06 Ocak 2011, Perşembe

İşçiler 'Torba Yasa'ya karşı birleşti

Genel-İş ve Belediye-İş İstanbul Şubeleri, 'Torba Yasa'ya karşı mücadeleyi birleşti. İlk ortak eylemini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge müdürlüğüne yürüyerek yapan işçiler, "Torba Yasa'ya karşı birleşerek kazanacağız" dedi.

İstanbul'daki belediye işçileri, 52 bin belediye çalışanını yerinden edecek olan 'Torba Yasa'ya karşı bir kez daha sokaklara çıktı. İşçiler, Çalışma Bölge Müdürlüğü önünde yaptıkları eylemde, şişirdikleri torbaları patlattı.

DİSK'e bağlı Genel-İş Sendikası İstanbul Avrupa Yakası Şubeleri ile Türk-İş'e bağlı Belediye-İş İstanbul Şubeleri, ayrı ayrı Saraçhane'de bulunan sendika binaları önünde toplandı, "Torba yasasına karşı birleşerek kazanacağız" yazılı pankartlar açtı.

TORBALAR PATLATILDI

"Susma sustukça sıra sana gelecek", "Güvenceli iş, güvenceli gelecek istiyoruz", "Vur vur inlesin AKP dinlesin", "Torba yasası geri çekilsin" sloganları eşliğinden yürüyüşe başlayan işçiler, Unkapanı köprüsünde buluşarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürlüğü önüne yürüdü.

500'ü aşkın işçinin katıldığı eylemde, "İşimizden ayrılmak istemiyoruz", "Çuval yasasına hayır", "Yılların emekçisi 'ihtiyaç fazlası' değil", "Taşeron şirketlerde çalışmak istemiyoruz" yazılı dövizler ile şişirilmiş torbalar taşıdı. Eyleme Sabiha Gökçen Havaalimanı'nda işten atılan işçiler de katıldı.

HANGİ PATRON YÜZDE 27 VERGİ ÖDÜYOR?

Sendikalar adına ortak açıklamayı DİSK/Genel-İş İstanbul Avrupa Yakası Bölge Başkanı Memmet Karagöz yaptı. AKP hükümetinin alışkanlık haline getirdiği yeni bir torba yasayla, bu yöntemle, birçok düzenlemenin, kamuoyunun gözünden kaçırılarak yasalaştırılmaya çalışıldığını ifade etti. Karagöz, "Hiçbir demokratik ülkede uygulanmayacak bu yöntem 12 Eylül darbesi ile kurulan yeni düzenin başlıca yasa yapma yöntemi haline gelmiştir. Bu yöntemle kamuoyunun benimsemeyeceği birçok düzenleme gözden kaçırılmakta ve birçok hak kaybının yolu açılabilmektedir" dedi.

Yasa ile kamuyu kendi siyasal ya da özel nedenlerden dolayı borçlandıran ya da borcunu ödemeyenlerin borçlarının yeniden yapılandırılarak ödüllendirildiğini kaydeden Karagöz, diğer yandan tüm vergi yükünü çeken işçilerin vergi dilimlerindeki adaletsizliğinin sürdüğünü söyledi. Karagöz işçilerin, kazandıklarının yüzde 27'sini vergi olarak ödediklerini ifade ederek, "Hangi patron kazandığının yüzde 27'sini vergi olarak ödüyor, ya da hangi patronun kazancı arttıkça vergi oranı da artıyor?" diye sordu.

52 BİN BELEDİYE İŞÇİSİ YERİNDEN EDİLECEK

Tasarıda belediye işçileriyle ilgili bir maddenin 52 bin işçiyi yerinden edeceğini vurgulayan Genel-İş Bölge Başkanı, tasarının yıllardır yerel yönetimlerde çalışan işçileri hedeflediğini belirtti. Karagöz, birleştirilen veya kapatılan belediyelerdeki personelin söz konusu olduğunu söyledi. Bununla ilgili başbakanlık genelgesine değinen Karagöz şöyle konuştu: "Son zamanlarda basında çıkan haberlerde de hükümetin yerel yönetimlerde çalışan işçilerin bir bölümünü ihtiyaç fazlası olarak değerlendirip 4-C kapsamına geçirmeye yönelik çalışma başlattığı yer almıştır. Bu genelge aynı zamanda özelleştirme ve taşeronlaştırma uygulamasına yol verme düşüncesinin ürünüdür. Genelge ile çalışanların bir bölümü 'ihtiyaç fazlası' olarak nitelendirilip iş yerlerinden tasfiye edilecektir."

