04 Mayıs 2009, Pazartesi

“Uluslararası dayanışma için somut adımlar atılmalı”

"Kriz Döneminde Uluslararası Dayanışma'nın Önemi ve Sendikalar" Sempozyumu'nda konuşan Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın "Uluslararası dayanışmanın içi dolu, hedefleri belli olmalı" dedi. Birleşik Metal-İş, Hava-iş, Tekgıda-İş, Petrol-iş, TÜMTİS, Toplumsal Araştırma ve Eğitim Merkezi (TAREM) ve Rosa Luxemburg Vakfı ’nın ortaklaşa düzenlediği toplantı Petrol-İş Sendikası Toplantı Salonu’nda gerçekleşti.

-----

Türkiye’den ve yurtdışından sendikacıların uluslararası dayanışma için bir araya geldiği toplantıda mücadele deneyimleri paylaşıldı. 1 Mayıs kutlamaları için Türkiye’ye yurtdışından gelen delegasyonun yanı sıra Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, Petrol-İş Sendikası Genel Eğitim ve Örgütlenme Sekreteri Nimetullah Sözen, Eğitim Sen Eski Genel Başkanı Alaattin Dinçer, TÜMTİS İstanbul 1 Nolu Şube Başkanı Ersin Türkmen, Koop-İş Sendikası Hukuk Danışmanı Ramazan Bayram, Koop-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Faruk Üstün, Sinter Metal direnişçileri ve Harb-İş Sendikası üyelerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. Sendikacılar dayanışma ağının daha da genişletilmesi, somut adımlar atılması gerektiğini kaydettiler. Uluslar arası dayanışma açısından var olan dayanışma örneklerinin daha da çoğaltılması gerektiğini söyleyen katılımcılar konuşmalarında dayanışma ağlarının kurulup, genişletilmesi, ana firmalara karşı dayanışma eylemlerinin gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizdiler. Toplantıda Sinter Metal ve Praktiker’de yaşanan sendikal mücadele deneyimlerden örnekler verildi.

Beşeli: Sendikalar politik alandan kopmamalı
Moderatörlüğünü yazar Metin Yeğin’in yaptığı toplantının açılış konuşmasını Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Beşeli yaptı. Nazi Almanyası’ndaki gaz odalarında insanların birbirinin üzerine basarak kurtulmaya çalışmaları örneğini vererek sözlerine başlayan Beşeli bugünkü kriz koşullarında da insanların benzer bir tepki içerisinde olduğunu belirtti. Kriz ile ilgili işçi sınıfı açısından en önemli tehlikenin sınıfın benimsediği en geri politikalarla sendikal politikalar arasındaki makasın kapanması olduğunu söyleyen Beşeli, kriz sebebiyle firmaların işgücünü merkez ülkelerde toplamaya başladığını söyledi. Ana ülkede üretim yapan firmaların Türkiye gibi ülkelerdeki işyerlerini kapattığını belirten Beşeli, işçi sınıfı açısından tavizkârlığın ve ulusal eğilimlerin artmasının gözlemlendiğini ifade etti.
Krizin proleterleşmeyi arttırdığına değinen Beşeli, “Bu kalabalıklaşma proletarya içerisindeki rekabet eğilimini de arttırıyor. Bu kitle içerisinde sendikal örgütlülük de azalıyor” dedi. Beşeli konuşmasında önümüzdeki dönem için “Sendikacılar dayanışma ve birlik yerine ayrıcalıkları koruma endişesiyle davranacak. Bu süreçte uluslar arası dayanışma aşınabilir. Uluslar arası sendikal örgütlerimiz daha etkisiz kalabilir” uyarısında bulundu. Kapitalistler açısından sürdürülebilirliğin sonuna gelindiğini belirten Beşeli, uluslar arası dayanışmanın ve yerel sendikal hareketlerin güçlenmesi gerektiğini ve sendikal mücadelenin politik alandan kopmaması gerektiğini belirtti.

Med: “Düşmanımız: Uluslar arası şirketler”
Toplantıda açılış konuşmasının ardından ilk konuşmayı Ver.di ve Sol Parti Eyalet Yönetim Kurulu üyesi Christian Med gerçekleştirdi. Biz bu krizin faturasını ödemek istemiyoruz diyen Med, Göçmen işçilere karşı gelişen düşmanlığın yanlış olduğunun altını çizerek “Göçmen işçiler değil, uluslar arası şirketler bizim düşmanımız” diye konuştu.

