05 Kasım 2007, Pazartesi

Kadın dayakçısının işyeri tacizcisi olarak portresi

Ayşe ÖZEK KARASU/Milliyet Bazı ülkelerde işyeri tacizi diye bir suç var. Evet "cinsel taciz" bizim yeni ceza yasasına göre de suç. Ama ben tacizin seksüel olmayan biçiminden söz ediyorum.

-----

"Aman idare et işte, bizim patron biraz öfkelidir" diye üstü örtülen tarzda tacizden. İsveç’ten İrlanda’ya, Avustralya’dan Kanada’ya birçok ülkede mobbing yasaları çıkarılıyor. Çünkü işyerlerindeki psikolojik şiddet (mobbing), insan onurunu zedelediği gibi fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklara da yol açıyor. Birey kendine olan güvenini ve inancını yitiriyor. Sistematik küfür ve hakaretle bireyi aşağılamak şeklinde kendini gösteren işyeri şiddeti daha çok kadınlara yöneliyor. Bu tür tacize maruz kalan pek çok kadın, tuvaletlere kapanıp ağlamaktan helak olduğunu, ofisteki eziyetin de aile içi şiddet gibi yenir yutulur olmadığını anlatıyor. Peki işyeri tacizcileri daha da ileri gidip sözel şiddeti kaba kuvvet gösterisine dönüştürebiliyor mu? Antalya Film Festivali’nde meydana gelen olaya bakılırsa evet. Kadınların işyeri tacizcisi diye anlattığı TÜRSAK Başkanı Engin Yiğitgil’in, Nimet Demir’e dayak atması bunun örneğini oluşturuyor.

Altın Portakal’ı "Sinema barıştır" sözleriyle açıp fiziksel şiddetle kapatıyor TÜRSAK Başkanı Engin Yiğitgil.

Hasmı bir kadın. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin iletişim danışmanı olan şirketin yöneticisi Nimet Demir. Festival başkanı Engin Yiğitgil’in küfürlü, tekmeli ve yumruklu saldırısına uğruyor. Çok sayıda görgü tanığı var. Olayın görüntüleri de kameraya alınmış. Söylentiye göre o kaset şimdi Yiğitgil’in elinde.

Yiğitgil saldırıyı yalanlıyor. Nimet Demir’in, bizim Emel Armutçu’ya anlattıklarını okuyorum: "Elemanlarıma kaba davranıyor, hakarete varan tavırları oluyordu... Çıldırmış gibiydi, kontrolsüz bir şekilde bağırıyordu... Koşarak, çığlıklar atarak üzerime geldi... "

Ben Engin Yiğitgil’i tanımam ama, İstanbul’daki iş ortamında ona yakın tanık ve kurbanlardan dinlediklerim, Antalya’daki Nimet Demir’in anlattıklarıyla birebir örtüşüyor. Dayak kısmı hariç. Ama küfür, hakaret, aşağılama gırla.

Sabah toplantısında kadınlara "Hayvan herifler, yine tuvalet kağıdını bitirmişsiniz" diye bağırmalar, öfke nöbeti geçirip elinde ne varsa etrafa savurmalar. Yemeğini getirene, "Nereden biliyorsun aç olduğumu" diye çıkışmalar, getirmeyene "Aç olduğumu bilmiyor musun" diye çemkirmeler, sürekli "Burada patron benim" diye büyüklenmeler. İş ortamındakilerin çoğu kadın, dolayısıyla küfür ve hakaretleri işitenler de onlar. Üçüncü şahıs kadınlardan da "o" ile başlayıp "u" ile biten sıfatla bahsediyor Engin Bey. Ama hakkını yemeyelim, ofiste kimseye el kaldırmamış.

SANAT ORTAMINDA ŞİDDET

Nimet Demir dayağı şöyle anlatıyor:

"Bana doğru tekmeler, yumruklar savurmaya başladı, bir yandan da küfür ediyordu. Herkes arkasından koşmuş tutmaya çalışıyordu. O an yumrukların bana ulaşmadığını düşünmüştüm, sabah kollarımda ve sırtımda morluklar vardı."

Olay Antalya Kültür Merkezi’nin fuayesinde meydana geliyor. Nimet Demir, elemanlarına hırçın davranmaması için uyarmak istiyor Engin Yiğitgil’i. Ancak beriki öfkeleniyor. Bir sanat kurumunun başındaki adam, bir kariyer kadınına el kaldırıyor.

