08 Ekim 2010, Cuma

Barış Meclisi'nden 7 maddelik çözüm önerisi

Türkiye Barış Meclisi, Kürt sorununda diyalog sürecinin başlatılması için hükümete, biraz daha cesaretli olması ve "sınır ötesi operasyon" gibi güvensizlik yaratan adımlardan vazgeçmesi çağrısında bulundu.

Türkiye Barış Meclisi, PKK tarafından ilan edilen ve uzatılan eylemsizlik süreci, başlatılan diyalog ve müzakere süreci ile sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin, Ankara Mülkiyeliler Birliği binasında basın toplantısı düzenledi.

Açıklamayı yapan Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Metin Bakkalcı, barışa dair oluşan iyimserliğin güçlenmesi ve kalıcılaşması için daha fazla cesaret, özveri ve çaba çağrısında bulundu.

Barış Meclisi'nin Kürt sorunu konusunda daha önce yaptığı uyarıları hatırlatan ve PKK'nin ilan ettiği eylemsizliğe ilişkin, "Herkese nefes aldırdığı ve bunun devlet tarafından iyi değerlendirilmesi" gerektiği yönündeki söylemlerine atıfta bulunan Bakkalcı, başlayan diyalog ve müzakere sürecini yeni bir dönem şeklinde tanımladı ve "Bu yeni eşik ve fırsat, sorunun şiddetten arındırılması, çatışmaların durması ve demokratik çözüm olanağı olarak ifade edilebilinir" diye konuştu.

'İKİRCİKLİ VE ÇELİŞKİLİ DAVRANIŞLARDAN KAÇINILMALIDIR'

İlan edilen eylemsizlik sürecinin yarattığı umutların halen devam ettiğini ve öne çıkan gelişmelerin başında, "Abdullah Öcalan ve BDP yöneticileri ile diyalogun yeniden başlatması" olduğunu anımsatan Bakkalcı, "Daha da önemlisi bu gelişmelerin bir yansıması olarak eylemsizliğin bir ay daha uzatılmasıydı. Atılan bu adımların herkes tarafından çok iyi değerlendirilmesi ve hükümetin hızla güvensizliği giderecek yeni adımlar atması gerektiği kanısındayız. Bu konuda ikircikli ve çelişkili tutum ve davranışlardan mutlak olarak kaçınılmalıdır" uyarısında bulundu. 30 Eylül'de bir ay uzatılan eylemsizliğin ay sonunda sona ereceğini vurgulayan ve "zaman hemen geçiyor bu süreye 20 gün kaldı" uyarısında bulunan Bakkalcı, bu konuda iktidar partisi ve diğer siyasi partilerle yaptıkları görüşmelere değindi. Görüşme gerekçelerini, "Kürt sorunun halen bir güvenlik sorunu olarak ele alınması" şeklinde tanımlayan Bakkalcı, sorunun çözümüne dair herhangi bir ilerleme olmaması nedeniyle bu görüşmeleri gerçekleştirdiklerini belirterek, " Bu durum ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyordu. Sadece yakın geçmişte yaşadığımız deneyim bile eskiden olanlardan bir farkı olmayan bu yaklaşımın tehlikesini ortaya koyuyor idi" diye konuştu,

'HERKES OLUMLU ROL ALMALI'

Bakkalcı, Kürt sorunu konusunda başta siyasi partiler olmak üzere, sivil toplum örgütü ve toplumun tüm kesimlerinin olumlu bir rol almasını isteyerek, "Eylemsizlik kararının barış için bir şansa dönüşerek pozitif barış sürecine geçebilmek ve güven ortamını sağlayabilmek için askeri ve siyasi operasyonların durdurulması, başlatılan diyalogun ve müzakerelerin kesintiye uğratılmaması ve güven ortamının yaratılması gerekmektedir" dedi.

Daha sonra siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarıyla yaptıkları görüşmelere ilişkin bilgi veren Bakkalcı, çözüm için siyasi partiler ve STK'lar arasında diyalog kurulmasının önemli ve olumlu bir başlangıç olduğunu söyledi. İktidarın barış sürecinin gelişmemesinde sorumluluğu sürekli Kürt tarafına attığını ve sorumluluk almaktan kaçtığını vurgulayarak, "Türkiye'de barışın tesis edilmesinde asli sorumluluğun iktidar partisinde olduğu gerçeğinin hala kavranamamış olması düşündürücü ve kaygı vericidir" diyen Bakkalcı, barış sürecinde hataların yapılmasının normal olduğunu, ancak bunlardan ders çıkarılması gerektiğini söyledi.

Sorunun çözümü içinde önerilerde bulunan Bakkalcı şu önerileri sıraladı:

* Abdullah Öcalan ve Barış ve Demokrasi Partisi yöneticileri ile başlatılan diyalogu çok önemli buluyoruz. Ancak bu diyalog her koşulda güven verici bir biçimde sürdürülmeli ve geliştirilmelidir.

