Depreme karşı somut önlemler alınmalı
17 Ağustos 1999’da gerçekleşen Marmara depreminin üzerinden 9 yıl geçti. Saat 03.02’de başlayan, 45 saniye süren Richter ölçeğine göre 7.4 büyüklüğündeki depremde resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişi yaşamını yitirdi. Depremin yıldönümü sebebiyle yapılan açıklama ve eylemlerde yeniden gerçekleşecek bir depreme hazılıklı olunmadığına dikkat çekildi. 17 Ağustos depreminin üzerinden dokuz yıl geçti. Kocaeli Gölcük merkezli deprem 7,5 büyüklüğünde gerçekleşti, büyük çapta can ve mal kaybına neden oldu. 17 Ağustos depremi, tüm Marmara Bölgesinde, Sakarya ve Yalova’da hissedilmişti.
Resmi raporlara göre, 17 bin 480 kişinin hayatını kaybettiği depremde 43 bin 953 kişi yaralanmış ve 505 kişi de sakat kalmıştı. Yine 285 bin 211 konut, 42 bin 902 işyeri hasar görmüştü. Resmi olmayan bilgilere göre ise de yaklaşık 50 bin kişi hayatını kaybetti. Ağır-hafif 100 bine yakın kişi yaralandı. Ayrıca 133 bin 683 çöken bina yaklaşık 600 bin kişiyi evsiz kaldı. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilendi.
Depremin 9. yıldönümünde ‘Unutmadık, unutmayacağız’ diyerek yapılan eylemlerde ise yeni bir önlem alınmadığı takdirde bu tablonun daha da büyüğü ile karşı karşıya kalınacağına dikkat çekiliyor.
Soğancı: ‘Mimar, mühendis ve şehir plancılarının uyarıları dikkate alınmalı’
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, Marmara depreminin yıldönümü nedeniyle yaptığı basın açıklamasında ‘Geçen dokuz yılda olası depremler ve sonuçları günlük konuşmalarımıza kadar girerken, deprem ve depreme karşı alınacak önlemler ile uygulanabilir projeler hükümet programlarına girmeyi başaramadı. Plansız kentleşme, yaşam alanlarının insan merkezli olmaktan uzaklaşıp piyasa ekonomisine bağlı rantların üzerinde şekillenmesi hızlanarak devam etti’ tespitini yaptı. Soğancı, ranta dayalı hızlı, düşük nitelikli, tasarımsız ve plansız kentleşme ve sosyo-ekonomik politikaların sonucunun afete, yani insani ve ekonomik yıkıma dönüştüğünü belirtti. Deprem tehlikesi ve riski konusunda mühendis, mimar ve şehir plancılarının uyarılarının siyasal iktidarca dikkate alınmadığına dikkat çeken Soğancı, her depremden sonra yapılan "yaralar sarılacak" açıklamaları yerine somut önlemler alınması gerektiğini söyledi.
İMO'dan duyarlılık eylemi
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İstanbul Şubesi, 17 Ağustos Marmara depreminin yıldönümü nedeniyle "Depreme karşı duyarlılık" için Taksim'de eylem yaptı. İMO adına açıklamayı yapan İMO İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçek Marmara depremi üzerine çok şeyin yazılıp çizildiğini ancak pratikte elle tutulur, gözle görülür önlemlerin alınmadığını ifade etti. Gökçek, İstanbul Deprem Master Plan Çalışmaları ve 1. Deprem Şurası çalışmalarında kararlaştırılan konulara yönelik somut adımların da atılmadığını kaydetti. Gökçek yaptığı konuşmada şu uyarılarda bulundu: "İmar ve Yapı Denetimi sisteminin risk yönetimini kapsayacak biçimde yenilenmesi, zarar azaltma kapsamında gerekli kurumsal yapılanma düzenlemeleri, toplumun afet tehlikesi ve riski konusunda bilinçlendirilmesi gerekir. Kamu kurumları ve çeşitli meslek gruplarının etkin iş birliğinin olması gerekir. Mesleki yeterliliği esas alan Yapı Denetimi Kanunu olmalıdır. Her boş bulunan alana yeni bir kule yerine İstanbul'un yenilenmesini sağlayacak bir düzenlemenin yapılması ve deprem güvenliği olmayan okulların, hastanelerin, diğer kamu binalarının, insanların toplu olarak çalıştıkları iş yerlerinin, endüstri tesislerimizin, konutların ve benzeri yapıların güçlendirilmesi gerekmektedir. Eğer bunlar yapılırsa yaşanacak depremlerde can ve mal kayıplarını önemli ölçüde azaltabiliriz."
Kentsel dönüşüm projeleri deprem odaklı değil
TMMOB'nin ‘Deprem gerçeği’ konulu panelinde de depreme hazırlıklı olmak gerektiği ön plana çıkarken kentsel dönüşüm projelerinin de deprem odaklı olmadığı dile getirildi.
TMOOB’nin düzenlediği panelde Psikiyatr Dr. Murat Dokur, İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Haluk Eyidogan, Jeofizik Mühendisleri Odası Şube Başkanı Murat Fırat, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe, TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi İstanbul Üniversitesi'nden Oğuz Gündoğdu, şehir plancısı Seda Kundak, Jeoloji Yüksek Mühendisi Tahir Öngür ve TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Afet Komitesi Sekreteri Mücella Yapıcı konuşmacıydı.
Haluk Eyidoğan Türkiye'nin kent depremleri sürecine girdiğini belirterek başladığı konuşmasında "Kırsal alanlardan kente göç arttıkça depremin yarattığı risk de büyüyor. Yoğun göç alan bu bölgeler çoğunlukla deprem bölgeleri ve buralarda bölge planlama sisteminin iyi yapılmaması deprem yüzünden yaşanan kayıpların artmasına yol açıyor. Türkiye'nin yüzde 66'sı 1. ve 2. derece deprem bölgesi. Deprem riski altındaki bu yerler çoğunlukla sanayileşmiş, nüfuzu fazla olan, kentsel merkezler. Bu merkezlerin başında Marmara bölgesi ve İstanbul geliyor. 2025 yılında nüfusu 22 milyon olacak olan ve dünyanın sayılı mega kentlerinden biri olan İstanbul'un yüzde 18'i birinci derece deprem bölgesi. İstanbul kuzey Anadolu fayının batıdaki en karmaşık uzantısının hemen kuzeyinde büyüyen bir megakent. Marmara denizinde 7 veya daha büyük deprem olma olasılığı yüzde 44 ile yüzde 66 arasında" tespitini yaptı.
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Afet Komitesi Sekreteri Mücella Yapıcı ise İstanbul depreme hazır mı sorusunu sorarak kentsel dönüşüm projelerine dikkat çekti. 2003 yılında 4 üniversite tarafından hazırlanan İstanbul deprem mastır planı içinde sözü geçen kentsel dönüşüm projelerinin, şuan İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından uygulandığını ancak, bunun bir rant projesine dönüştüğünü belirten Yapıcı yürütülen proje kapsamında yapılacak olan binaların depreme dayanıklı olmadığını ve yürütülen bu projede bölge sakinlerinin haberi olmadığını söyledi. İstanbul depremine belli bir kısım insanın hazır, belli bir kısım insanın ise hazır olmadığını, yapılan yeni lüks ve depreme dayanıklı evlerin zenginler için olduğunu belirten Yapıcı, yoksullar için deprem riskinin hala devam ettiğini söyledi.