konuştu.

“Kabil olmayın”
Mitingde konuşan DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, DTP'nin, parlamentoya girdiği günden bugüne kadar barışçıl bir sürecin gelişmesi için önemli çabalar ortaya koyduğunu belirterek, "Sorunun ancak diyalogla çözüleceğini ifade etti. Diyalog kanallarının açılması için çaba gösterdi. Bugünde bu çabaları sürdürmekteyiz. İnatla ısrarla barışı kovalayacağız. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Barış bitti diyenlere de yanıtımız şu: Barışı, barış söylemini gündemden kaldıracak Kürtler olmayacaktır. Barış için bütün gücüyle çabayı ortaya koyacaktır. Ama siz de bilirsiniz ve takdir edersiniz ki DTP'nin diyalog uzlaşı, sürecin barışa evrilmesi için ortaya koyacağı çabalar bir yere kadardır, sınırlıdır. Çünkü 30 yıldan beri canını vererek mücadele edenlerin mutlaka müzakereler içinde olması gerekiyor. Eğer gerçekçi davranmazsak barışı sağlanama şansına sahip olamayız. Toplumsal realite bunu gösteriyor. Bu konuda gerçekten formülleri diyalogu, barışa bu sürecin nasıl evrileceğini çok iyi okuyarak dürüst davranarak sürdürmeliyiz” dedi. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın “barış için katkı sunmaya hazırım” sözüne atıfta bulunan Türk, "Şimdi Kürt halkı için önemli olan bu düşüncelerin bu söylemin, sayın Öcalan tarafından dile getirilmesini ne Kürtler ne PKK hiç kimse göz önünde tutmam diyemez. Çünkü halkımız biliyor ki, anahtar ordadır. Bu anahtarın doğru kullanılması bir sorumluluktur. Bakınız açık söylüyoruz. Devlete siz mecbursunuz demiyoruz. Ey kardeşlerimiz diyoruz formülü budur”diye konuştu. İngiltere’nin IRA ile görüşmesini, Mandela’yı örnek veren Türk, “İnsanlık tarihi Hz. Ademle başladı ve günümüze gelen bir şey var Habil ve Kabil olayı. Kardeşini öldüren Kabil olayı. O kardeş kavgasının başladığı bir talihtir. Ama kardeşini öldürdüğü için kardeş kavgalarının yolunu açtığı için Kabil'in alnında halen o kandan bir leke var. Sayın Baykal o Kabilin alnındaki lekeyi taşıma diyoruz. Birilerini, bazı siyasetleri iyi tanıyoruz. Onlar zaten nerden ve nereden beslendiklerini de çok iyi biliyoruz. Bizi ilgilendirmez ama sosyal demokrat olduğunu söyleyenler yazıktır, günahtır diyor. Gelin halkların kardeşleşmesine katkı sunacak pozitif bir rol oynayın diyoruz. Tabii ki bu karşı duruştan dolayı iktidar partisinde bu sorunu çözelim diyenlerde adeta bir savrulmanın yaşandığını görüyoruz. Bakınız, AKP grup başkan vekili Bekir Bozdağ, MHP ve CHP bunları vatana ihanetle suçluyor. Şimdi Demokrasiyi savunması gerekirken, barışı savunması gerekirken, geçmişe dönüyor. Niye Öcalan'ı asmadınız diyoruz? İp mi yoktu diyor, yoksa ayaklarının altına koyacak tabure mi yoktu diyor. Kürt halkını rencide eden derinden yaralayan bu anlayışla bu sorunu çözemezsiniz. Dürüst olun diyoruz. Sayın İçişleri Bakanı sanki Kürtler yokmuş 20 milyon insanın talebi yokmuş Kürtleri dışlayan sorunun çözümün esasıdır diye Kürt sorunu bizim de sorunumuzdur diyenler bugün Kürt halkı yokmuş talebi yokmuş gibi bir anlayışı ve davranışın içindedir. Neymiş? Tasfiye edilecekler. 30 yıldır zaten bu yönteme başvurdunuz. Biz sizden farklı bir yaklaşımı bekliyoruz. Kardeşleşmeyi, eşitliği, özgürlüğü bekliyoruz diyoruz. Bu mantıkla bunu yapamazsınız. Şimdi niye asmadınız diyorlar. Bakınız nerden nereye geldiler. Bir ipte oynayan iki cambaz konumuna düştüler. Bu anlayışı kabul edemeyiz. Yine içişleri bakanı gündemimizde anayasa yok diyor. Gündemimizde af yok diyor. Zaten kimse af beklentisi içinde değil. Bizim için önemli olan hak ve özgürlüklerdir. Sayın içişleri bakanı peki niye milleti ayaklandırdınız, çözeceğiz dediniz. Biz bunları söylerken kaygılı değiliz. Barış mutlaka gelecektir. Geçen gün söyledim cin şişeden çıktı, bu süreci durduramazsınız artık. Bu süreci tahrip edemezsiniz zikzaklarda çizseniz, korkup geri çekilseniz bile bu süreç mutlaka barışa gidecektir. Çünkü bu Süreç Kürt sorununun tartışıldığı bir süreçtir diyoruz. Yine Türkiye'de farklı bir tartışmanın yaşandığını görüyoruz. Üniter devletten taviz vermeyiz diyorlar. Türk bayrağı hepimizin bayrağıdır. Bayrakla ilgili Kürtlerin bir sorunu var mı? Hayır yok. Olmayan şeyleri niye gündeme getiriyorsun. Biz Kürt sorununun Üniter devlet yapısı içinde çözülebileceğini söylemedik mi? Söyledik. Ama bunların mantığı bu değil" dedi.
Üniter devlet tartışmalarına da değinen Türk, "Bakın üniter devlet nedir ey bilim adamları. Üniter devlet tek devlet anlamındadır. Peki biz Türkiye'nin bütünlüğü içinde sorunun çözümünü gündeme getirmedik mi? Üniter devleti bir ırk devleti olarak bize getirmeyi dayatmayın, Kürtler eski Kürtler değil. Sizin kadar sorunları tartışabilen bir halktır. Kurnazlık yaparak kelimelerin arkasına sığınarak bu sorunu başka noktalara taşımayın. Şimdi üniter devletten söz eden Sayın Baykal, keşke bu siyaset kurnazlığını bıraksaydın 5-10 kitap okusaydın üniter devletin ne olduğunu öğrenirdin” sözleriyle Baykal’ı eleştirdi. Türk, “Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek istiyorlar. Yapmayın, denemeyin, tavsiye etmiyoruz size. Biz ölüme hazırız. Sıtma yerine ölmeyi yeğleriz diyoruz. Benim rüyam barış rüyasıdır. Ben hep barışı düşünürüm güzel şeyler söylemek isterim ama lütfen güzel şeyleri söylememize zemin hazırlayın. Mübarek ramazan ayındayız" diye konuştu.

