10 Nisan 2010, Cumartesi

Medya sözüyle incitiyor, eylemiyle yaralayor

Uluslararası Hrant Dink Vakfı'nın düzenlediği, ‘Nefret Söylemi ve Nefret Suçları’ sempozyumunda Galatasaray Üniversitesi Araştırma Görevlisi Ceren Sözeri, yaygın medyanın kullandığı dilin yüzde 70'inde Ermeni ve Kürtlerin hedef alındığını söyledi. Teun a. Van Dijk ise, söylem ve erk ilişkisi üzerine konuştu.

-----

Uluslararası Hrant Dink Vakfı, "İnciten Sözler, Yaralayan Fiiller" başlığı ile medyada nefret söylemi üzerine sempozyum düzenliyor. Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu'nda düzenlenen sempozyumun açılışına Özlem Dalkıran, Galatasaray Üniversitesi Ceren Sözeri, Prof. Dr. Teun a. Van Dijk konuşmacı olarak katıldı. Hrant Dink'in eşi Rakel Dink ve Dink ailesi sempozyumu dinlemeye gelenler arasındaydı. Oturumda ilk sözü alan Özlem Dalkıran çalışma hakkında bilgi verdi. Dalkıran, değişik haberler içinden nefret söylemlerinin ele alındığını ve 24 gazetenin tarandığını söyledi. Dalkıran, köşe yazarlarında nefret söylemine daha çok rastlandığını belirtti. Dalkıran, DTP üzerinden Kürtlerin genelinin hedef alındığı ifade etti.

'KÜRTLERE KÜFÜR ERMENİLERE DÜŞMAN'

Sempozyumda konuşan Ceren Sözeri, incelediği örneklerde azınlıklara, Kürtlere ve Yahudilere karşı nefret içeren bir üslup olduğuna dikkat çekti. Sözeri, ela alınan haberlerin yüzde 70'inde Ermeni ve Kürtlerin hedef alındığını, bunların yüzde 34'ünün Kürtler, yüzde 23'ünün Ermeniler üzerinde yoğunlaştığını söyledi. Kürtlere karşı nefret söyleminde küfür yönteminin daha yoğun olduğunu belirten Sözeri Ermenilerde ise bu söylemin düşmanlık söylemine dönüştüğünü vurguladı. Sözeri, "Basın söz konusu Kürt milletvekilleri olduğunda küfür edilmekten kaçınılmıyor" şeklinde konuştu.

'ERKİ ELİNDE BULUNDURANLAR BU GÜCÜ AZINLIKLARA KARŞI KULLANIYOR'

Sempozyumda söz alan Teun a. Van Dijk ise, söylem ve erk üzerine konuştu. Erki elinde bulunduranların bu gücü özellikle azınlıklara ve göçmenlere karşı kullandığını söyledi. Eşitsizlik ve adaletsizliğin günlük olarak üretilebildiğini belirten Dijk, "Sosyal bilinç insanların hafızalarını nasıl oluşturduğudur. Erk dediğimiz şey tanıma sığmayacak kadar önemlidir, çok kapsamlı bir terimdir" dedi. Farklı sosyal gruplar arasındaki güç dengesine değinen Dijk, "Güç elinizdeyse bir başkasını kontrol edebilirsiniz. Güç ya da erk olduğu zaman özgürlük olmayacaktır. Güç sayesinde insanların zihinlerini kontrol ediyorsunuz ve bu yolla eylemlerini de kontrol edebiliyorsunuz" dedi. Söylem ve eylemin insanların iletişimini sağladığını ve bu söyleme hâkim olmak istediklerini belirten Dijk, "Söylem dediğimi şey metinlerde oluşmaz. Bir bağlama oturur. Söylemin iyi bir teorisine sahip olmak için iyi bir bağlama sahip olmak gerekir. Söylem aracılığı ile insanların zihinlerinden geçen şey kontrol edilebiliyor" diye konuştu.

'OKUYUCUNUN ANLADIĞI İLE YAZARIN YAZDIĞI AYNI MI?'

Dijk, "Aklınızda kalan şey gazetelerdeki metinler ya da televizyondaki gördükleriniz değil. Onu yeniden hatırlamıyorsunuz. Yeniden yaratıyorsunuz. Haberin sizde yarattığı etkiyi hatırlıyorsunuz. Okuduğunuzda ya da izlediğiniz zaman birebir akılda kalmıyor. Bir resmi çekiliyor. Bunlar akılda kalıyor. Göçmenlerle ilgili bir şeyler okuduğunuzda zaten olumsuz yaklaşım olduğu için sizde olumsuz bir şeyler kalıyor. Mesela Türkiye'de Kürtlerle ilgili insanlar ne biliyor. Buna dair bir şey okuyacak ama insanların anladığı şeyle yazarın yazdığı niyet aynı mı? Metin önemli bir paydır ama herkeste aynı etkiyi yaratmaz" diye aktardı.

'METİNLERİN İÇERİĞİNİ DE NASIL OKUNACAĞINI DA KONTROL EDİYORLAR'

ABD'de gazetelerin göçmenler ve azınlıklarla ilgili bakışına değinen Dijk, çok sınırlı haberlerin yapıldığını söyledi. Göçmenlerin bir tehdit olarak görüldüğünü belirten Dijk, "Siyasetçiler bilerek bir dil kullanıyor. Kamusal söylemi elinde bulunduranlara sembolik elitler diyebiliriz. Konudan bahsediyorum. İçerikten bahsediyorum. Bu kişiler sadece bütün bu metinlerin içeriğini kontrol etmekle kalmıyorlar bunların nasıl okunacağını da yönlendiriyorlar" diye kaydetti. Metinlerde kullanılan mecazların ve benzetmelerin nasıl kullanıldığının çok önemli olduğunu belirten Dijk, göçmenlere karşı tehditkar bir üslup kullanıldığını söyledi. Sözcük dizinini bile değiştirerek farklı bir etki yaratabilir haber olan şeyin öneminin de azaltılabileceğini dikkat çeken Dijk, "Bu bir strateji aslında" diye belirtti.

Sempozyum yarın Ayrımcılık, nefret suçu ve nefret söylemi: kavramsal çerçeve, Medyada nefret suçları, nefret suçlarında medyanın sorumluğu üzerine başlıklı oturumlarla devam edecek.

(diha)