24 Eylül 2009, Perşembe

Bayram etmek için bayramda direnişteydiler

Esenyurt Belediyesi, İzbeton, Sinter Metal işçileri, haklarını alabilmek için bayramda da direnişteydiler. Kararlılıkla sürdürülen Kent A.Ş. işçilerinin Ankara yürüyüşü bayram molası vermedi. 

-----

Esenyurt Belediyesi
Sendikalı oldukları gerekçesiyle Esenyurt Belediyesi tarafından işten çıkarılan işçiler ile belediye tarafından pazarcılık yaptıkları alanlar ellerinden alınan pazar emekçileri, belediye önünde eylem yaptı. Geçtiğimiz ay Belediye İş Sendikası'na üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan 12 işçi, ve pazarcılık yaptıkları alanın belediye tarafından el konulmasına karşı direniş başlatan pazar emekçileri, Ramazan Bayramı'na belediye önünden başlattıkları direnişle girdi. Aileleriyle direniş çadırlarının bulunduğu yerde bayramlaşan işçiler, pazar yerlerinin belediye tarafından alınarak pazarcılık yapmaları engellenen pazar emekçileri ile ortak bir basın açıklaması yaptı. İşçilerin ailelerinin de katıldığı eylemde açıklamayı Belediye-İş Sendikası İstanbul 2 No'lu Şube Başkanı Hasan Gülüm yaptı. Bayramların, halkların, barış, kardeşlik ve paylaşım duygularıyla bir arada bulunduğu günler olduğuna dikkat çeken Gülüm "Ama biz bayramı işten çıkarmalar ve direnişlerle geçiriyoruz. Bayramı direnişte geçirmeyi kimse istemez. Ama bu bir zorunluluktur. Bu zorunluluğa neden olan Esenyurt Belediye Başkanı ve belediye yönetimidir. Bu direnişimizi haklarımız verilinceye kadar sürdüreceğiz" dedi.

İzbeton işçileri oturma eylemindeydi
Belediye-İş Sendikası İzmir 6 No'lu Şube de örgütlü İzbeton işçileri, TİS görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine belediye binası önünde aileleri ile birlikte bir saatlik oturma eylemi yaptı. Belediye-İş Sendikası İzmir 6 No'lu Şube üyeleri İzbeton işçileri, TİS görüşmelerinde yüzde 10'luk ücret zammı öneren ve uzlaşmaya yanaşmayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nu protesto etmek amacıyla aileleri ile birlikte Büyükşehir Belediye binası önünde bir saatlik oturma eylemi yaptı. "Türk İş nerede biz oradayız", "İzbeton işçisi yalnız değildir", "Okullarda açıldı Aziz haydi sözleşmeye", "Zafer direnen emekçinin olacak" sloganları atan işçiler adına açıklamayı Belediye İş İzmir 6 No'lu Şube Başkanı Adnan Güntay okudu. Belediye başkanı Aziz Kocaoğlu ve diğer belediye yetkililerinin bayramı evlerinde aileleri birlikte geçirdiklerini belirten Güntay, belediye işçilerinin ise bayramda dahi sokakta eylem yapmak zorunda bırakıldığını söyledi. Seçimden önce bütün işçi sendikaları ile masaya oturan Kocaoğlu'nun verdiği sözleri hatırlatan Güntay, "Biz bu sözlere güvenerek bugüne kadar bekledik. Ancak aradan geçen 186 güne karşın verilen sözler hala tutulmuş değil. Biz belediye emekçileri olarak belediye başkanımızı masaya çağırıyoruz. 1 Ekim'e kadar anlaşma sağlanamazsa greve gideceğiz. Bu grev ne İzmir için, ne de başkanımızın prestiji için iyi olacak" dedi. Açıklamanın ardından işçiler ve aileleri Büyükşehir Belediyesi önünde bir saat oturma eylemi yaptı.