Dicle’den somut çözüm önerileri
DTK Sözcüsü Hatip Dicle ise 85 yıl önce hazırlanan 1924 anayasasının tek tipleştirici ve farklılıkları yok sayan politikalardan vazgeçilmesi gerektiğini belirten Dicle, yeniş bir anayasayı Erzurum ve Sivas kongresinin anlayışıyla cumhuriyeti demokratikleştirici yeni bir anayasanın zorunlu olduğunu kaydetti. Kürt halkının ve barışı isteyen herkesin devleti bu aydınlık yola davet etmesi gerektiğini ifade eden Dicle, Kürt hareketinin 10 yıl içerisinde çözüm için çok önemli stratejik adımlar attığını söyledi. Dicle, "Kürt hareketi, Türkiye ortak vatandır diyerek ilk stratejik bir adımı attı. Biz Çanakkale'de kan verdik. Onun için Türkiye ortak vatandır. 2. stratejik adım, 'Cumhuriyeti yıkmak gibi bir amacımız yok' dedi. Çünkü biz cumhuriyetin asli unsurlarıyız. Amacımız cumhuriyeti demokratikleştirmektir. Bu büyük bir stratejik adımdır. Üçüncü stratejik adım da, 'Kürt sorunu üniter yapı içinde çözülür' dedi. Bunun dünya örnekleri vardır. İspanya, Fransa gibi ülkelerde yaşanan sorunlar bu şekilde çözüldü" dedi.
Dicle konuşmasına şöyle devam etti: "Kürt hareketinin attığı dördüncü stratejik adım, şiddeti siyasal sorunları çözmede sonuç alıcı olarak görmediğini ve diyalogla çözüm sağlanabileceğini söyledi. Beşinci adımda ise Kürt halkı birliğini sağladı ve muhatabını ortaya çıkardı. Bu Sayın Öcalan'dır. Aslında devlet bu alandaki irade beyanını görmelidir. Devletin hassasiyetleri vardır. Gizli ya da açık bir şekilde Sayın Öcalan ve PKK ile diyalog geliştirmeden sorunu çözmesi mümkün değildir" dedi. Alanın üzerinden sürekli uçan helikopteri yuhalayan halka seslenen Dicle, "Helikopterin sesi bizim özgürlük sesimizi bastıramaz. Kürt hareketinin attığı bu adımlara karşılık devlet de adım atmalıdır. Demokratik bir anayasa ile etnik Türk kimliğini dayatmadan anayasal vatandaşlığı gündemine alan, farklılıkları kabul görerek bu sorun gerçek bir şekilde çözülür" dedi.