O kalkan eli, dayağı önlemek için tutan bir adam var. Antalya Kültür Sanat Vakfı Başkanı Erol İşbilir. Önce gazetelere şu açıklamayı yapıyor: "Olay doğrudur. Yiğitgil’i fiziksel olarak engelledim. Kişisel bir saldırı vardı. Bana da küfür vardı, ne kadar insan varsa herkese vardı. Engin Yiğitgil kendisinde değildi, iğne yapıldı." Ama ertesi gün Emel Armutçu’ya konuşurken İşbilir renk değiştiriyor, "İş ortamı stresi, büyütecek bir olay yok. Olan festivale oldu" diyor.

TÜRSAK Genel Müdürü Sevinç Baloğlu ise "Olay doğru olsaydı, vakıfta çalışan onca kadın, biz günde üç posta dayak yerdik. Olay sırasında sinirliydi, ancak dayak yok. Bu kadın zaten oraya skandal yaratmaya gelmişti" diyor.

Tanık ve kurbanlardan dinledikledim ise şiddet ve korku dolu bir işyeri tablosu gösteriyor. İşyerinde terör estiren bir patron ve onu idare etmeyi sanat haline getirmiş kadınlar. Engin Bey mağduru anlatıyor:

"Sürekli herkesin içinde bağırıyor, küçük düşürüyor, aşağılıyor, duygu dünyamı alt üst ediyordu. Her gün eve ağlayarak gidiyordum. Daha yeniyim, beceremiyorum diye kendime kızıyor, adam haklı diye kendimi azarlıyor ve hızlanmak için gayret sarf ediyordum. Konuşma ve davranış üslubunun bende bıraktığı yaraları anlatacak kelimelerim yok. Ben tüm yüreğimle o kadına (Nimet Demir) inanıyorum, ben sessiz kaldım, o kalmasın istiyorum. O şiddete tanık olup hiçbir şey yapmadığım için özür diliyorum kendisinden."

Bu mağdur, çalışma arkadaşı olan kadınlar tarafından "Erkekleri idare etmeyi bilmiyorsun" diye de eleştiriliyor.

İNTİHARA SÜRÜKLENENLER

İşyeri şiddetiyle ilgili global motifler, mağdurların anlattıkları aşağı yukarı aynı. Pohpohlanmayı seven, benmerkezci tacizciler ve nispeten zayıf halka mağdurlar. Sürekli küfür ve hakaret eden tacizciler ve gözyaşlarına sığınan ezik kurbanlar. Bu yüzden stres ve depresyona girenler, hatta intihar edenler. "Mobbing" kavramını işyerinde psikolojik şiddet anlamında ilk kez kullanan Dr. Heinz Leymann İsveç’te intiharların yüzde 15’inin mobbing kaynaklı olduğunu söylüyor. İrlandalı uzman Dr. John McDermott’a göre ise her beş intihardan biri işyeri taciziyle bağlantılı.

ABD’deki istatistiklere göre çalışanların yarısı ya taciz mağduru olmuş, ya da tacize tanıklık etmiş. Kurbanların yüzde 57’si kadın. Tacizcilerin ise yüzde 60’ı erkek. Ancak tacizci kadın ise seçtiği kurban da yine kadın oluyor; yüzde 71.

"Mobbing" kavramı Türkiye’de de yaygınlaşmış olmakla birlikte henüz Türk hukuk sistemine girmedi. Yeni Ceza Yasası’ndaki "cinsel taciz" ise çok sınırlı ve psikolojik şiddet kadar yaygın olmayan bir suçu içeriyor. Gelişmiş ülkelerde işyeri tacizi artık, cinsel ve ırka dayalı tacizin üzerinde bir hukuki tanım. Bir çalışan hakkında maksatlı dedikodu yaymak, yapılamayacak işler yüklemek de mobbing kapsamına giriyor. Bu nedenle yeni mobbing yasaları çıkarılıyor. Avustralya ve Kanada’nın bazı eyaletlerinde taciz yüzünden sağlığı tehlikeye giren çalışanlar dava açabiliyor, işyeri doğrudan sorumlu oluyor. İsveç ve İrlanda’da da mobbing yasalarına göre işyerleri çalışanlarını psikolojik şiddete karşı korumakla yükümlü. İngiltere’de de 1997 tarihli Tacize Karşı Koruma Kanunu, aynı işlevi görüyor.

ABD’de federal yasa çıkarılması için hazırlık var, 13 eyaletin meclislerinde ise şu sıra yasa tasarıları görüşülüyor. Ayrımcılık ve tacizle ilgili çeşitli yasalar çalışanları psikolojik şiddete karşı güvence altına aldığı halde yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç duyuluyor.