'Tüm işçi sınıfının yürüyüşüdür'
Kent AŞ işçilerinin Ankara yürüyüşü bayramda da sürdü. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, sivil toplum örgütü, sendika ve siyasi parti temsilcisi de Salihli'de karşıladıkları Kent AŞ işçileriyle bayramlaşarak yürüyüşe destek verdi. CHP'li Karşıyaka Belediyesi'nin 5747 sayılı yasadan kaynaklı oluşan hizmet daralmasını bahane ederek işten attığı Kent AŞ işçileri bayramı da yürüyerek geçiriyor. İşçiler dün konakladıkları Tuana Tesisleri'nden sabah saatlerinde yürüyüşlerine yeniden devam etti. İşçiler, Salihli girişinde bulunan Değirmendere mevkiinde aralarında DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, DİSK Genel İş Genel Başkanı Erol Ekici, Birlikte Başaracağız Platformu, KESK, DTP Salihli İlçe Örgütü temsilcilerinin ve işçi ailelerinin de bulunduğu kitle tarafından karşılandı. Karşılama sırasında "Yaşasın sınıf dayanışması", "Zafer direnen emekçinin olacak", "Direnişin simgesi Kent AŞ işçisi" sloganları atan kitleye, işçiler de "Vuruşa vuruşa kazanacağız", "Yaşasın Ankara yürüyüşümüz" sloganlarıyla karşılık verdi. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi burada yaptığı konuşmada Kent AŞ işçisinin onurlu, yiğitçe bir direniş gösterdiğini belirterek, bu kararlı direnişin karşısında hiçbir gücün duramayacağını, herkesin de bunu göreceğini söyledi. Bu bayram günü dağ, bayır demeden yürüyen işçilerin durumunu anca körelmiş vicdanların göremeyeceğini ifade eden Çelebi, "Burada belediyeyi taşeronlaştıranlara, Kent AŞ işçisini kapı dışarı koyanlara tek sözüm var. O da biz kazanacağızdır. Emekten yana olanlar, haktan yana olanlar kazanacak. Hepinizin bayramını kutluyor, direnişinizi, Ankara yürüyüşünüzü selamlıyorum" dedi. Çelebi'nin ardından söz alan Genel İş Genel Başkanı Erol Ekici de, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın yanlış bilgilendirildiğini düşündüklerini belirterek, bu yürüyüşün ardından tüm gerçeklerin ortaya çıkacağını söyledi. Yürüyüşü salt işe geri dönme yürüyüşü olarak değerlendirmediklerini ifade eden Ekici, "Bu yürüyüş tüm işçi sınıfının yoksulluğa, krize, işsizliğe, krizin faturasının emekçilere kesilmesine karşı yaptığı yürüyüştür. Bugün buradaki dayanışma da bunu dosta düşmana göstermiştir" diye konuştu. Yapılan konuşmaların ardından aileleri ve sendika yöneticileriyle bayramlaşan Kent AŞ işçileri, yürüyüşlerine devam ediyor.

Asıl bayramları kazanımla gelecek Yıllardır her sabah işe gelip, akşam evlerine geri döndükleri yer arasında hiçbir değişiklik yok. Ancak 9 aydır onların yaşam biçimleri ve algıları oldukça değişti. Artık dünyaya daha farklı bakıyor ve yorumluyorlar. Bu değişimi sağlayan hakları için yürüttükleri mücadele. Sinter Metal işçilerinden bahsediyoruz. Ellerinden alınmak istenen haklarına sahip çıktıkları için işten atılan Sinter Metal işçileri, 9 aydır her sabah işe gelir gibi fabrikanın önünde kurdukları direniş çadırına geliyorlar. Sinter Metal işçileri bayramı da direniş çadırında karşıladılar. “Bizim asıl bayramımız mücadelemizi kazandığımız zaman olacak” diyor her biri. Bu kararlılıkla mücadelelerini sürdüren Sinter Metal işçileri, şimdiden soğuk havalarda ısınmak için içinde ateş yakacakları varilleri hazırlamışlar. Maddi ve manevi bütün zorluklara rağmen direnişlerini sürdüren Sinter Metal işçileri, haklı davalarını kazanımla sonuçlandırmak istiyorlar. İbrahim Yalçın, 5 yıllık Sinter Metal işçisi. Çalıştıkları süre içinde patronun başta ikramiye, prim, erzak ve senelik prim olmak üzere bütün sosyal haklarını ortadan kaldırmak istemesiyle sürecin başladığını hatırlatıyor. İşçilerin insanca yaşam hakları olduğunu ifade eden Yalçın, Sinter Metal patronunun bunu ortadan kaldırmak istediğini belirtiyor. Böyle olunca sendikalaştıklarını dile getiren Yalçın, 9 aydır haklarını korumak ve geliştirmek için mücadele verdiklerini anlatıyor. “Tabii sıkıntılar, zorluklar oluyor. Ama biz mücadelemizi sürdürüyoruz, buradayız. Sonuna kadar da sürdüreceğiz. Kazanacağımızı biliyoruz, buna eminiz” diyen Yalçın, zorlukları daha kolay aşmak için daha fazla dayanışmaya ihtiyaç duyduklarını söylüyor. Haklı olmanın verdiği güvenle inançlarını hiçbir zaman yitirmediklerini ifade eden Yalçın, “Zafer direnen emekçinin olacak. Bunun kaçarı yok yani. Patron köşeye sıkıştı artık. Daha yapacağı bir şey de kalmadı. Mahkemelerimiz bir taraftan devam ediyor. Tabii bu dönemde daha sabırlı olmak lazım. Herkes zor durumda, sıkıntılar oluyor elbet. Sonuçta sendikayı getirmek kolay bir şey değil. Demek oluyor ki bu kış da varilleri yakacağız yine. Burada hep birlikte halayımızı da çekeceğiz, sloganlarımızı da atacağız en güçlü şekilde” diyor.