“Askere sıkılan kurşun bundan böyle bana sıkılsın”
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ise konuşmasına Kürtçe başlayarak, "Ey barışa susamış acıyla yorulmuş yürekler, onurlu bir barış için bu meydandan Amed'ten bütün Türkiye'ye ve dünyaya selam olsun" dedi. Baydemir, "Üç kuşak savaşla yorulduk. Şeyh Sait'ten Mazlum Doğan'a, Uğur Kaymaz'dan Enes Ata'ya bir kuşağın kanı kurumadan diğer kuşağın kanı aktı üzerine. Ölüm kader olabilir, öldürülmek kader olamaz. Bu bizim kaderimiz değil, olmamalı. Bu meydandan Türk halkının vicdanına sesleniyorum. Artık gözyaşlarını durduralım. Evlerimize tabutlar değil eli çiçekli çocuklar gelsin. Ana ve baba ocakları, anaların acı feryatlarıyla değil, sevinç çığlıklarıyla inlesin. Analar çocuklarının tabutlarına değil, sıcak bedenlerine sarılsın" diye konuştu.
Baydemir, “Ateşkes tek taraflı yürümez. Silahlar aynı anda susmalıdır. Tek taraflı değil, çift taraflı silahlar sustuğunda, dün Hakkari'de bir acı yaşandı. Ben bir Kürt evladı olarak diyebilirim ki, askere sıkılan kurşun, bundan böyle bana sıkılsın. Türk aydını da politikacısı da gerillaya sıkılan kurşun, bana sıkılsın demelidir. Çünkü ölmek de öldürmek de Kürt sorununu çözmez" dedi.

Mitingden notlar
* Sabah saatlerinden itibaren Antep, Hatay, Maraş, Bursa, Batman, Mardin, Tunceli, Elazığ, Siirt, Van, Ağrı, Hakkari, Şanlıurfa, Mersin, Adana, Şırnak, Çanakkale ve Antalya kentlerinden binlerce kişi alana akmaya başladı.
* İllerden gelen binlerce aracın aynı anda kente giriş yapması şehirlerarası trafiği felç ederken, binlerce insan kilometrelerce yürüyerek alana ulaşmaya çalıştı.
* DTP Eşbaşkanları Ahmet Türk ve Emine Ayna, Türkiye Barış Meclisi üyeleri, DTP'li milletvekilleri ve konuklar sahneye çıkarak, halkı birlikte selamladı ve ardından da barışı sembolize eden güvercinler gökyüzüne salındı.
* Mitinge katılan yüzbinlerce kişi, Kürt sorununun çözümünde muhatabın PKK Lideri Abdullah Öcalan olduğuna işaret etti.
*Alan çevresinde binlerce polis görev alırken, askeri helikopterin alan üzerinde uçuş yapması dikkat çekti. Helikopterin uçuşu sırasında konuşma yapan DTK Sözcüsü Hatip Dicle'nin, "Bu sesler özgürlük sesimizi bastıramaz" şeklindeki sözlerine, kitle alkışlarla destek verdi.
*Alana giriş yapan yüzbinlerce insan tek tek polisler tarafından üst aramasından geçirilirken, polis aramalar sırasında PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın posterlerine ise el koydu.
* Kadınlar yöresel kıyafetleri el göz doldururken, üzerinde kadınlar tarafından barış dileklerinin yer aldığı metrelerce uzunluktaki beyaz tülbent ise dikkat çekti.
* Meydanı dolduran kalabalığın yöresel kıyafet giymesi dikkat çekerken, meydanda kurulan sahnenin arkasına Aram Tigran'ın posteri asıldı.
* Mitinge hamile kadınların yanı sıra, yaşlılar, çocuklar ve engelliler de katıldı.
* Meydanın çevresinde çok sayıda çevik kuvvet ekibi panzerlerle dururken, yüksek binalara ise keskin nişancı özel harekat polisleri yerleştirildi.
* Mitingde, "Yol haritasını selamlıyoruz", "Onurlu bir barış için yola gelin", "Yol haritası yol haritamızdır", "Onurlu bir barışa varız", "Kürt halkından özür dilesin", "Türkiye acılarına Kürt sorununu çözerek son versin" "Milyonların iradesi engellenemez", "Yaşasın 1 Eylül", "Demokratik çözüm için muhatap Öcalan'dır", "Yüzünü güneşe çevirmeyen karanlıkta kalır", "Kürt sorununa demokratik çözümün adresi İmralı", "Özgür önderlik, özgür kimlik, demokratik özerklik" yazılı Kürtçe ve Türkçe pankartlar açıldı.
* Elbiseleri ile alanı beyaza bürüyen Şırnak ve Siirtli kadınlar, klamlar ile halaya durdu.
* Sokakta çalışan çocuklar da kendi renkleri ile katılarak, ayakkabı boyasından "PKK" ve "Apo" yazılı pankartlar hazırlayarak alandaki yerlerini aldı.
Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK) "Onurlu bir barışa evet" sloganı ile Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda düzenlediği miting, Koma Agirê Jiyan ve İlkay Akkaya'nın verdiği konser ile sona erdi. Akkaya'nın seslendirdiği "Amed şehrim benim" şarkısına binlerce Diyarbakırlı eşlik etti. Konser sonrası mitingi son bulurken, binlerce kişi PKK Lideri Abdullah Öcalan ve PKK lehine sloganlar atarak yürüdü. Yürüyüşler sırasında güvenlik noktalarında kısa süreli gerginlik yaşanırken, gerginlik miting tertip komitesinin araya girmesi ile son buldu. Merkez Bağlar İlçesi'ne doğru yürüyen gençleri, yüzlerce polisin panzerlerle takip etmesi dikkat çekti. Gençlerin mahalle içerisinde dağılması ardından polisler üzerinde 'Diyarbakır Polisi' yazılı topları çocuklara dağıttı.
Mitinge inceleme başlatıldı
Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK), 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle düzenlediği "Onurlu barışa evet" mitingine Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü inceleme başlattı.
DTK'nın dün Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda düzenlediği "Onurlu barışa evet" mitingine Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü inceleme başlattı. Mitingde açılan pankartlar, atılan sloganlar ve taşınan flamaları polis kayıtlarında inceleyecek olan emniyet, incelemenin ardından suç unsuru bulması halinde polisin çektiği kamera kasetleri ve fotoğrafları Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderecek.