Bu kapsamda belediyelerin sürülen işçilerin sendikasız, toplu sözleşmesiz çalışmaya mahkûm edileceğini veya toplu sözleşmeleri bittiği anda sahip oldukları ekonomik ve sosyal hakları kaybedeceğini vurgulayan Mehmet Karagöz, bu uygulamayı TEKEL işçilerinin durumuna benzetti. Ne işçi ne de memur statüsüne düşürülecek işçilerin durumu ne olacak? Bu torba yasa tasarısı ile hükümet belediyeleri tümüyle taşeron şirketlere teslim etmektedir" diye konuştu.

YASA GERİ ÇEKİLİNCEYE KADAR MÜCADELE

"Artık çok açıktır ki, hükümet, bu yasayla belediyelerde kamu istihdamına son noktayı koymaktadır. Bu yasa ile birlikte tüm belediyelerde hizmetlerinin piyasa hizmetine dönüşmesi ve emekçi kesimlerin belediye hizmetlerinden daha az yararlanması, bazı durumlarda da yararlanmaması söz konusudur" diyen Genel-İş Bölge Başkanı Mehmet Karagöz, Belediye-İş ve Genel-İş'e üye belediye işçileri olarak, yasaya karşı birlikte mücadele ettiklerini söyledi.

Birleşik mücadelenin önemini vurgulayan Karagöz, şimdiye kadar yapılamayan bu mücadelenin başta belediyelerde çalışan işçiler açısında birleşik bir mücadele gerektirdiğini vurgulayarak, konfederasyonları bu süreçte ortak hareket etmeye çağırdı. Karagöz, mücadelelerinin yasa geri çekilinceye kadar süreceğini söyledi.

BİRLİKTE MÜCADELE EDİP KAZANACAĞIZ

Belediye-İş İstanbul 2 No'lu Şube Başkanı Hasan Gülüm ise sendikalarının genel kuruldaki tavrından kaynaklı genel merkezin muhalefetten duyduğu rahatsızlığın üst sınıra ulaştığını belirtti. Bu nedenle İstanbul'da bulunan şube başkanlarının disiplin kuruluna gönderildiğini söyleyen Gülüm, "Bizler işçiler için büyüttüğümüz bu mücadeleden kaynaklı disiplin kuruluna veriliyorsak başımızın üzerine kabul ediyoruz. İşçi sınıfı mücadelesinde alacağımız her ceza bizim için onurdur. Bunu almaya devam edeceğiz" dedi.

Güvencesizliğin, işçilere saldırıların tartışıldığı bu dönemde bugün İstanbul'da yaptıkları eylemin Türkiye çapında her yerde yapılmasının adımlarının atılması gerektiğini ifade eden Gülüm şöyle konuştu: "Birlikte eylem yapılması yönünde çağrılar geliyor. Bu çağrılara her birimiz gücümüz oranında katkıda bulunmalıyız. Bizler de bu çağrıyı İstanbul'da birlikte hayata geçirdik. Şuna inanıyoruz ki birlikte mücadele ettiğimizde, birleştiğimizde bizler kazanacağız. Biliyoruz ki birlikte yürüdüğümüzde sendikalarımızı harekete geçirebilmişizdir. Bizler TEKEL eyleminde de gördük ki ne kadar güçlü ve yan yana durursak o kadar mücadelenin bir tarafı, bir parçası olmuştur." Gülüm, Türk-İş Başkanlar Kurulu toplantısının Başbakan ile yapılan görüşme sonucu eylemlerini ertelemesini de eleştirdi.

Açıklamanın ardından işçiler şişirilmiş torbaları patlatarak eylemi sonlandırdı.

EmekDunyasi.Net

Bağlantılı Haberler