01 Kasım 2010, Pazartesi

İNSAN HAKLARI İZLEME ÖRGÜTÜ:

Kürtlerin ifade özgürlüğü yasalarla engelli

İnsan Hakları İzleme Örgütü, TCK kapsamında açılan 50 davayı inceleyerek hazırladığı "Protestoyu Terör Suçu Saymak: Göstericileri Yargılamak ve Hapsetmek için Terörle Mücadele Yasalarının Keyfi Kullanımı" raporunu açıklandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (Human Rights Watch) TCK kapsamında açılan 50 davayı inceleyerek hazırladığı "Protestoyu Terör Suçu Saymak: Göstericileri Yargılamak ve Hapsetmek için Terörle Mücadele Yasalarının Keyfi Kullanımı" başlıklı raporu Cezayir Restaurant'ta düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı. Human Rights Watch adına yaptığı araştırmaları 70 sayfalık bir raporda toparlayan örgüt çalışanı ve raporun yazarı Emma Sinclair-Webb, 70 sayfa olarak hazırladığı raporu açıklamadan önce Taksim Meydanı'nda dün gerçekleşen saldırıyı kınadı. Sinclair-Webb, raporda, 31 Ekim saldırısı gibi şiddet eylemleriyle hiç bir ilişkileri olmamasına rağmen, bir tek hükümetin PKK'yı desteklemek amacıyla yapıldığına inandığı gösterilere katıldıkları için ''terör'' suçlarıyla yargılanan 26 kişinin davalarına yer verdiğini söyledi.

'KONU KÜRT MESELESİ OLUNCA MAHKEMELER ''TERÖRİZE'' EDİYOR

Halen yüzlerce Kürt gösterici cezaevlerinde yargılamalarının bitmesini ya da temyiz başvurularının sonuçlanmasını beklediklerini kaydeden Sinclair-Webb, diğerlerinin ise kesinleşmiş uzun hapis cezalarını tamamlamak üzere cezaevlerinde bulunduklarını hatırlattı. Kürt meselesi söz konusu olduğunda Türkiye'deki mahkemelerin siyasi muhalefeti hemen terörizm diye suçlayıverdiğine dikkat çeken Sinclair-Webb, "İfade ve örgütlenme özgürlüğünü kullanma olanağını ortadan kaldırdığınız takdirde silahlı muhalefeti daha çekici hale getirirsiniz" dedi. Sinclair-Webb, "Son üç yıldır mahkemeler göstericileri yargılamak için 2005 tarihli Türk Ceza Kanunu'ndaki kapsamı oldukça geniş tutulmuş terör suçları hükümlerine ve içtihata dayanıyor. Mahkemeler, sadece PKK'nın katılım çağrısı yaptığı bir gösteride bulunmuş olmanın PKK emriyle hareket etmek sayılacağına hükmetmektedir. Göstericiler tek suçları zafer işareti yapmak, alkışlamak, PKK lehine slogan atmak, taş atmak ya da lastik yakmak olsa bile terör suçu işledikleri gerekçesiyle ağır cezalar alıyorlar" diye kaydetti.

'ÇOCUKLAR İÇİN YASAL DÜZENLEMELER TAM OLARAK YAPILMADI'

Sinclair-Webb, göstericileri ''terör'' suçlarıyla cezalandırmak amacıyla keyfi olarak kullanılan bu yasaların değiştirilmesi gerektiğini belirterek, bu yasalar uyarınca yargılanmakta olan göstericilerin davalarının durdurulması ve hükmü kesinleşmiş davaların yeniden görülmesi için Türkiye yetkililerine çağrıda bulundu. Kürt meselesiyle ilgili gösterilerine katılmış olan çocukların terör suçları bakımından yargılanmasına karşı yükselen ulusal ve uluslararası baskı sonucunda Meclis'in Temmuz ayında bu yasalarda değişikliğe giderek verilen mahkumiyet kararlarının düşürülmesini ve çocukların Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanmamasını sağladığını aktaran Sinclair-Webb, ancak bu değişikliğin yeterli olmadığını söyledi. Sinclair-Webb, "Göstericileri yargılamak için kullanılan ve silahlı örgüt üyeliği suçuyla ilgili 314/2 madde yollaması ile PKK adına suç işlemek suçunu düzenleyen 220/6 madde değişmedi" dedi.