YÜKSEKOVA
Hakkâri'nin Yüksekova İlçesi'nde ise 15 kurum, tarafından Kürt sorunun çözümü için hazırladıkları deklarasyonu yayınladı. Oslo Oteli karşısında düzenlenen basın açıklamasına Yüksekova Belediye Başkan Vekili Abdulkerim Akdoğan, Esendere Belediye Başkan Vekili Tacettin Sefalı, DTP Yüksekova İlçe Başkanı Nazif Ataman, İl Genel Meclisi, KESK ve DİSK üyeleri, DTP, Hakkâri Barosu, KURDİ-DER yöneticileri, Belediye Meclisi, Yüksekova Kent Konseyi üyeleri, barış anneleri ve vatandaşlar katıldı. "zıman rûmeta me ye", "Bila zimanê Kurdî bıibe zimanê fermi", "Kalıcı barış için çift taraflı ateşkes" dövizlerinin taşındığı açıklamada, 15 kurumun imzaladığı deklarasyonu KESK Yüksekova Temsilciliği Dönem Sözcüsü Necat Doğan okudu.
"Bu süreçte Türkiye'nin toplumsal dokusuna, renklerine ve kardeşliğine sahip çıkan, halkların kardeşliği ilkesini kendi kurucu ilkesi olarak gören biz emekçiler de çok ağır bedeller ödedik" diyen Doğan, şunları belirtti: "Bu nedenle Kürt sorunu mutlaka çözüme kavuşturulmalıdır. Demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, toplumsal adalet ve güvencenin sağlanmasını isteyen her siyasi görüş ve inançtan, yaş ve cinsiyetten herkesin, hepimizin Kürt sorununun barışçıl ve demokratik biçimde çözümünü sağlamak üzere yapabileceği bir şeyler vardır. Sorunlarımızı, temel meselelerimizi çözmek için öncelikle bu eksikli, ayıplı demokrasiden kurtulmak zorundayız. Gerçek bir demokrasiye hep birlikte ulaşmak zorundayız. Çünkü toplumsal, siyasal sorunlarımız ancak özgür ve eşit yurttaşların örgütlü katılımına dayanan, defosuz gerçek bir demokrasi ortamında geçer."
Deklarasyonda Kürt sorunun çözümü için talepler de şöyle sıralandı:
1- Çözüm yolunda atılması gereken ilk adım sorunun tarafları ve siyasal temsilcilerinin muhatap alınmasıdır.
2- 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde barış sürecinin sabote edilmesine izin vermemek için çift taraflı çatışmasızlık süreci başlatılmalı.
3- Soruna ilişkin tartışmanın toplumun geniş kesimlerine yayılması için her türlü çözüm önerisinin dile getirilebileceği özgür bir ortamın sağlanması zorunludur. Düşünce ve ifade özgürlüğünü yoruma yer bırakmayacak netlikte teminat altına alacak düzenlemeler yapılmalıdır.
4- Öncelikle eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik yeni bir anayasa çalışması başlatılmalıdır. Yeni anayasa çalışmalarında başta siyasi partiler ve parlamento olmak üzere toplumun örgütlü kesimlerinin temsilcileri yer almalı, anayasal vatandaşlık tanımlaması eksen olmalı, başlangıç ilkelerinde herhangi bir etnik kimliğe, kurum ya da değere kutsallık atfedilememeli, "Türkiyelilik" kimliği öne çıkarılmalıdır.
5- Medyada halkların kardeşliğine zarar veren, nefret ve öfke duyguları geliştiren milliyetçi ve militarist dilin terk edilmesine yönelik düzenleme yapılmalıdır.
6- Yerel yönetimlerin yetkileri arttırılmalı her şeyi merkezden yönetme anlayışı terk edilmelidir.
7- Bölgeler arası sosyal-ekonomik farklılıklar ve eşitsizlikleri giderici önlemler alınmalıdır. Adaletsizliğe uğrayanlara pozitif ayrımcılık uygulanmalıdır.
8.- Koruculuk sistemi kaldırılmalıdır.
9- JİTEM, kontrgerilla gibi yapılanmalar dağıtılmalı, toplumsal denetimin dışında, şeffaf olmayan derin yapılanmalar yok edilmelidir.
10- Bölgedeki mayınlı araziler temizlenmeli, temizlenen alanlar toprak reformu ile bölge halkına paylaştırılmalıdır.
11- Kültürel haklar genişletilmelidir.
12- Değiştirilen köy isimleri iade edilmeli, insanların çocuklarına kendi dillerinde istedikleri isimleri vermelerine engel olunmamalıdır. Ülkede yaşayan her yurttaşın kendi kimliği ve inançlarını geliştirme çabası teşvik edilmelidir.
13.- Genel af çıkarılmalıdır.
14- Bu süreçte bedel ödemiş, yakınlarını yitirmiş, fiziksel ve psikolojik travma koşullarında yaşamını sürdürmekte olan yurttaşlarımızın yarasını saracak önlemler alınmalıdır.
15- Zorunlu göçe maruz kalmış yurttaşlarımızın köylerine dönüşleri sağlanmalıdır.
16- Sokak gösterilerinde tutuklanarak yaşlarının katlarınca ceza istemiyle yargılanan çocuklarla ilgili yasal düzenleme yapılmalı, bu çocuklarımızın olması gereken yerlerine, okullarına dönmesi sağlanmalıdır.
17- 30 yıllık savaş boyunca gerçekleşen işkence ve katliamları, infazları, faili meçhul cinayetleri aydınlatmak ve sorumlularını yargı önüne çıkarmak için "Hakikatler Komisyonu" oluşturulmalı, bu komisyonda mağdurların da yer alması sağlanmalıdır.
18- Yurttaşlar için hak arama kanalları sonuna kadar açılmalı, örgütlenme önündeki engeller kaldırılmalı; Kooperatifler kanunu, Dernekler Kanunu, Sendikal Kanunlar vb. anti-demokratik içeriklerinden arındırılmalıdır.