Evli ve iki çocuğu olan Murat, Ramazan Bayramı için evde hiçbir hazırlık yapamadıklarını dile getiriyor. Bunun nedeni yaşadıkları ekonomik zorluk değil. Asıl bayramlarını mücadelelerini kazanımla sonuçlandırdıklarında kutlayacak olmaları. “Biz zafere kitlenmiş durumdayız. 9 aydır direnişimiz ilk günkü kararlılıkla devam ediyor. Sonuna kadar götüreceğiz. Şu anki yasalar patronların kendi yasaları. Ama kendi yasalarını bile uygulamıyorlar. Hukuksal süreç uzuyor, patron yasal boşlukları çok iyi kullanıyor. Hakime itiraz ediyor, şahit getirmiyor, davayı uzatıyor” diyen Murat, buna karşılık direnişin kararlılıkla süreceğini sözlerine ekliyor.

Sinter Metal patronunun göz göre göre kanunları çiğnediğini dile getiren Oktay Gürsoy, bunu devletin en üst kurumlarına dahi bildirdikleri halde hiçbir işlem yapılmamasını manidar buluyor. “Patronla aramızdaki yasal süreç devam ederken, bir şirket; Sinter Metal patronu içeriye taşeron dolduruyorsa, bu ülkede ve bu adamın vergi kaçırdığını, kaçak işçi ve sigortasız işçi çalıştırdığını devlet makamlarına yazılı ve sözlü bildirdiğimiz takdirde hiçbir işlem yapılmıyorsa, bu ne anlama geliyor? Bu ülkede bakanlarımıza, yargıya müracaat ettiğimiz zaman o müracaatlarımız görünmüyorsa, herhangi bir incele olmuyorsa ne yapmamız lazım? Başka bir ülkenin başbakanına mı gidelim” diye soran Gürsoy, bu ülkede devlet varsa önce kendini dolandıranlardan hesap sorması gerektiğini söylüyor. Bütün zorluklara rağmen çocuklarına daha güvenli ve temiz bir ekmek götürebilmenin mücadelesini yürüttüklerini ifade eden Hasan Avcı, bunun da kolay bir şey olmadığını bildiklerini dile getiriyor. Bu mücadeleyle birlikte hayatlarında birçok şeyin değiştiğini belirten Avcı, “Önceden sendika nedir bilmiyorduk, artık öğrendik. Yaşamın nasıl olduğunu öğrendik. Her şeyle mücadele etmeye çalışıyoruz burada. Ekonomik sıkıntılar had safhada. Çocuğumu bile okula yazdıramıyorum. Ancak ona daha iyi bir gelecek hazırlamak istiyorum” diye konuşuyor.

Fabrikada çalışırken kendilerini bir hiç olarak gördüklerini ve patronun elinde olduklarını düşündüklerini belirten Ferit Yalçın, ancak örgütlenirlerse işçilerin kendi haklarının kontrolünü ellerine alacağının farkına vardıklarını dile getiriyor. Ancak örgütlü mücadele içine girmeden bunun farkına varamadıklarını ifade eden Yalçın, artık bu bilinci bütün işyerlerine yaymak gerektiğini düşünüyor. Çevredeki fabrikalardan çok az destek geldiğini söyleyen Yalçın, “Çevredeki fabrikaların durumu ortada, nasıl bir destek olsunlar yani? Biz bile sendikaya üye olmadan evvel etrafımıza duyarsızdık. Bir bilinç yoktu. Çevredeki fabrikaların birçoğu da örgütsüz. Örgütsüz olan fabrikalar da buraya çok fazla duyarlı olmaz. Ancak bunu değiştirmek gerekir” diyor. Çevredeki fabrikalardaki işçileri örgütleme fikri olduğuna, bunun çabası içinde olduklarına değinen Yalçın, önlerindeki en büyük engellerden birinin de sindirilmişlik olduğuna dikkat çekiyor. “İşçileri korkutmuşlar. Bazıları geçerken gönlü bizimle beraber olsa bile bakmakla yetiniyor. Bizleri alkışlamaktan dahi korkuyor. İşini kaybetme korkusu var. Sonuçta patronlar kendi içlerinde daha iyi örgütlüler. Bu örgütlülük işçiler üzerinde baskı kuruyor. Ancak korkarak, sinerek bir hak elde edilmez. Cesurca örgütlenerek mücadele etmek lazım. Artık işçiler bir güç oluşturmalı. Biz bu farkındalığı yaratmak için çabalıyoruz” diyen Yalçın, bu konuda kendi fabrikalarında başarılı olduklarını dile getiriyor. Etraftaki birçok fabrikaya da bu mesajı verdiklerini aktaran Yalçın, irtibatta oldukları bazı yerlere de belli ölçüde bir bilinç aşıladıklarını, ancak bunların da yetersiz olduğunu ifade ediyor. Bu nedenle daha çok çalışmak gerektiğini belirten Yalçın, mücadelelerinin bu kararlılıkla süreceğini söylüyor./evrensel-diha