08 Kasım 2007, Perşembe

Kadınlar artık ‘haklı dayak olmaz’ diyor

Kadına yönelik şiddette oranlar fazla değişmedi. Ancak şiddete karşı farkındalık yükseldi.Her üç kadından biri eşinden dayak yiyor; 10 kadından 9’una göre dayak haklı gösterilemez; Kadınların yüzde 92’si mahkemelerin şiddet uygulayan erkeklere ceza vermesini istiyor.

-----

Bu veriler, bugüne kadar Türkiye’de kadına yönelik şiddete ilişkin yapılmış en kapsamlı araştırmanın bulgularından yalnızca üç tanesi. Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Ayşe Gül Altınay ile Boğaziçi Üniveristesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yeşim Arat’ın Tübitak’ın desteği ile Ocak 2006 ile Haziran 2007 tarihleri arasında 56 ilden 1850 kadınla yürüttükleri araştırmanın sonuçları, Sabancı Üniversitesi’nin Karaköy’deki İletişim Merkezi’nde dün düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyu ile paylaşıldı.
Toplantıda araştırmanın niceliksel yönüne ilişkin bilgiler veren Yeşim Arat, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin nasıl tanımlandığını, nasıl algılandığını ve gerek sivil toplum gerekse devlet düzeyinde ne tür mücadele yöntemleri geliştirildiğini ortaya çıkarmayı amaçladıklarını ifade etti. 1987 yılındaki dayağa karşı yapılan protestonun ardından, kadın hareketinin büyük başarılara imza attığını belirten Arat, çalışma yöntemlerinin çeşitlilik kazandığını söyledi. “’87’den bu yana kadın hareketi yaygınlaştı, etkinleşti. Kadın örgütleri 4320 sayılı medeni kanun, 2006 genelgesi gibi çok önemli hukuki araçların ortaya çıkmasına destek verdiler” diyen Arat, kadın hareketinin kurumsallaşmasıyla birlikte, devletin de kadın sorunu konusunda Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü gibi mekanizmaları kurarak, kurumsallaşmaya gittiğini vurguladı.

Şiddette doğu-batı ayırımı yok
Kadına Yönelik Şiddet araştırmasında, “Doğu” başlığı altında ayrıca veriler sıralandığına dikkat çeken Ayşe Gül Altınay da , bunun gerekçesini şöyle açıkladı. “Türkiye’de kadına yönelik şiddet konusunda son yıllarda hızla yaygınlaşan görüşlerden biri ‘Doğu kadının daha çok ezildiği’ görüşüdür. Modernleşme söylemleri ile birlikte gelişen ‘geri kalmış kırsal alan’ ve ‘modern gelişmiş şehirler’ arasındaki karşıtlık giderek ‘doğu-batı’ hatta ‘Türk-Kürt’ karşıtlığı olarak kurgulanmakta, aradaki fark ise ağırlıklı olarak toplumsal cinsiyet ve şiddet ekseninde çizilmektedir. ‘Namus Cinayetleri’ etrafında dönen tartışmalar, bu durumun en çarpıcı örneklerindendir. Bizim araştırmamız göstermektedir ki, kadınların şiddet ve ailede kadın erkek eşitliği konusundaki görüşleri açısından Türkiye’nin doğusu ve orta batısı arasında kayda değer farklar yoktur.”
Araştırmanın bulgularına ilişkin ayrıntılı bilgiler veren Altınay, aile içi şiddetle mücadelede devlet kurumlarıyla kadın örgütlerinin işbirliğinin önemine değindi.
Kadına yönelik şiddete ilişkin devletin sorumlulukları bağlamında en acil ihtiyacın şiddet mağduru kadınların korunması olduğunu söyleyen Altınay, devlet kurumlarının bu konuda çok yetersiz kaldığını ifade etti. Altınay, son yıllardaki yasa değişikliklerinin ve Temmuz 2006 Başbakanlık Genelgesi ile atılan olumlu adımların arkasının gelmesinin, yalnızca kadın örgütlerinin değil, Türkiye’deki kadınların ezici çoğunluğunun talebi olduğunu dile getirdi. )

Rapordan...

Yüksek öğrenim görmüş altı erkekten biri eşine fiziksel şiddet uyguluyor
Kadınların aileye kocalarından daha çok gelir getirmesi, fiziksel şiddet riskini en az iki misli arttırıyor. Bu durumda olan her üç kadından ikisi şiddete maruz kalıyor.
Kendileri tanışıp anlaşarak ailelerinin onayı ile evlenenlerin yüzde 28’i, görücü usulü ile evlenenlerin yüzde 37’si en az bir kez fiziksel şiddete maruz kalmaktayken; bu oran kendileri tanışıp anlaşan, ancak ailelerinin onayını almadan evlenenlerde yüzde 49’a çıkıyor.
Okuma yazma bilmeyen kadınlar arasında en az bir kez fiziksel şiddet gördüğünü söyleyenlerin oranı yüzde 43 iken; yüksek öğrenim görmüş kadınlar arasında bu oran yüzde 12.
Türkiye’deki kadınların yarıya yakını medeni kanunda yeniden düzenlenen mal rejiminden habersiz.
Kadınların yüzde 70 ile yüzde 85’i devletin erkekleri eğiterek sığınma evleri açmasını, bu konuda çalışan kuruluşları destekleyerek ve polisi eğiterek erkeklerin eşlerine uyguladıkları şiddeti engelleyebileceğini düşünüyor.
Kadınların yüzde 85’i Türkiye’deki sığınakların sayısının yeterli olmadığını düşünüyor.
Kadınların yüzde 92’si mahkemelerin şiddet uygulayan erkeklere ceza vermesini istiyor.