İSTANBUL
İstanbul’da yağmura rağmen 10 bin kişi Kadıköy İskele Meydanı’nda 1 Eylül Barış Günü için Barış ve Demokratik Çözüm Platformu’nun düzenlediği mitinge katıldı. Tepe Natilus önünde biraraya gelen, 50’ye yakın demokratik kitle örgütü, sendika, meslek örgütü, siyasi parti ve dernek Kadıköy İskele Meydanı’na kadar “Yaşasın barış, yaşasın halkların kardeşliği” sloganlarıyla yürüdü.

Miting, KESK İstanbul Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Hatun İldemir’in okuduğu ortak basın açıklamasıyla başladı. İldemir’in ardından bir Barış Annesi, Kürtçe yaptığı konuşmasında dökülen kanın durması gerektiğini söyledi. Ardından Doç Dr. Haluk Gerger bir konuşma yaptı. Gerger, AKP’nin başlattığı açılımın bir kapan olduğunu dile getirdi. İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın 31 Ağustos’ta yaptığı konuşmalarla açılımdan kötü kokular gelmeye başladığını söyledi. AKP’nin de imha ve inkarda ısrar ettiğini belirten Gerger, Deniz Baykal’ın “anadilde eğitim olmaz” sözlerinin bölücülüğe ve ayrımcılığa sebep olduğunu vurguladı. Tayyip Erdoğan’ın Ahmet Türk ile başbakan sıfatını kullanmadan görüşmesini ve Hükümetin savaşta muhattap aldıklarıyla barış için görüşmemesini eleştiren Gerger konuşmasını “Kürt halkının özgürlüğü aynı zamanda Türk halkının da kurtuluşu anlamına gelir” diyerek bitirdi.

Haluk Gerger’in ardından DTP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel söz aldı. Tuncel, AKP’nin diğer iktidarlardan bir farkı olmadığını söyledi. Tuncel, İlker Başbuğ’un 30 Ağustos’ta yaptığı tek millet, tek dil ve anayasanın değiştirilmeyeceği vurgusu içeren konuşmasının AKP, CHP ve MHP tarafından desteklendiğini belirtti. Tuncel, Tayyip Erdoğan’ın AKP Grup toplantısında yaptığı ve birçok bakanın ağladığı konuşmasında “anaların göz yaşının ideolojisi olmaz” sözünü, “Yozgat’taki ananın çocuğunu, Hakkari’deki ananın çocuğunun üzerine gönderilerek çözüm olmaz bu yüzden operasyonlar durdurulmalıdır” diyerek eleştirdi. DTP Milletvekili Tuncel, çözüm sürecinde PKK’nin muhattap alınmamasına karşı, “PKK’nin silah bırakmasını kimle görüşeceksiniz” dedi. Tuncel, ayrıca 3 bin çocuğun terör suçu gerekçesiyle tutuklu olduğunu belirterek, güzel bir dünya isteyen çocuklşarımıza kimse terörist diyemeyeceğini söyledi. Sorunun çözümü için Anayasanın değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Tuncel Öcalan’ın yol haritasına yol verin diyerek sözlerini bitirdi.