* Diyalogun ve karşılıklı güven ortamının güçlendirilmesi için operasyonlar durdurulmalı ve çatışmasızlık hali kalıcılaştırılmalıdır. Bu bakımdan benzer sonuçlara yol açacak yeni sınır ötesi harekât, buna yasal zemin oluşturan, bugünlerde TBMM gündemine alınan sınır ötesi operasyon yetkisine ilişkin tezkerenin süresinin uzatılması ve sınır ötesinde yeni askeri üslerin oluşturulması gibi girişimlerden de derhal vazgeçilmelidir.

* Önümüzdeki günlerde, geçtiğimiz yıl KCK üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alınan ve çok uzun bir süredir tutuklu bulunan Kürt siyasetçilerin yargılanmalarına nihayet 18 Ekim'de başlanacak. Bu hukuksuzluğun derhal son bulması ve tutukluların serbest bırakılması siyasi iktidarın samimiyet derecesini ortaya koyacağı gibi güven ortamını da güçlendirecektir.

* Barış ve demokratik çözüm grupları hakkında açılan zorlama davalarında da benzer olumlu gelişmelerin yaşanması da benzer sonuçlar yaratacaktır.

* Ancak, kısa bir süre önce Urfa ve İstanbul başta olmak üzere birçok yerde KCK operasyonlarının yapılması ve seçilmiş siyasetçilerin eşleri, hatta küçük çocuklarıyla birlikte gözaltına alınıp tutuklanmaları bizleri kaygılandırmaktadır.

* Haziran 2011 de yapılacak olan genel seçimlere çok fazla bir süre kalmadı. Barış ve çözüm için temsilde adaletin önünü açmak üzere seçim barajının düşülmesi hatta kaldırılması gerekmektedir. Bir yasa değişikliği ile barış sürecini fazlasıyla ilerletecek ve güçlendirecek olan bu adım için başta siyasal iktidar olmak üzere TBMM'de grubu olan tüm siyasi partilere büyük bir sorumluluk düşmektedir. Ne var ki, Başbakan tarafından ifade edilen 'İstikrar için yüzde 10 şart' şeklinde hiç bir demokratik teamüle uymayan yaklaşımlar derin kaygı uyandırmaktadır.

* Referandum sürecinde yapılan tartışmalarda yeni bir anayasanın hem ülkenin demokratikleşmesi hem de Kürt Sorunu'nun çözümü açısından ne denli vazgeçilmez ihtiyaç olduğu bir kez daha çok açık biçimde görülmüştür. Dolayısıyla, her türlü etnik, dinsel ve kültürel ima ve çağrışımlardan arındırılmış; vatandaşlığı herkesin, etnik kökeni, dinsel inançları, cinsiyeti, cinsel yönelimi, siyasal görüşleri nedeniyle ya da başkaca bir nedenden dolayı ayrımcılığa uğramaksızın eşit hak ve sorumluluklar ile donatılacağı biçimde yeniden tanımlayan ve birlikte yaşamanın bir ifadesi olan bir anayasanın, kuşkusuz herkesin kendini özgürce ifade edebileceği bir ortamda toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla hazırlanması için ivedilikle çalışmalara başlanmalıdır.

Barış meclisi olarak barışın gelişmesi için yapacakları çalışmaları da sıralayan Bakkalcı şöyle devam etti:

* Siyasi partilerle başlattığımız görüşmeler sürdürülecektir. Yanı sıra bu görüşmeler demokratik kitle örgütleri, çalışanların örgütleri ve işveren örgütleriyle de gerçekleştirilecektir.

* Ülke genelinde konu ile ilgili yaygın toplantılar düzenlenecektir.

* Önümüzdeki aylarda (Muhtemelen bayramdan sonra) 'Çatışma Çözümleri ve Çözüm İçin Strateji Oluşturma' başlıklı bir çalıştay gerçekleştirilecektir.

* Yine önümüzdeki aylarda var olan toplumsal algı farklılığının ortadan kaldırılmasına katkı sağlamaya yönelik 'Medya ve Algı Farklılıkları' başlıklı bir başka çalıştay gerçekleştirilecektir.

* Türkiye gündeminin önemli bir maddesi olan yeni eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir anayasanın oluşturulmasına yönelik yaygın toplantılar ve çalışmalar gerçekleştirilecektir.

* Ekim sonuna kadar bir ay uzatılan tek taraflı eylemsizlik sürecinde, özellikle yukarıda yer verilen başlıklar çerçevesinde, olası gelişmeler Türkiye Barış Meclisi tarafından izlenecek ve bu konuda hazırlanacak bir rapor kamuoyu ile paylaşacaktır.

Son olarak çözüm için adım atılmaması ve yeniden çatışmaların başlanmasında siyasi iktidarın sorumluluğunun katlanarak artacağını dile getiren Bakkalcı, bütün kesimleri de rollerini oynamaya çağırdı. PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmelerin engellenmesine ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Bakkalcı, görüşmelerin engellenmesini, "Bu bir oyun değildir, sahici ve can yakıcı bir süreci yaşıyoruz" uyarısında bulunarak, "Sahiciliğe ve güvene ihtiyaç var. Bu görüşmelerin engellenmesini son derece kaygı verici buluyoruz" dedi.

EmekDunyasi.Net

Ankara -

Bağlantılı Haberler