'ŞİDDETİ DURDURMAK, TAŞ ATAN ÇOCUKLARI CEZAEVİNE ATMAKLA OLMAZ'

Sinclair-Webb, "Çocuk göstericilerin çoğunun artık bu maddeler uyarınca yargılanamayacak olması önemli bir gelişme. Ancak terörle mücadele amacıyla hazırlandığı açık olan bu yasaların yetişkin göstericiler aleyhine kullanılıyor olması Türkiye'de ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne ağır bir darbe indirmektedir" diye konuştu. Türkiye'nin ifade özgürlüğü konusunda konu Kürtler olduğunda yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirten Sinclair-Webb son olarak, "Hükümetin reformlara devam ederek yetişkin göstericilerle ilgili yasalarda değişiklik yapmalarını ve yasaları Türkiye'nin insan hakları yükümlülüklerine tamamen uygun hale getirmeleri gerektiğini "söyleyerek "Terörü ya da protestoları durdurmanın yolu taş atan insanları hapse atmak değildir" dedi.

Raporda yer alan bazı örnek davalar ise şöyle sıralandı:

*Üniversite öğrencisi olan Murat Işıkırık Mart 2006'da dört PKK militanının Diyarbakır'daki cenaze töreni sırasında zafer işareti yaptığı ve Mart 2007'de Diyarbakır'daki Dicle Üniversitesi kampusunde yapılan bir protesto gösterisinde alkışladığı için altı yıl üç ay hapis cezası aldı. Şu an cezaevinde.

*Altı çocuk annesi Vesile Tadik Aralık 2009'da Öcalan'ın hapishane koşullarını protesto etmek için Siirt'in Kurtalan ilçesinde düzenlenen gösteri sırasında üzerinde "Öcalan'a yaklaşım barışa yaklaşımdır" yazan bir pankart taşıdığı için yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası temyizde bekliyor.

*Eruh'taki benzer bir gösteride "Biji Serok Apo" diye slogan atan Medeni Aydın yedi yıl hapis cezası aldı. Temyiz kararını cezaevinde bekliyor. Aynı gösteri sırasında PKK lehine slogan yazılı bir pankartın ucundan tutan Selahattin Erden de aynı şekilde ceza aldı. Erden'in dosyası da temyizde.

*Diyarbakır'da 26 Mart 2008 günü yapılan gösteri sırasında slogan atmak, zafer işareti yapmak ve taş atmak suçlarından yargılanan Fatma Gökhan, Tufan Yıldırım ve Feyzi Aslan ise 10 yıl 5 ay ile 11 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldılar. "Silahlı örgüt üyesi" suçuyla eşdeğer ceza öngören "PKK adına suç işlemek" suçlamasıyla haklarında verilen mahkûmiyet kararı Yargıtay'ca onaylandı. Bu suçtan en az yedi yıl hapis cezası alacaklar. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na Temmuz 2010'da yapılan değişikliklerden sonra haklarında yapılan başka suçlamalardan açılan dava ise sürüyor.

*Hala sürmekte olan göstericilerin yargılanması meselesi PKK ile bağlantılı olduğu iddia edilen Kürt yanlısı yasal siyasi partilere yönelik daha kapsamlı bir baskı kampanyasının parçası. Anayasa Mahkemesi'nce 2009'da kapatılan Demokratik Toplum Partisi ve Meclis'te 20 vekili bulunan bu partinin devamı niteliğindeki Barış ve Demokrasi Partisi'nin 152 üyesi ve sorumlusunun yargılanmasına 18 Ekim 2010'da Diyarbakır'da başlandı. Suçlamalar bölücülükten silahlı örgüt üyeliğine ve örgüte yardım ve yataklığa kadar çeşitlilik gösteriyor.

*Sanıklar arasında eski ve halen görevde olan belediye başkanları, tanınmış bir insan hakları savunucusu ve avukatlar da bulunuyor. Halen görevde olan altı belediye başkanı ve insan hakları savunucusu tutuklandıkları Aralık ayından bu yana hapisteler. Aralarında avukatların da bulunduğu 53 kişinin ise Nisan 2009'dan bu yana tutuklulukları sürüyor. Türkiye çapında yaklaşık 1,700 parti üyesi benzer suçlamalarla parmaklıklar ardında.

İstanbul - DİHA