Tuncel’in ardından KESK Genel Başkanı Sami Evren söz aldı. Evren ise çözümünde ve demokratikleşme yolunda çözümün 12 Eylül’den kalma Anayasa’da değişiklik yapılmasından geçtiği ifade etti. Evren’in konuşmasının ardından miting sona erdi.

ANKARA
1 Eylül Dünya Barış Günü için bir araya gelen ilerici örgütler Ankara’da Yüksel Caddesi’nden Sakarya Meydanı’na yürüyüşlü bir eylem gerçekleştirdi. ‘Savaşa değil eğitime bütçe’, ‘üniversiteliler barış istiyor’, ‘barış için savaşacağız’ dövizlerinin taşındığı eylem boyunca sık sık “Katil ABD Ortadoğu’dan defol”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Kahrolsun ABD işbirlikçi AKP” sloganları atıldı.

Yürüyüşün sonunda yapılan basın açıklamasında; “bizim ülkemizde de inkâr ve imha politikalarının sonucu derin acılar yaşandı. Yaklaşık 40 bin insanımızın yaşamına, uygulanan savaş ekonomileri ile emekçi halk kitlelerinin her geçen gün yoksullaşmasına mal olan çatışmalı süreci sona erdirecek koşulların sağlanması için mücadele biz emek güçlerinin görevidir. Halkların kardeşliği ve barış vazgeçilmezimizdir” denildi. Sakarya meydanında gerçekleşen basın açıklamasının ardından her dilden söyledikleri şarkılarla Grup Günyüzü sahne aldı. Ankaralıların da destek verdiği renkli eylem konserin ardından Ankara Kadın Platformu’nun yürüyüşüyle sona erdi.

SAMSUN
Samsun’da 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinlikleri Süleymaniye geçidinden Konak sineması önüne yapılan yürüyüşle başladı. Yürüyüş boyunca sık sık "yaşasın halkların kardeşliği", "katil ABD işbirlikçi AKP", "Susma haykır savaşa hayır" sloganları atıldı. Okunan basın açıklamasında savaşsız sömürüsüz bir dünya özlemi dile getirildi.
Yapılan eylemin ardından akşam saatlerinde Atakum amfi tiyatroda 1 Eylül etkinliği düzenlendi.

İZMİR
İzmir’deki 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle yapılan “barış yürüyüşü”nde 5 bini aşkın kişi, çeşitli dillerde yazılmış “barış” ve “İzmir Barış İstiyor” dövizleri ve sloganlarla, Konak Meydanı’na yürüdü. Eylemde, Kürt sorununda demokratik ve barışçı bir çözüm için hükümetin gereken adımları atması istendi.

Barış Yürüyüşü, Türkiye Barış Meclisi İzmir Girişimi, KESK İzmir Şubeler Platformu, DİSK Ege Bölge Temsilciliği, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, Demokratik Toplum Partisi, Sosyalist Demokrasi Partisi, Ezilenlerin Sosyalist Platformu ve Özgürlükçü Sol Hareket’in de içinde olduğu kurumlar tarafından düzenlendi. 5 bini aşkın kişi, Basmane Meydanı’nda toplanarak, Konak Eski Sümerbank önüne yürüdü. Çevredeki insanların alkışlarla destek verdiği yürüyüşte, çeşitli dillerde “barış” yazılı dövizler ile “İzmir barış istiyor” yazılı pankart ve dövizler taşındı.

Konak’ta kurumlar adına açıklama yapan Türkiye Barış Meclisi İzmir Girişimi Sözcüsü Coşkun Üsterci, hükümetin Kürt açılımı adına yürüttüğü görüşmelerin toplumda büyük bir beklenti yarattığını belirterek, “Ancak, Kürt halkının beklenti ve ihtiyaçlarına cevap veren hakiki bir tartışmanın sürdürülebilmesi için AKP iktidarının ‘barış’ ya da ‘demokratikleşme’ olarak adlandırdığı projesinde samimi olduğunu gösteren bazı somut adımları ivedilikle atması gerekmektedir” dedi.

MERSİN
Mersin’de bir araya gelen demokrasi güçleri 'silahlar sussun barış hemen şimdi' dediler.
1 Eylül saat 17:00'da İHD önünde toplanan kitle taşbina önüne doğru yürüdü. Yaklaşık 250 kişinin katıldığı eylemde kitle adına basın açıklamasını İHD şube başkanı Mirze Söylemez okudu. Basın açıklamasının ardından Mersin’de yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden gerillanın annesi ve bir askerin annesi birlikte barış ve akan kanın durması için çağrı yaptılar. Duygusal anların yaşandığı bu buluşmanın ardından eylem atılan sloganlarla sona erdi.

