Öyleyse kirli senaryonun figüranı olmayın!
NATO Yeni Strateji Belgesini 19-20 Kasım'da Lizbon'da üye ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının onayına sunacak. Lizbon buluşmasından önce 15 Ekimde 28 üye ülkenin dışişleri ve savunma bakanları Brüksel'de toplandılar ve bir dizi hazırlık yaptılar. Toplantı öncesi ABD yönetiminden sızdırılan bilgilerden anlaşıldı ki, NATO adına Türkiye'ye füze savunma sistemleri yerleştirilmesi konusu ana gündem maddelerinden biri olacak. Nitekim öyle de oldu; birkaç gündür konu üzerine basında değişik analiz ve tartışmalar yapılıyor.
Hatırlanacağı gibi şimdi bir NATO projesi olarak gündeme getirilen Füze Kalkanı Sistemi, daha önce bir ABD projesi olarak gündeme geldi. Projenin Rusya'ya karşı oluşturulduğu pek gizlenmiyordu. Bunun için uygun partnerlerde eski Doğu Avrupa ülkelerinden seçilmişti. ABD, Polonya ve Çek Cumhuriyeti ile füze kalkanlarının bu ülkelerde konuşlandırılması konusunda anlaşmıştı.
Rusya'nın cevabı sert olmuş, projenin doğrudan kendilerini hedeflediğini ilan ederek, nükleer füzelerinin ilk hedefinin Polonya'daki kalkan füzeleri olduğunu duyurmuştu. Bir süre sonra cumhurbaşkanı dâhil Polonya devlet ve hükümetinin üst düzey yetkililerinin yüzde 70'nin içinde olduğu uçak Rusya'daki Katyn ormanlarına düşmüş ve kurtulan olmamıştı. Doğal olarak o atmosferde kaza ciddi kuşku uyandırmıştı. Rusya ile yürütülen bir dizi pazarlık sonucu kalkanın bu ülkelere yerleştirilmesinden vazgeçildi.
İşte bu savunma kalkanı şimdi Türkiye'ye yerleştirilmek isteniyor.
Toplantı öncesi Pentagon'un NATO politikalarından sorumlu yetkilisi Jim Townsend, "Türkiye'nin coğrafi konumuyla Füze Kalkanı Savunma Sistemi'ne ev sahipliği yapabileceğini" açıkladı.
Towsend ayrıca, "Türkiye'nin NATO'nun bir kapasitesi olan savunma sisteminin bazı unsurlarına ev sahipliği yapmada isteksiz kalmayacağını" söyledi. Israrla füze savunma sisteminin İran'dan gelecek saldırıları engellemeye yönelik olduğu da vurgulandı.
Pentagon sözcüsü Türkiye'yi yeni rolüne hazırlama alıştırmaları yaparken, 12-13 Ekimde Pakistan'da temaslarda bulunan Başbakan Erdoğan da,"Pakistan, Afganistan, İran ve Türkiye'de bu kuşak niye böyle bir terör süreci yaşıyor? Bu senaryonun elbet senaristleri var ve aktör olarak da ne yazık ki milletlerin içinden kendi aktörlerini seçiyorlar. Bu kirli senaryonun aktörleri olmayalım" diyerek kafaları karıştırdı.
Aslında bu tabloda senarist de, senaryo da, aktör ve figüranlar da hayli belliydi. Başbakan öyle dese de toplantıya katılan Davutoğlu ve Gönül öyle demiyorlardı. Bazı pazarlıkların döndüğü, Türkiye'nin NATO kanalıyla verilen bu kirli senaryoya dayalı figüranlığı kabul etmeye hayli istekli olduğu anlaşılmakta.
Sovyet bloğuna karşı oluşturulmuş olan NATO, bloğun doksanlarda dağılmasıyla bir anlamda varlık gerekçesini de yitirmişti. O günden bu yana NATO'nun varlığına "inandırıcı" gerekçeler oluşturulmaya çalışılıyor. Bu bazen bölgesel terör olurken bazen de sözde kitle imha silahı geliştirmeye çalışan ülkeler oluyor. Bu bağlamda Füze Savunma Kalkanı'nın İran saldırılarını engelleme amaçlı olduğu iddiası da gerçekçi olmaktan epey uzak. İran'ın elinde henüz nükleer silah olmadığı gibi balistik füzeleri de ABD ve Avrupa ülkelerine erişecek menzile sahip değil. NATO şemsiyesi altında ABD'nin dayattığı bu konseptin hedefi bölgenin rakip güçleridir. Amaçlanan, Rusya başta olmak üzere Çin, Pakistan ve Hindistan gibi nükleer güce ve on binlerce kilometre menzilli balistik füzelere sahip küresel rakipleri kontrol etmek, ittifaklar kurmalarını zorlaştırmak ve mümkünse "oyun" dışına atmaktır. Böylesi bir gerilimde dökülecek kan ve yaşanacak felaketlerin boyutu ne olursa olsun ABD emperyalizminin umurunda değil; amacı bölgedeki yağmada aslan payını garantilemektir.
Bu kirli senaryonun en kirli işlerini şantaj ve rüşvetlerle kritik konuma sahip Türkiye gibi ülkelere yıkarak, ülkeyi ve halkları bölgedeki nükleer güçlerin hedefi haline getirmek de işin başka bir yönüdür. Devlet ve hükümet yetkililerinin Kürt sorununda iflas etmiş olan inkâr ve tasfiye politikalarının ABD'ce desteklenmeye devam edilmesi karşılığında hangi tavizleri vermeye hazır olduğu NATO zirvesi vesilesiyle giderek açıklık kazanıyor.
Başbakan Pakistan'da gerçekleri itiraf etmiştir.
Biz de diyoruz ki madem öyle, derhal NATO'dan çıkın; kirli senaryoların figüranı olmayın!