Aktif bir krize karşı mücadele programı gerekli
“Almanya’daki 3100 şirket Türkiye’ye yatırım yaptı. Bu, uluslar arası dayanışma için bir zemin oluşturuyor” diyen Selahattin Yıldırım işçi sınıfının aktif bir kriz programı olmadan krizin üstesinden gelmenin mümkün olmadığını söyledi. Almanya’da iş çevresi kurulmasını önerdiklerini anlatan Yıldırım Türkiye ve Almanya’daki sendikaları da bu çevrenin içinde olmasını istediklerini söyledi. 

İşçi ücretlerinin aşağıya çekilmesinde taşeron sisteminin etkisinin olduğunu belirten ATİF’ten Süleyman Gürcan de Almanya’daki bir demir çelik fabrikasındaki sistemi örnek gösterdi. 3 aşamalı taşeron sisteminin var olduğundan söz eden Gürcan her taşeron işçisinin birbirinden farklı ücret aldığını, ana firma greve gittiğinde taşerondakilerin gidemediğini söyledi. Gürcan ırkçılığa karşı da mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye’den birlik çağrısı
Petrol-İş Sendikası Genel Eğitim ve Örgütlenme Sekreteri Nimetulllah Sözen ise örgütlülük düzeyinin toplam işçi sayısı düşünüldüğünde oldukça az olduğunu söyledi. Sendikaların örgütlenmede karşılaştıkları sorunlara değinen Sözen,”Bu sorunları zamanla aşıp örgütlenseniz de sendika işyerine girene kadar bakıyorsunuz işçi kalmamış, Ya işten atılmış ya da istifaya zorlanmış” diye konuştu. Sendikalarda krizin yaşadığını belirten Sözen, “Ne örgütlenebiliyoruz, ne de birlikte hareket edebiliyoruz. Konfederasyonlar kendilerini gözden geçirmeli” dedi. 

Krizin Türkiye’deki etkisinin ücretsiz izinlerle başladığını ardından ücretlerde düşüş ve işyeri kapanmaları ile devam ettiğini belirten Birleşik Metal-İş Sendikası Uluslar arası İlişkiler Uzmanı Elif Sinirlioğlu kriz gerekçesiyle fabrikaları kapatıyorlar. Ama bakıyorsunuz üretim başka bir yerde devam ediyor. Sendikalardan kurtulmak için krizi fırsata çevirmeye çalışıyorlar. Bunun için uluslar arası dayanışma çok önemli” dedi.

Öztaşkın: “Dayanışmanın içi dolu, hedefleri belli olmalı”
Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın krize karşı dünya işçi ve emekçilerinin eyleme geçmesi gerektiğini belirttiği konuşmasında sendikal stratejilerin üretim süreçleri ile ilgili olduğunu kaydetti. Üretim zincirinin uluslararasılaştığını söyleyen Öztaşkın “Artık hiçbir mamul madde tek bir fabrikada ve ülkede üretilmiyor. Bu zincirleme üretim ağının tamamında örgütlenmeye yönelik sendikal stratejilerimiz olmalı” diye konuştu. Ulusal sınırlar içerisinde mücadele yürütürken evrenselleşmek zorunda olunduğunu da belirten Öztaşkın, dayanışmanın içeriğinin dolu ve hedeflerinin belli olması gerektiğini kaydetti. EmekDünyası


Yurtdışından gelen katılımcılar: Selahattin Yıldırım (Dortmund NGG Örgütlenme Uzmanı), Şengül Saval (Sol Parti Köln Başkan Yardımcısı), Hans-Jürgen Hinzer (NGG, Frankfurt Sendika uzmanı), Eva Preu B- Hinzer(Öğretmen, GGW üyesi), Katharina Sdusabedissen (Sol Parti KRW Başkanı), Alexis Schwartz (Attac/ Almanya Yönetim Kurulu), Irina Veszerı (Sol Parti Eyalet Yönetim Kurulu, Ver.di üyesi), Ulrike Behrendt (GEW Almanya Genel Merkezi),Klaus Dillmann (Nazi Kurbanları Derneği Antifaşist Birlik), Christian Med (Sol Parti Eyalet Yönetim Kurulu, Ver.di), Benoit Conte (Fransa CGT), Özlem Alev Demirel (Sol Parti Köln Şehir Meclisi), Muhammed Batarm (Arap Birleşik Sendikalar Konfederasyonu, ACUT), Andrea Will (Alman Komünist Partisi), Klaus Weissmann (Alman Kominist Partisi), Süleyman Gürcan (Almanya Türkiyeli İşçiler Federasyonu, ATİF), Dietrich Jobstuogt (IG Metall Baş Temsilci), Ingrid Jost (Ver.di KRV Yönetim Kurulu), Martin Nees (Ver.di Eyalet Sekreteri), Carsten Kıamev (Ver.di Baştemsilci) ve Man Mulia (Sol Parti Eyalet Yönetim Kurulu).