MANİSA
Dünya Barış Günü nedeniyle Manisa'da "Manisa Barış İstiyor." sloganı ile yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi.
Manisa Ulupark da toplanan yaklaşık 300 kişilik topluluk. En önde "Manisa Barış İstiyor." yazılı pankart olmak üzere Manolya Meydanına kadar yürüdü. Yürüyüş boyunca Yaşasın Halkların Kardeşliği, Biji bratiya gelan, Dem dema aşiti, susma haykır halklar kardeştir, silahlar sussun barış kazansın, Faşizme karşı omuz omuza, Kahrolsun ABD emperyalizmi, Katil ABD orta doğudan defol gibi sloganlar atıldı. Yine yürüyüş boyunca halka karanfil dağıtıldı.

AKHİSAR
Dünya Barış günü Akhisar da Tahir Ün Caddesi-Pehlivanoğlu Market önünde yapılan basın açıklamasıyla kutlandı. Açıklamaya ÖDP,, Emek Partisi, DTP, Halkevleri, Eğitim Sen ve Emekli Sen yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda Akhisarlı katıldı. Açıklamayı, geçtiğimiz yerel seçimlerde için solun ortak adayı olan M.Akif Aksezgin yaptı.

Açıklamada, başta Ortadoğu, Afrika ve Güney Amerika olmak üzere dünyanın dört bir yanında süren savaş ve çatışmalar hatırlatılarak “Dünya kaynaklarının sömürülmesini amaçlayan emperyalist politikalar için sadece basit bir araç olan savaşlar yüzünden milyonlarca insan yaşamını yitirdi.” denildi.

“Dünya halklarına karşı 'demokrasi, insan hakları ve terörle mücadele' söylemi kullanılarak yürütülen baskı ve saldırılar geriye acıdan, gözyaşından, yıkımdan ve yoksulluktan başka bir şey bırakmıyor” diyen Aksezgin ekonomik kaynakların istihdama değil, silahlara ayrılmasını eleştirdi, demokrasi ve barış talebini dile getirdi.

GAZİANTEP
Aralarında Türkiye Barış Meclisi Gaziantep Girişimi, KESK Gaziantep Şubeler Platformu, DİSK Bölge Temsilciliği, İHD Gaziantep Şubesi, 78'ler Derneği, DTP, EMEP, ÖDP, SEH, ESP, MESOP'un da bulunduğu gibi çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu, yürüyüş düzenledi. Yeşil Su Parkı'nda toplanan kitle buradan Kırkaya Parkı'na kadar yürüdü. "Barışa bir ses çift taraflı ateşkes", "Analar ağlamasın", "Savaşa hayır, barış hemen şimdi" sloganlarının atıldığı yürüyüşün ardından, açkılama yapan İHD Gaziantep Şube Başkanı Gülten Aydın, "Ülkeyi yönetenler gerçekten çözüm istiyorlarsa yapılması gereken ilk şey, çatışmasızlık sürecinin devamını sağlamak üzere operasyonların durdurulmasıdır" dedi.
"AKP Hükümeti ve bir bütün olarak devlet, gerçek bir demokratik çözüm ve kalıcı bir barış için, operasyonları derhal durdurmalı" diyen Aydın, "Başta sayısı binleri bulan Kürt çocukları olmak üzere, anti demokratik baskı ve tutuklamalara son verilmesi gibi, açılım konusunda samimi olduğunu gösterecek adımlar atmalıdır. Bu toprakların ve bu topraklarda yaşayan Türkiye halklarının gerçek bir kardeşliğe ve barışa duyduğu özlemin artık son bulması için kapsamlı bir siyasi genel af, anadilde eğitim talebi ve anayasa değişikliği de dahil, tüm demokratik taleplerin özgürce dile getirildiği bir diyalog süreci derhal başlatılmalıdır" şeklinde konuştu.

HATAY
Antakya Kapalı Spro Salonu'nda bir araya gelen Hatay Demokrasi Platformu üyeleri Ulus Alanı'na kadar yürüyüş düzenledi. "Türküm, Kürdüm, Arabım, Lazım, Ermeniyim, Yahudiyim, Çerkezim" dövizleri taşıyan kitle, "Silahlar Sussun barış hemen şimdi" sloganları attı. Ulus Alanı'nda platform adına konuşan İHD Hatay Şube Başkanı Semra Berrak, Türkiye'de iç barışın olmadığını dile getirerek, Kürt sorunu dolayısıyla yaşanan silahlı çatışma ortamı susturulmadığı ve Kürt halkının iradesi tanınmadığı sürece barışın sağlanamayacağını söyledi.
Berrak, Barışı talep etmenin Türkiye çocuklarına bir gelecek talep etmek olduğunu belirterek, bedeli ne olursa olsun, barış talebinden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.
Grup, Demokrasi Platformunun Antakya Belediye parkında açmak istediği standa izin vermeyen AKP'li Antakya Belediyesi'ni ıslıklarla protesto ederek, eyleme son verdi.

