25 Eylül 2011, Pazar

Arap Baharı grevlerle mayalandı

MSF kapsamında düzenlenen 'Arap Baharında İşçi ve Sendikal Hareketin Rolü-Ortadoğu Emek Ağı İhtiyacı ve Olanakları' adlı panelde bir araya gelen Mısır, Ürdün, Fas ve Tunus'tan sendikacılar Arap Baharının son beş yılın grev dalgasıyla mayalandığını vurguladılar

"İnsanlık için, kapitalizme ve sömürüye karşı, özgürlük kazanacak" sloganıyla düzenlenen Mezopotamya Sosyal Forumu kapsamında Arap Baharında İşçi ve Sendikal Hareketin Rolü-Ortadoğu Emek Ağı İhtiyacı ve Olanakları' adlı panel gerçekleştirildi. Sosyala Hizmetler Daire Başkanlığı'nda bulunan Munzur Salonu'nda gerçekleşen panele KESK Genel Başkanı Lami Özgen, Petrol İş Genel Örgütleme Sekreteri Nimettullah Sözen, Mısır CTUWS Temsilcisi Adel Zekeriya, Fas sendika temsilcilerinden (Forum of alternahves South) Hamouda Soubhi, Ürdün Günlük İş Hareketi Sözcüsü Mohammad Sneed ve TAREM Genel Korodinatörü Gökhan Biçici katıldı. Toplantının moderatörlüğünü üstlenen Gökhan Biçici, sözlerine Arap baharı olarak da nitelenen halk isyanlarının son bir yıldır sadece bölgenin değil tüm dünya siyasetinin, uluslararası tüm güçlerin temel gündemi durumunda olduğunu ifade ederek başladı. "50-60 yıllık bir dönem boyunca emperyalistlerin desteğinden güç olarak halkların mücadele dinamiklerini zapturapt altına alan bölgesel diktatörlükler, onyıllar sonra güçlü bir şekilde yeniden tarih sahnesine çıkan arap halklarının ve emekçilerinin darbeleriyle bir bir yıkıldı" diyerek sözlerine devam eden Biçici, ortaya çıkan dalga  karşısında bölgesel gericiliklerin ve emperyalistlerin öncelikle halk isyanlarını boğmayı ve tasfiye etmeyi denediğini, bunun mümkün olmadığının ortaya çıktığı koşullarda da taktik değiştirerek ortaya çıkan halk dinamiklerinin çeşitli araçlarla kontrol altına almaya, bu hareketi kendi sistemlerinin yenilenmesi arayışının dayanağı haline getirmeye çalıştıklarının altını çizdi.

GÖKHAN BİÇİCİ: ARAP SENDİKALARI FORUMUNUN KURULMASI TARİHİ BİR GELİŞMEDİR

Arap isyanlarının temel dinamiklerinin başta işçi-emekçi hareketi olmak üzere, kadın hareketi, gençlik hareketi ve demokrasi-özgürlükler talebiyle mücadeleye katılan kentli orta sınıflar bulunduğunu hatırlatan Biçici, "İsyan coğrafyasında hızla yeni ve mücadeleci sendikalar kuruluyor, son olarak geçtiğimiz hafta pek çok Arap ülkesinde yeni kurulan mücadeleci sendikaların katılımıyla Arap Sendikaları Forumu kuruldu. Bu tarihi bir gelişmedir." dedi.

Devamla Türkiye işçi ve sendikal hareketinin görevlerine ve olanaklarına değinen Biçici, Türkiye işçi hareketi ve sendikaları bölgenin en ileri dinamiklerinden birisi durumunda olduğunu belirterek "Nasıl emperyalistler ellerindeki tüm olanaklarla bölgede ortaya çıkan dinamikleri kontrol altına almaya çalışıyorlarsa, Türkiye işçi hareketinin dinamikleri, sendikalar, eşitlik-özgürlük iddiasında olan güçler de bölgesel gelişmelere müdahale etmek, bölge çapında daha güçlü bir emek ağının ortaya çıkması için çaba harcamak durumundadır. İşte MSF kapsamında bu toplantıyı düzenlemekteki amacımız bölgedeki işçi hareketlerinin deneyimlerinin paylaşılmasılmasını sağlamak ve bölge çapında yeni emek ağlarının oluşmasının somut koşullarını irdelemektir." dedi ve bu tür girişimlerinin arkasının geleceğini duyurdu.

Panelde ilk konuşmacı olarak söz alan KESK Genel Başkanı Lami Özgen, "Ortadoğu haklarının kendi değerlerinden hareketle yani o ülkenin tüm ezilmişleri kendi otoriter güçlerine karşı kendi demokratik mücadelelerini vermeleri gerekir. Türkiye ve NATO Ortadoğu daki haklara müdahale ederken kendilerine partner de ayarlıyorlar. Türkiye' deki bu hükümette bu süreci örmeye çalışıyor" dedi.

