Çok ses tek yürek ve çokça genç ses
"Sağlıkta özelleştirmelere karşı, başta Türk Tabipleri Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Türk Diş Hekimleri Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Ebeler Derneği, Hemşireler Derneği, Dev-Sağlık-İş vb 16 sağlık örgütünün organizasyonu ile düzenlenen "Çok Ses Tek Yürek" mitingi, on binlerce sağlık çalışanının katılımıyla, 13 Mart'ta Ankara'da Sıhhiye Meydanı'nda gerçekleştirildi.
Mitinge katılmak üzere Türkiye'nin çeşitli yerlerinden gelen sağlık çalışanları, "Sağlıkta özelleştirmeye karşı çok ses tek yürek", "Kadrolu iş, güvenli gelecek", "Sağlık haktır, satılamaz", "Taşerona başkaldırıyoruz", "Sağlıkta ticaret ölüm demektir", "Sağlık haktır" ve "Sağlıkta dönüşüm yalanına hayır" yazılı pankartlar ve dövizler taşıyan topluluk, "AKP sağlığa zararlıdır", "Sağlık haktır satılamaz", "Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek" sloganları, şarkılar ve türküler eşliğinde sıhhiye meydanını doldurdular."
Sağlık çalışanlarının gerçekleştirdiği bu miting birçok yönüyle dikkate alınmaya ve üzerinde durmaya değerdir.
Birincisi; iş kolundaki neredeyse tüm sendika ve meslek örgütlerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği bir eylemdi. İşçisinden, hemşiresine, tıp öğrencisinden, doktoruna, ebesinden, teknisyenine bu işkolundaki tüm çalışanların ortak talepler etrafında birleşmiş olmaları gerçekten de "çok ses tek yürek" şiarını layıkıyla hak ediyorlardı.
İkincisi; eyleme doktorlar, tıp öğrencileri mitinge çağrı için kendilerinin çalıp söyledikleri video klipler hazırlayarak ve bu videoları yaygın bir şekilde internet ortamında paylaşarak hazırlandılar. Bu yöntem özellikle geniş kitlelerin bilgilendirilmesinde ve gençliğin eyleme katılımında etkili olmuştur.
Üçüncüsü; son yıllarda sendika ve meslek örgütlerinin yaptığı birçok miting, sonrası olmayan ve daha çok tepki boşaltma işlevi görecek şekilde bir "final" olarak gerçekleştirilmiştir. Sağlık çalışanlarının bu mitingi hem öncesi oldukça iyi örgütlenmiş, tüm toplumu da bilgilendirecek şekilde bir hazırlığın yapıldığı hem de talepleri hükümetçe karşılanmadığında 14 Mart'tan itibaren de greve hazırlanacaklarını da ilan ettikleri bir mücadele süreci olarak örgütlenmekte. Grev konusunda da kararlı olduklarını hazırlıklarıyla göstermekteler.
Dördüncüsü; mitinge katılanların yüzde 70'ni gençler oluşturuyordu dersek abartmış olmayız. Tıp öğrencileri, eczacılık öğrencileri, asistanlar, tıbbiyeli Kürt gençleri; anadilde sağlık hizmeti vb. gibi herkesin talebini dillendirdiği pankartlarıyla oldukça kitlesel ve coşkulu bir şekilde mitinge katılmışlardı. Miting alanında konuştuğumuz gençlerin anlattıklarından mitingin örgütlenmesinde de gençlerin etkili olduğu sonucu çıkıyordu.
Anlaşılıyor ki sağlık alanında geleceğin doktorları, hemşireleri, işçileri, ebeleri geleceklerini parlak görmüyorlar ve bunun içindir ki gelecekleri için müdahil oluyorlardı.
Tıbbiyeli gençlerin bu kararlığını, 14 Mart Tıp Bayramı'nda Fatih Üniversitesi'nde törenlere katılan Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın yüzüne karşı sağlık politikalarını kürsüden cesurca eleştirmeleri ve taleplerini dile getirmelerinde de gördük.
Öyle görülüyor ki işçi emekçi mücadelesinin ilerlemesi, kazanımlar elde edebilmesi için daha çok genç yüreğe ve daha çok genç sese ihtiyaç var. Bu açıdan önümüzdeki süreçte işçi sınıfının ve emekçilerin mücadelesinde genç kuşakların katılımları ve alacakları rol belirleyici olacaktır.