ANALAR DA ALANLARDAYDI
1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Mersin, Gaziantep ve Hatay'da yapılan açıklamalarda barış talepleri dile getirilirken, Mersin'deki açıklamada bir araya gelerek kucaklaşan asker ve gerilla anneleri "Bizim ciğerimiz yandı, başka anneninki yanmasın. “Asker de gerilla da bizim evlatlarımızdır, evlatlarımızı çatıştırmayın” diyerek, barış taleplerini dile getirdi. 2006 yılında Gümüşhane'nin Şilan İlçesi'nde çıkan bir çatışmada yaşamını yitiren piyade er Hüseyin Özdemir'in annesi Menşure Özdemir ile baba Hıdır Özdemir alana gelerek, çatışmalarda yaşamını yitiren HPG'li Leyla ve Zeynep Kuran'ın annesi Kadriye Kuran ile kucaklaştılar. Duygulu anların yaşandığı kucaklaşma esnasında kitle alkışlar eşliğinde "Barış Hemen Şimdi" şeklinde slogan attı. "Biz anayız, bizim yüreğimiz yandı, artık kimsenin yüreği yanmasın" şeklinde ortak bir açıklama yapan asker annesi Menşure Özdemir ve HPG'li annesi Kadriye Kuran, "Asker de gerilla da bizim evlatlarımızdır, evlatlarımızı çatıştırmayın" dedi.
Menşure Özdemir, ağlayarak Kadriye Kuran'a sarılıp, "Benim ciğerim yanıyor, yüreğim yanıyor. Oğlumun teskeresine 9 gün kalmıştı. Kimsenin yüreği yanmasın. Oğlumu nasıl özlediğimi kimse bilemez. Onu çok özlüyorum. Benim ciğerim kara topraklarda, nasıl yaşadığımı bilmiyorum" diyerek, duygularını dile getirdi. "Yaşasın Barış" sloganları arasında konuşmasına devam eden anne Özdemir, "Türkiye'ye barış gelsin" dedi. Anne Özdemir'in konuşması sırasında basın açıklamasına katılan tüm annelerin göz yaşlarına hakim olamadıkları gözlendi. Özdemir'in baygınlık geçirdiği açıklamada, eşi Hıdır Özdemir eşini sakinleştirmeye çalışarak, "Barış olsa her şey biter, gençler ölmez" şeklinde barış mesajı vermesi dikkat çekti.
İki kızını çatışmalarda yitiren Kadriye Kuran ise, "Devlete sesleniyorum" diyerek, "Devlete barış yakışır, devlete savaş yakışmaz. Sevgi barış istiyoruz. Biz savaş istemiyoruz. Üç çocuğumu vermişim. İkisi yaşamını yitirdi, biri de ömür boyu cezaya mahkum edildi. Başım dik. Buna rağmen biz savaştan değil, barıştan bahsedeceğiz. Polis de, asker de, gerilla da bizim evlatlarımızdır. Hiçbirinin farkı yoktur. Hiçbirinin ölmesini istemiyoruz. Biz af istemiyoruz, onlar bizi öldürmüş, bir kızımın parçasını kuyuya attılar. Diğer kızımın parçası ise halen nerede olduğu belli değil. Biz her şeye rağmen barış elimizi uzatıyoruz. Türkiye bizim barış elimizi havada bırakıyor. Türkiye'ye bu yakışmıyor. Türkiye'ye barış yakışıyor, kucaklaşmak yakışıyor. İran, Irak ve ABD yerine İmralı'ya gidin, çünkü muhatap İmralı'dır" şeklinde konuştu.
Ankara’da ise Sakarya Meydanı'ndan Yüksel Caddesi'ne meşalelerle yürüyen kadınlar saat 23.30'a kadar sloganlarıyla, meşaleleriyle, şarkılarıyla barış nöbeti tuttu. Yüksel Caddesi'ne yürüyen yaklaşık 100 kadın, burada bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Ankara Kadın Platformu adına yapılan açıklamada bugüne kadar Türkiye'nin her yerinde çeşitli eylem ve etkinliklerle barış talebini haykıran kadınların barışı getirecek güce sahip olduğu vurgulandı.

Kadınlar;
-Kürt halk mücadelesinin acil ve demokratik çözümü,
-Operasyonların durdurulup huzurun sağlanması,
-Çocukların cezaevlerinde değil parklarda uçurtma uçurması,
-Savaşın ve yoksulluğun yarattığı onulmaz yaraların olmadığı, tacizin ve tecavüzlerin yaşanmadığı bir ülke ve dünya için ayrımcılığın olmadığı, barışın hüküm sürdüğü yaşam alanları kurulan dek mücadelelerini sürdüreceklerini dile getirdiler.

Kaynak: DİHA, Sendika.org, ANF, Bianet, Evrensel