10 Mart 2010, Çarşamba

Depremzedelerden Başbakan'a 'kerpiç' tepkisi

Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın Elazığ'da meydana gelen depremde 51 kişinin hayatını kaybetmesini kerpiç evlere bağlamasına tepki gösteren köylüler, betonarme olan okul, camii ve sağlık ocağının da yıkıldığına dikkat çekti.

-----

FERHAT ARSLAN

Elazığ'da meydana gelen 6.0 şiddetindeki depremde Karakoçan ve Kovancılar ilçelerine bağlı Okçular (Oxciyan), Yukarı Kanatlı (Nasıran), Demirci (Tekê), Tabanözü (Pûşkûla), Kayalık (Kêlik) ile Göçmezler (Seferan) köylerinde 51 kişi yaşamını yitirirken, onlarca kişi de çeşitli hastanelerde halen tedavi görüyor. Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın, "Köylüler kerpiç evlerde yaşadıkları için deprem can kaybına neden oldu. Bu büyük bir ihmalkârlıktır" sözlerine isyan eden köylüler, okul, camii ve sağlık ocağının devlet tarafından yapılan betonarme yapılar olmasına rağmen yıkıldığına dikkat çekti. Köylüler, can kaybının tek nedeninin kerpiç evler olmadığını belirterek, sorumlunun vatandaşa hizmet etmeyen devlet olduğunu ifade etti. 2003 yılındaki Bingöl depreminde zarar gören evlerin yeniden yapılması için defalarca başvuru yaptıklarını dile getiren köylüler, kendilerine yardım edilmediğini vurguladı.

'KERPİÇ EVLERDE KEYFİMİZDEN YAŞAMIYORUZ'

Çiyayê Spî Dağları eteklerinde sürekli deprem olduğunu söyleyen Kayalık (Kêlik) Köyü sakini Abdurrahman Gül, yetkililerin yaşadıkları bölgeden fay hattının geçtiğini bildiğine dikkat çekerek, "Bu depremin dışında 3 önemli deprem atlattık. O zaman çevre köylerle birlikte yardım talepleri olmasına rağmen, depreme dayanıklı konutlar yapmadılar. Bizim de gelir düzeyimiz belli. Beton ev yapabilecek bütçemiz olmadığı için kerpiç evlerde yaşıyoruz. Yoksa biz de sağlam ve temiz evlerde yaşamak istiyoruz" dedi. Başbakan Erdoğan'ın "İhmalkârlık" sözüne tepki gösteren Gül, "Peki deprem konutları yapabilecek olanaklarımız var mıydı? Biz çamurlu ve kerpiç evlerde yaşamayı tercih ettik. Eğer Sayın Başbakan'ın söylediği gibi ihmalkârlık köylülerinse, cami, okul, sağlık ocağının yerle bir olması kimin ihmalkârlığı? Buna da cevap verebilmesi gerekiyor. Yazıktır, günahtır halen ölülerimizi gömmeden, yaralarımız sarılmadan devletin en tepesinde olan Başbakan suçu sadece köylülerde buluyorsa, bizim konuşmamıza gerek kalmamıştır" şeklinde konuştu.

'CAMİLERİN YIKILMASI KİMİN İHMALKÂRLIĞI?'

Başbakan Erdoğan'ın kendilerini suçlu bulmasına anlam veremediğini söyleyen Mehmet Bulut ise, depremin öğle saatlerinde olması halinde okul ve namaz saatinde camide bulunan yüzlerce kişinin bir anda öleceğini kaydetti.
Bulut şunları ifade etti: "Bingöl depreminde onlarca çocuk devlet yurdunda can verdi. Eğer bu kez deprem gündüz olsaydı camide bulunan cemaat, okulda derste olan öğrenciler ve sağlık ocaklarında tedavi gören yüzlerce kişi şimdi ölmüş olacaktı. Çünkü bu köylerde ne okul, ne cami nede sağlık ocağı ayakta kalabildi, hepsi yıkılmış durumda. O zaman toplu ölümler olacaktı, merak ediyoruz, Sayın Başbakan o zaman kimi suçlayacaktı" dedi.

'BU AÇIKLAMA ZARARLARIMIZ KARŞILANMAMASI İÇİNDİ'

Devlet yetkililerinin bir yandan "Depremzedelerin yaralarını sardık" iddiasında bulunduğunu diğer yandan da köylülerin zararlarının karşılanmasının önüne geçmek için çabaladığını belirten Cihat Gül ise, 51 kişin sorumlusunun 2003 yılında meydana gelen depremde önlem almayan mevcut hükümetten başkası olmadığını ifade ederek, "Bu depremde hem can hem de mal kaybımız çok. 2003 yılında Bingöl'de yaşanan depremde bu bölgede hasar görmeyen ev kalmamasına rağmen mevcut hükümet hiçbir önlem almadı. Şimdide köylülerin ihmalkârlığı olduğunu söyleyen Başbakan'ın sözlerinden şunu çıkartıyoruz. 'Biz sizin zararlarınızı karşılamayacağız çünkü suçlu sizsiniz' demeye getiriliyor. Umarım yanılıyorum çünkü gerçekten çok mağdur olmuşuz" diye konuştu.

(diha)