05 Ekim 2010, Salı

Başbakan'a mektup: 'İdamımı istiyorum'

Vicdani reddini açıkladığı günden bugüne defalarca cezaevine atılan, halen tutuklu bulunduğu cezaevinde baskı ve şiddete maruz kalan İnan Süver Başbakan'a "İdamımı istiyorum" dediği bir mektup yazdı.

İnan Süver'in avukatları dava dosyası AİHM'e taşımaya hazırlanırken, Suver de Başbakan Tayyip Erdoğan'a bir mektup yazdı. Başbakan'a yazdığı mektupta vicdani reddini açıkladıktan sonra yaşamış olduğu 'sivil ölü hayatı, cezaevlerindeki işkenceleri' anlatan Süver, Başbakan'a "İdamımı istiyorum" diye seslendi.

Vicdani retçi olduğunu açıkladığı yaklaşık 10 yıldan bu yana defalarca tutuklanarak askeri cezaevine konulan vicdani retçi İnan Süver, son olarak 5 Ağustos'ta yine evinden gözaltına alınmasının ardından tutuklanarak İzmir Şirinyer Askeri Cezaevi'ne gönderilmişti. Tutuklu kaldığı süreler boyunca cezaevinde baskı ve şiddete de maruz kalan Süver, bunları protesto etmek amacıyla açlık grevi eylemlerinde bulundu. Askerlik yapmayı reddettiği için Süver'in maruz kaldığı haksızlıklara son vermek amacıyla avukatları dava dosyasını AİHM'ye taşıma kararı alırken, "Ben vicdani retçiyim ve bir gün bile askerlik yapmak istemiyorum" diyen Süver de Başbakan Erdoğan'a bir mektup kaleme aldı.

'İDAMIMI İSTİYORUM'

Başbakan'a yazdığı mektubuna; "Size bu mektubu kural ve yönetmeliğine uymadığımdan dolayı diğer mahkûmlardan ayrı, tek başıma kaldığım 20 metrekarelik koğuşumdan, gecenin 03.20'sinde, uykusundan çoğu zaman olduğu gibi bağırarak uyanmış, gecenin karanlığında kimsesizlik ve yalnızlık bunalımına düştüğüm anlarda yazıyorum" cümleleriyle başlayan Süver, mektubuna "On yıldan bu yana ısrarla ve inatla asker olmaya zorlandığını, oysa 3 çocuk babası/inşaat işçisi/kimsenin tavuğuna kiş/kimsenin de kedisine pisi pisi etmemiş/bilerek ince belli kara karıncayı incitmemiş/hep güçsüzden/hep kaybedenden yana olmuş(futbolda bile hep küme düşme tehlikesinde olan takımları tutmuş/asla kimseye hükmetme derdinde olmayan, aynı zamanda kimsenin de emrine girmeyen, yalnız doğmuş, yalnız gömüleceğini bilen, buna göre yaşamak isteyen biri olarak 17 bin faili meçhul cinayetin işlendiği/4000 köyün yakıldığı/köylerinden yurtlarından zorla şehirlere göç ettirilen milyonlarca aç perişan yaşamların olduğu/50 000 gencin öldürüldüğü/kardeşin kardeşe düşman edilip kinlendirildiği/milyonlarca gencin ruhsal rahatsızlıklara itildiği/binlercesinin de intiharlara sürüklendiği lanet savaş ve savaşma sanatı denen askerliği yapamıyorum, yapmıyorum, yapmayacağım gibi hiçbir ana kuzusu, tığ gibi, sakalı doğru düzgün çıkmamış gençlerin de yapmasını istemiyorum" diye yazdı.

'LANET SAVAŞINIZA TEK BİR GENCİN KATILMAMASI İÇİN NE GEREKİYORSA YAPACAĞIM'

Başbakan'a yazdığı mektupta, "Bu lanet savaşınıza kimsenin, tek bir gencin bile katılmaması için ne gerekiyorsa var gücümle yapacağım" diye de yazan Süver, tutuklu kaldığı dönemlerde maruz kaldığı işkenceleri de anlattı. Süver, yaşadıklarını mektubunda şöyle anlattı: "Dokuz yıldır düştüğüm asker kaçaklığı durumu ile vatandaş olarak hiçbir hakkından yararlanmadım. Sivil ölü olarak çok zor koşularda yaşadım. Üç keredir askeri cezaevine alınıyorum. Özellikle 2003 yılındaki 4 ay hükümlü olarak kaldığım Şirinyer askeri cezaevinde işkence, kötü muamele ve hakaretlere maruz kaldım. İlk cezaevine girişte arama adı ile makatlarımıza kadar kontrol edilip sabah 06.30 dan akşam 07.00'ye kadar zamanda, eğitim, spor ve cezaevi temizliği adı ile hem çalıştırılıp hem coplandık ve başımız eğikti. Çenemiz göğsümüze yapışık vaziyette çalıştırılır, coplanırdık. Havalandırmada eğitim diye ayaklarımızı vurdururlardı. Sert vurmayanlar coplanırdı. Banyoya 15, 16'şar kişi olarak toplu ve çıplak götürülürdük. Anlatırken akıl durgunluğu yaşadığım gözümün önünden yıllardır gitmeyen bu uygulamaları yaşadığım bu cezaevindeyim."

Halen tutuklu bulunduğu cezaevinde hiçbir mahkûmla görüştürülmediğini de Başbakan Erdoğan'a şikâyet eden Süver, aileleri tarafından davul ve zurna ile askere gönderilen gençlerin düştüğü bunalım sonucu firar etmesi, gittiği izinden geç gelmesi ya da uykusunun ağırlığına dayanamayıp, nöbette uyuması nedeniyle 6,5 ay askeri cezaevinde akıl karı mı? diye bir soru da yöneltti mektubunda.

ERDOĞAN'A BAKANA 'ÇİMDİK' RİCASI

Süver, Erdoğan'a gönderdiği mektubunda bir de ricada bulundu. Başbakan'a "Lütfen şu Milli Savunma Bakanı'nıza bir çimdik atın da uyansın uykusundan. Askeri cezaevlerindeki yanlışları görsün. Öyle takım elbise giyip limuzinlerde kalabalık korumalar ile şehirden şehre hava atıp durmasın" diye ricada bulunan Süver, kendisine de özel olarak 'idam kararı' verilmesini istedi.

EmekDunyasi.Net

İstanbul -

Bağlantılı Haberler