Çocuklarımıza dokunma!
“Benim çocukluğumda…” ya da “keşke çocuk kalabilseydim…” ile başlayan cümleleri de yok etti AKP hükümeti. Yok olan insanlığın yanında biriktiriyor onları da.
Artık “çeşitli eylemlerde” tutuklanıyor çocuklar. Bu da yetmiyor, eskiden DGM olan özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde “terörist” olmadıklarını kanıtlamaya çalışıyorlar… Bu arada Başbakan söylemlerinde “ en az 3 çocuk yapmaktan ” bahsederken, TMK mağduru çocukların ismini bile fısıldamıyor.
Çocuk olmayı, hayalleri, oyunları da yok etti AKP hükümeti. Bundan böyle mahalle aralarında beş taş oynarken tutuklanacak çocuklar. Beştaş, çelik çomak, kovalamaca artık unutamadığımız çocuk oyunları değil, suç unsuru olacak.
“Diyarbakır’daki “taş atan çocuklar” olarak bilinen çocuk tutuklular, kent dışındaki hapishanelere sürgün edildiler… Çocuklar uzun süredir görüş günlerinde ailelerine “hapishane koşullarına dair” notları iletmeleri halinde sürgün edilmekle tehdit ediliyorlardı.” Böyle yazıyor bir gazete haberinde. Sürgün, çocukların ailelerinden tamamen kopartılması anlamına geliyor. Ama kimse duymuyor bu çocukların sesini!
“TMK mağdur çocukların ailelerinin Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi önünde başlattıkları süresiz oturma eylemi 3. gününe girerken, yetkililerin sessizliği ise sürdürüyor. Çocukların serbest bırakılması için 2 geceyi cezaevi önünde çadırda geçiren aileler, gündüz sıcak havaya aldırmadan eylemlerini büyük bir kararlılıkla sürdürüyor. Aileler çadıra astıkları, "Çocuklara özgürlük", "Sürgünlere ve tecritlere son", "Başbakan İsrail'e biz de başbakanda sesleniyoruz, çocuklarımıza dokunma" yazılı dövizlerle …” Ama kimse duymuyor bu aileleri. İnanamıyorum, aklım, ruhum almıyor. Nasıl yok oluyoruz görmüyorsunuz, duymuyorsunuz!
Oyun parkı-terör-anne-bilye-uçurtma-taş-kırmızı balon-hapis-okul-oyun-işkence-güven-korku-sevgi-tecrit…
Yukarıda ki sözcüklerden hangisi sizin çocukluğunuzu anlatır? Ve hangileri gelecek neslin çocukluğunu anlatacak?
Peki ya ne zamandan beri “çocuk olmak” ayrı bir sıfat taşımayı gerektirdi? “Kürt” çocuk, “taş atan” çocuk, “tutuklu” çocuk… Bu ülkede artık hiçbir şey yetmiyor. Çocuk olmak bile!
Çocukların ırkı, dili, dini yoktur. Onların anneleri, babaları vardır. Onların hayalleri, oyunları, okulları vardır. İçlerinde bitmeyen bir merak, bitmeyen bir sevgi vardır. Her çocuk kardeş, her büyük abi, amca, abladır onlar için.
Polis amca, hâkim amca, gardiyan abla…