Hayatın ve ölümün ciddiyeti
Bazen hayatın önemini sorgularız. Hayatı hak ettiğinden fazla ciddiye almanın anlamsızlığına gelip dayanan düşünce dünyalarına dalarız. Hayatı şaka gibi yaşayabilirsiniz. Ama ölümün şakası olmaz. Yaşamanızı bile size bir lütuf gibi sunanlar sizin hayata bağlanma konusunda umursamazlığınız ile kahrolurlar. Sizi ölümle terbiye edeceğini düşünenler, sizin ölümü göze almanız ile bütün ezberlerini unuturlar.
İran, hasımlarının nükleer konusunda şaka yapmadığını hissediyor. Yeni bir hamle yaparak kum saatini tersine çevirerek yeniden zaman kazanabileceğini düşünüyor. Görüşmenin anlamsızlığına inandığında, kronometrenin son kez çalıştığını düşünerek başka bir hamle yapmaya niyetlenecek. Düşmanları, İran’ın müzakerelere yanaşmasından dolayı iki farklı duyguyu birlikte yaşıyorlar. Savaşmayı göze almak istemeyenler, müzakerelerin başlamasının mutluluğunu hissetmeyi tercih ediyorlar. Savaşmaktan başka bir diz çöktürme yöntemi olmadığına inananlar zaman kaybettiklerini düşünüyor ama süreci izlemeye devam ediyorlar. Tek taraflı olarak savaşı başlatmanın makul gerekçelerini inşa etmeye çalışıyorlar.
Ağustos Şurası öncesinde çıkarılan yakalama kararları, bazıları için ölümden beter bir anlam ifade ediyor. Hayatın rütbelerle değer kazandığı bir dünyada rütbelerle oynamak muhataplarınızı diri diri gömmek gibidir. Daha önceki görüşmelerde olduğu gibi Genelkurmay Başkanı ile Başbakan’ın görüşmesi yeni bir uzlaşma zemini oluşturmazsa pazarlığa oturma planı ters teper.
Kürt sorununda ölüm o kadar sıradanlaşmış bir tehdit unsuru haline gelmiştir ki bütün gerçekliğine rağmen kimseyi yolundan döndürmüyor. Ne Dörtyol’da ateşe verilen parti binası, ne İnegöl’de kıvılcımın düştüğü toplumsal ortam siyasi hırsları ve aymazlığı gidermeye yetmiyor.
Ne yüzlerce sivil toplum örgütünün çağrısı ne anaların feryadı bu siyasi aklı üretmeye kifayet etmiyor. Koltuk hırsının ölümü bu kadar sıradanlaştırması insanlık tarihinin makus talihi gibidir. Orta çağ savaşlarından, modern ulus devletlerinin işlediği katliamlara kadar bu utanç tablosunun uzadığını görürüz.
Savaşı ister hayatta kalmak için yürütün ister ölümün sıcaklığını göze aldığınız için. Savaşın ahlakını, kurallarını ortadan kaldırdığınız anda her şeyi bir anda kaybedebilirsiniz. Suikast yolu ile siyasi prim elde etme hesapları, bir anda bütün Türkiye’yi İnegöl’e çevirebilir. İnegöl’de çocuklarını ayakkabı boyacılığı yapmaya bile göndermeye cesaret edemeyen ailelerin kaygılarını hissedemeyenler, referandum üzerinden demokrasi tartışması yaparak sadece kendilerini kandırıyorlar. Bunu itiraf etmeseler de zamanın aleyhlerine işlediğini bile bile…