GÜN GELECEK DEVRAN DÖNECEK
Kim “kadersiz” babaların çocuklarına hesap verecek?
6 yaşındaki Ebrar’ın babası, 17 Mayıs’ta meydana gelen maden göçüğünde hayatını kaybetti. Babasını beklerken “üzülme, babamın elbiselerini koklarız” diyerek teselli ediyordu annesini. Belli ki minik Ebrar “kadersiz” bir babanın, “kadersiz” bir ülkenin “kadersiz” çocuğu olduğunu bilmiyordu. Tıpkı kokuların uçtuğunu bilmediği gibi…
Ebrar 1 gecede geride bıraktı “çocuk” olmayı. Canı acıyarak öğrenmeye, büyümeye başladı. Çok değil, birkaç sene sonra biriktirdiği acıları ile hesap soracak “çocuk” olmayı bırakanlar…
İnsanlığın nasıl göçük altında bırakıldığını soracaklar önce. “Özelleştirme” politikası ile işlenen cinayetlere neden “kaza” ya da “kader” denildiğini merak edecekler.
“2 bin 500 metrede çalışmanın ne demek olduğunu bilirim onlarla orada iftar yaptım.” diyen Başbakana ve AKP’ye “tok” olmanın anlamını,
Yalanlara, cinayetlere, hak yemeye, vicdansızlığa rağmen nasıl “insan”mış gibi yaşanıldığını,
Neden gazetelerde, televizyonlarda Yapı-Tek’den ve Bahri Köse’den bahsedilmediğini, son yıllarda devlete ait birçok projeyi üstlenen Yapı-Tek’e neden AKP yönetiminin toz kondurmadıklarını,
Neden bütün kazaların Maden Kanunu’nun değiştirilip yeraltının “özel şirketlere” ve “taşeronlaştırmaya” açılmasıyla birlikte arttığını soracaklar.
Neden ölen işçilerin tamamına yakınının “sendikasız” olduklarını soracakları gibi…
* * *
Gün gelecek, devran dönecek tüm kadersiz çocuklar büyüyecekler. İşte o zaman;
2008 yılında hayatını kaybeden 43 maden işçisinin
2009 yılında hayatını kaybeden 92 maden işçisinin
2010 yılının henüz başında hayatını kaybeden 37 maden işçisinin hayatlarının hesapları sorulacak.
Merak ediyorum, hesaplaşma vaktinde hala birileri kaderden bahsedip, insancılık oynayabilecekler mi?