LAMİ ÖZGEN: BAŞBAKAN KENDİ ÜLKESİNDEKİ EZİLMİŞLERİ ZULÜMLE ADAP ETMEYE ÇALIŞIYOR

Özgen, NATO'nun Libya ya müdahalesi esnasında Başbakana Erdoğan'ın tepkiler verdiğini fakat bir taraftan da NATO' ya destek sunduğunu belirtti ve şöyle devam etti: " Başbakan daha dünkü kardeşine Suriye Başbakanına yani 'Zulüm ile adap olmaz' diyordu. Aynı başbakan kendi ülkesindeki ezilmiş halklara kesimlere zulüm ile adap etmeye çalışıyor."

Emek güçleri olarak emperyalist güçlerin işgal politikalarının karşısında, sömürüye ve yağmaya karşı çıkan, Filistin-Kürt sorununda çözümü ve demokrasiyi hedefleyen bir çerçevede bir araya gelebildikleri koşullarda Ortadoğu'da öncülük yapma şanslarının olacağını ifade eden Özgen, "Bu toplantı bizim için bir başlangıç olmalı" diyerek konuşmasını tamamladı.

NİMETULLAH SÖZEN: YENİ SENDİKALARIN GELİŞİMİNE DESTEK VERECEĞİZ

Özgen'nin konuşmasının ardından söz alan Petrol-İş Genel Eğitim ve Örgütlenme Sekreteri Nimettullah Sözen ise, Başbakan Erdoğan'ın Ortadoğu gezileri esnasında kahramanlar gibi karşılandığını bir taraftan da Türkiye modelini önerdiğini ifade ederek, "Ortadoğu da eğer Türkiye modeli uygulanır ise Arap halkların bira yüz yıl daha mücadele etmesi gerekecek. Arap arkadaşlara diyorum ki sakın ola buna izin vermeyin demokrasi mücadelesinde ısrar edin" şeklinde konuştu ve Petrol-İş Sendikasının Ortadoğu'daki gelişmeleri yakından takip etmeye çalıştığını ifade ederek "yeni mücadeleci sendikaların gelişimine her türlü desteği vereceğiz" dedi.

ADEL ZEKERİA: MISIR DEVRİMİNİN YÖNÜNÜ İŞÇİ HAREKETİNDEKİ GELİŞMELER BELİRLEYECEK

MSF'ye Mısır'dan katılarak "Mısır devriminde işçi sınıfının rolü" başlıklı bir sunum yapan "Sendika ve İşçi Hizmetleri Merkezi" (CTUWS) temsilcisi Adel Zekeriya ise, Mısır'da yaşanan devrim sürecinde işçi hareketinin ve sendikaların önemine dikkat çekti.

"Mısır’da devrim bitmedi, halen devam ediyor. Mübarek’in düşmesiyle bu işin biteceğini düşünenler yanılıyor." diyerek konuşmasına başlayan Zekeria, Diktatörün düşmesini sadece bir ilk adım olarak niteleyerek, bundan sonraki dönemde devrimin yönünü belirleyecek olanın işçi hareketi ve sendikalarla ilgili gelişmelerin olacağının altını çizdi.

GREVLER MISIR HALKININ UYANIŞINI SAĞLADI

Zekeria sözlerine şöyle devam etti: "Mısır'da devrimden önce beş yıl boyunca grevler yaşandı. 2006 yılında patlak veren Al Mahal Tekstil Grevi bir dönüm noktası oldu. Bu Mısır tarihinde bir ilkti. Bir İntifada gibiydi. Tüm işçileri ve şehri kapsadı. Biz de bir STK olarak CTUWS olarak bu grevin faturasını ödedik. Bürolarımız kapandı, liderlerimiz hapse atıldı. Ancak 5 yıl boyunca grevler birbirini izledi. Ben bu grevlerin Mısır halkının uyanışını sağladığını düşünüyorum. Bugünkü devrimin temelini oluşturdu bu grevler."


İŞÇİLER MISIR DEVRİMİNİN DIŞINA İTİLMEYE ÇALIŞILIYOR

Sunumuna "Şimdi Müslüman Kardeşler gibi gerici politik güçler, medya-siyaset güçleri işçileri bu devrimin dışına itmeye çalışıyorlar" diyerek devam eden Adel Zekeria, "Bunların amacı yeni biçimler altında kapitalizmin devamını sağlamaktır. Biz eşitlik, özgürlük ve adalet istiyoruz." dedi. Pekçok kritik sektörde grevlerin devam ettiği bilgisini de aktaran Zekeria, "İnsanlar sosyal adalet olmadan devrimin tamamlanmayacağını anlamaya başladılar" dedi.

