10 Temmuz 2010, Cumartesi

Yüzde yedi “yetmez ama evet”

AYHAN BİLGEN ayhanbilgen@yahoo.com

Siyasette ahlakın dibe vurduğu bir ülkede yaşıyoruz. Kendi doğrusunu putlaştıran, başkasının doğrusuna kulak tıkayan birçok çevrenin manevralarına şahit oluyoruz.

Anayasa Mahkemesi esastan görüşürse karar tanınmamalı diyenler şimdi neden susuyorlar? Karşı oldukları esastan görüşme mi? Yoksa esastan görüşmeden çıkan sonuç mu? Esastan görüşüp onay verirse iyi, ret verirse kötü mü? Ahlaksız siyaset ne kadar kötü ise ahlaksız hukuk en az o kadar kötüdür. Hatta daha kötüdür.

Paketi demokratikleşme için önemli bir adım olarak görenler, CHP’nin seçim barajı teklifini desteklemek için harekete geçecekler mi?  Esnek yüzde yedi modeli için de imza toplayıp, “yetmez ama evet” diyecekler mi?

Aynı ahlak sorununu basında da görüyoruz. Referandumda ortaya çıkan saflaşmayı üç farklı gazeteden ele alalım. Radikal gazetesi üç cepheden söz ediyor. Evetçiler,  hayırcılar ve boykot yanlısı tutum. Milliyet boykot cephesini yok sayarak evet ve hayır diyenleri sıralıyor. Boykotu yok sayıyor. Star gazetesi ise göz göre göre BDP’yi hayır cephesi içerisinde CHP ve MHP ile birlikte sunuyor. Hem de manşet haberinde okuyucusunu yanıltmakta bir beis görmüyor.

Siyasette de, hukukta da, medyada da tutarlılık her şeyin önünde gelmelidir. Bir yaklaşımın doğruluk ya da yanlışlığından önce tutarlılığını ele almak gerekir.

Her gün onlarca yaralı ve en az bu rakamın yarısı kadar cenaze haberi alırken yapılacak bir referandum demokratikleşme açısından ne ifade edebilir? “Bir elinde cımbız bir elinde ayna, umurunda mı dünya..” dedirtecek bir algı dünyası ile sandığa gidiyoruz.

Mahkemenin verdiği kararın kimleri üzdüğünü saydığınızda neredeyse kimse dışarıda kalmıyor. Ama tıpış tıpış sandığa gideceğiz. “Hem ağlarım hem giderim..”diyen gelin misali. Bu paket uzlaşma ile çözülemez miydi? Biraz sağlıklı bir diyalog tarzı ile 367 üzeri oy çıkması sağlanamaz mıydı?  Bu tabloda kimin ne kadar payı olduğu konusunda tarih herkesi hak ettiği yere kaydedecektir.

Bu durumda maksat paketin içeriğini hayata geçirmek mi, ne pahasına olursa olsun referanduma gitmek mi? Herkes için eşitlik ve özgürlük sloganı etrafında yeni bir cephe inşa edilemezse bu pilav daha çok su kaldıracağa benziyor. Başbakan mahkemenin kararı üzerine hiçbir şey olmamış gibi davranmayı tercih ederse siyasi ömrünü kendi elleri ile kısaltmış olacak.