GÜCÜMÜZÜN FARKINDALAR

Devrimden önce başlattıkları bağımsız sendikalar kurma mücadelesinin 25 Ocak isyanından sonra hızlandığını ve yeni kurulan yönetimin sendikaların devletten bağımsız ve özgür olması yönündeki talepleri kabul ettiğini belirten Zekeria, "Rejim ister askeri konseyin elinde olsun, ister Müslüman Kardeşler iktidarda olsun sendikaların bağımsız örgütleneceğini biliyorlar, bunu kabullenmiş durumdalar, çünkü artık gücümüzün farkındalar." dedi.

Bugün Mısır'da işçilerin sadece ücret kavgası vermediğini, eski sendika liderlerinin görevden alınmasını talep ettiğini ve demokratik bir düzen için mücadele ettiğini aktaran Zekeria, buna karşın Müslüman Kardeşlerin sistemi kontrol etmek istediğini ve bu nedenle karşılarında bağımsız sendikalar görmek istemediğini anlattı.

TÜRK ŞİRKETLERİNDE ÇALIŞMA KOŞULLARI İNSANLIK DIŞI

Bu süreçte bizim uluslar arası dayanışmaya ihtiyacımız var diyerek sözlerine devam eden Adel Zekeria, Mısır'da yatırım yapan Türk sermayesinin işyerlerindeki çalışma koşullarına da değindi ve sözlerini "Türk sermayesinin Mısır'da büyük yatırımları ve bu şirketlerin işyerlerinde çalışan işçiler insanlık dışı koşullara sahipler. Biz Türkiye'den sendikalarla bir araya gelerek bu sürece nasıl müdahale edebiliriz, Türk yatırımcılarla nasıl mücadele edebiliriz bunları konuşmak istiyoruz." diyerek bitirdi.

MOHAMMAD SNEED: ÜRDÜNDE ARAP BAHARI 2007'DE BAŞLADI

Zekeriya'dan sonra konuşan Ürdün Günlük İş Hareketi yöneticisi ve yeni kurulan Ürdün Bağımsız Sendikalar Birliği Sözcüsü Mohammad Sneed, 'Arap Baharı'nın Ürdün'de 2007 yılında aktif bir partinin olmadığı kırsal bir bölgede geliştiğini ifade etti. Bu bölgedeki fakir sınıfların sokaklara çıkarak hükümete fiyatları artırmamaları konusunda uyarıda bulunduğunu belirten Zekeriya, "Bu sınıflar sessiz kalmayarak düzenli oturma eylemi, protestolara geliştirdi ve bunun sonunda hükümeti düşürdü" vurgusunu yaptı. İşçilerin asgari ücretin yükseltilmesi, yolsuzluk ve rüşvetin önlenmesi, iş güvencesi ve sosyal güvenlik hakkı için 2007'den beri büyük grevler, eylemler yaptığını ve pek çok hak elde ettiklerini söyleyen Sneed, konuşmasının sonunda dinleyicilere geçtiğimiz aylarda Ürdün'de yeni bir emek federasyonunun kurulduğunu duyurdu ve hızla büyüyen bu federasyonla birlikte Türkiyeli sendikalarla iletişim için daha fazla olanağa sahip olacaklarına inandığının altını çizdi.

HAMOUDA SOUBHİ: MEVCUT DURUMUMUZUN SORUMLUSU KAPİTALİZMDİR

MSF'ye Fas'tan katılan ve aynı zamanda Mağrip Sosyal Forumu'nu da temsil eden Hamouda Soubhi ise, "Sanki biz ocak 2011’de uyanmışız gibi davranıyorlar, oysa böyle değil. Olanlar birkaç günde olmadı son 10-15 yılda hazırlandı. 2005’de bir hareket vardı ve bu büyüdü. Bu hareket Fosfat madenlerinde çalışan işçilerin hareketiydi. Fas’ın güneyinde madenlerde ve limanlarda sendikaların desteğiyle işçi çocukları için eğitim-yemek hakkı için mücadele veriliyordu. Orta sınıflar daha önce diktatörlüklerin toplumsal desteğini oluşturuyorlardı ancak onlarda yoksullaştılar ve eğitime-sağlığa ayıracak paraları kalmadı. Bu yüzden de sokaklara döküldüler." diye konuştu.

Toplantı Tunus, Filistin, Türkiye'den katılımcıların katkıları ve sorularının ardından sona erdi.