Toplu Sözleşme ve Örgütlenme Hakkına Baraj Tehdidi
İşkolu istatistikleri bugün açıklanacak. Yüzde 10 barajı düşürülmediği için 100 sendikadan TÜRK-İŞ'e bağlı 12 ve Hak-İş'e bağlı 1 olmak üzere sadece 13'ünün toplu sözleşme yapma yetkisi alması bekleniyor. Adım adım krize dönüşen sürecin ayrıntıları...
12 Eylül darbesi sonrasında çalışma hayatını patronlar lehine cendere altına almak üzere yürürlüğe sokulan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nda değişiklik yapılması için yıllardır sürdürülen görüşmelerin ve çalışmaların henüz sonuç vermemiş olması sendikal hareketi yeni bir krizle karşı karşıya getirdi.
KRİZE ADIM ADIM NASIL GELİNDİ?
Bugünkü krizle sonuçlanan sürecin ilk adımları hükümetin sendikaların üye sayılarını ve TİS yetkisini belirlerken dikkate aldığı verilerde değişikliğe gitmesini sağlayan yasal düzenlemeler oldu.
Daha önce sendikaların ve işverenlerin bildirdiği üye sayılarını veri alarak işkolu ve yetki istatistiklerini açıklayan Çalışma Bakanlığı, bu rakamların gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle artık SGK verilerini dikkate alacağını ilan ederek 2009 yılında bu yönlü bir yasal düzenleme yapmıştı. Değişikliğin ardından sendikaların toplu iş sözleşmesi yetkisi alabilmesi için gerekli olan işkolu barajları ile ilgili istatistikler, Temmuz 2009'dan bu yana yayınlanmamıştı.
Yetkili sendikanın belirlenmesinde Sosyal Güvenlik Kurumu verilerinin esas alınmasıyla ilgili yasal düzenleme yapılırken ortaya çıkabilecek problemlerin Toplu İş Sözleşmesi Kanununda yapılacak düzenleme ile çözüleceğinin varsayılmıştı.
Ancak şu ana kadar bu yönlü bir değişikli olmazken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Ocak 2012'de SGK verilerine dayanan işkolu ve yetki verilerinin kesinlikle açıklanacağını ilan etti.
BARAJIN ALTINDA KALMAMAK İÇİN ÜYE SAYILARI YÜKSEK GÖSTERİLDİ
Gerçekten de Türkiye'de sendikaların açıkladığı ve bakanlığa bildirdiği üye sayılarının büyük oranda gerçeği yansıtmadığı ve şişirme rakamlar olduğu biliniyor. Sendikalar yüzde 10'luk barajın altında kalmamak için işten ayrılma, emeklilik ve ölüm sonucu üyeliği düşmesi gereken işçilerin dahi üyeliklerinin devam ettirerek gerekli olan üye sayısına ulaşabiliyorlar. Bugüne kadar Çalışma Bakanlığı da bu verileri doğru kabul ediyordu.
Bu durumun bir kaos yaratmaması adına 2821 ve 2822 No'lu Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi kanunlarında gerekli değişikliklerin yapılması için hükümet-sendikalar ve patron örgütleri arasındaki trafik yoğunlaşmıştı. Türkiye'nin İLO Genel Kurullarında ve AB organlarında ağır biçimde eleştirilmesine neden olan 12 Eylül ürünü mevcut sendikal mevzuatın değiştirilmesi hükümet tarafından da bir hedef olarak ilan edilmişti.
PATRONLAR YENİ KANUNU ENGELLEYİNCE KRİZ ÇIKTI
Geçtiğimiz yılın ikinci yarısında yoğunlaşan görüşmeler sonucunda ortaya çıkan yeni sendikalar kanunun taslağı 19 Ekim 2011'de Bakanlar Kuruluna gönderildi. SGK verilerine dayanan yeni işkolu ve yetki rakamları açıklanmadan işkolu barajını binde 5'e indiren söz konusu taslağın meclis genel kuruluna indirilerek kanunlaşması bekleniyordu. Böylece sendikaların barajın altında kalma tehlikesinden kurtulacakları düşünülüyordu. Ancak şu ana kadar yaşananlar farklı yönde oldu.
12 Eylül'ün getirdiği sınırlamaları kaldırmadığı ve özgür bir toplu iş sözleşmesi ve pazarlık düzeni sağlamaktan uzak olduğu eleştirisinin hedefi olan bu taslak bu haliyle dahi işverenlerin engellemelerine maruz kaldı.
PATRONLAR KISMİ İYİLEŞTİRMELERE BİLE KARŞI
Dünya ve Vatan Gazetelerinde geçtiğimiz günlerde yayınlanan haberlere göre yasa taslağının üç aydır bakanlar kurulunda bekletilmesinin arkasında işverenlerin engellemeleri yatıyor. Mevcut yasa taslağının yasalaşmasının, çalışma hayatında barışı tehlikeye atacağını öne süren Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, taslakla öngörülen düzenlemelerin işverene çok ciddi maliyetler ve büyük sorunlar getireceğini savundu.
Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısını sakıncalı gördüklerini belirten Büyükekşi, tasarının bu şekilde çıkması halinde ortaya çıkacak 'sakınca'ları şöyle sıraladı.
- " * Tasarı ile, İşkolu Barajı yüzde 10'dan binde 5'e düşürülmektedir. Bu hali ile kabul edildiğinde değişik iş kollarında 100 kişi ile kimilerinde ise bin kişi ile toplu sözleşme yapma hakkı ortaya çıkmaktadır. İş barışını bozacak çok ciddi sorunlar ortaya çıkacaktır ve 1980 öncesine dönme ihtimali barındırmaktadır.
- * Sendikaya üyelik için noter şartı kaldırılmaktadır. E-devlet uygulamasında ise usulsüzlük yapılma olasılığı söz konusudur. Güvenlik konusunda ayrıca önleme ihtiyaç vardır.
- * Sendika kurucularında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma şartı kaldırılmaktadır. Bu çok tehlikeli durumlara yol açabilir. Başka ülkelerin sendikaları kullanarak içerde huzursuzluk çıkarması mümkün hale geliyor.
- * İşletme Toplu İş Sözleşmesi barajı yüzde 50+1 den yüzde 40+1'e indirilmiştir. İş yerinde birden fazla sendika olabilecektir. İşletmelerimizde ciddi bir kaos çıkabilecektir.
- * Sendika temsilcileri ve iş ilişkisi devam eden yöneticilere aşırı iş güvencesi getirilmektedir. Adeta emekli oluncaya kadar dokunulmazlık verilmektedir. Getirilen tasarıda işverenin, mahkemece işe iade edilen temsilciyi işe başlatması mecburi hale getirilmiştir. Başlatmaması halinde iş ilişkisinin devam ettiği kabul edilerek ücreti ve diğer hakları ödenmeye devam edilecektir.
- * Sendikal fesihte işe iade davası açmak İçin 30 İşçi ve 6 Aylık Kıdem şartları aranmayacaktır.
- * Sendikal fesihte işveren aleyhine çift tazminat getirilmiştir. Şu an sendikal tazminat nedeniyle iş akdi feshedilen işçi, en az 4 aylık ücreti ve 1 seneden az olmamak üzere sendikal tazminat talep edebilmektedir. Taslaktaki düzenlemede ile işe iade kararı alan işçi, en az 4 aylık ücreti ve en çok 8 aya kadar iş güvencesi tazminatı yanında, buna ek olarak 1 senelik ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminat da talep edilebilecektir. Sendikal tazminat talebi, işçinin başvurusu, işverenin işe başlatıp başlatılmaması şartına bağlanmamıştır. İşçi işe iade davası açmasa bile ayrıca sendikal tazminat talebinde bulunabilecektir.
- * Profesyonel sendika yöneticilerinin iş sözleşmeleri askıda kabul edilmiş ve sendika yöneticisi lehine aşırı korumacı bir yapı öngörülmüştür. "
Görüldüğü üzere patronlar işçileri dilediğince çalıştırma, keyfince işten atma ve sendikalardan kaynaklı olabilecek herhangi bir sınırlamaya maruz kalmama hakkını talep ediyor.
EKONOMİDEN SORUMLU BAKANLAR PATRONLARIN SÖZCÜSÜ GİBİ
Patronların dile getirdiği bu "sakınca"nın kabinede yer alan ekonomiyle ilgili bakanlar tarafından da savunulması sürecin tıkanmasının temel nedeni olarak görülüyor.
Ayrıntıları Vatan Gazetesinde 12 Ocak'ta yayınlanan haberde yer alan iddialara göre,
'2012'nin zor bir yıl olacağı, böyle bir dönemde bir de sendikalar yasasıyla işçi örgütlerinin güçlendirilmesi ve toplu sözleşme haklarının artırılmasının doğru olmadığı, böyle bir dönemde işverenin daha fazla sorun yaşamasına neden olacağı ve işçilik maliyetlerini yükseltmenin yanlış olacağı"nı iddia eden bakanlar yasaya karşı çıkmışlar.
YASAYI ENGELLEYEN BAKANLAR KİMLER?
Başta Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin de sendika yasalarının engellenmesine destek verdiği ifade ediliyor.
DİSK: AKP HÜKÜMETİ BİLEREK KAOS YARATIYOR
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, AKP hükümetinin yüzde 10 barajının sendikalar üzerinde bir tehdit olarak kullandığını ifade ederek buna teslim olmayacaklarını, 12 Eylül rejiminin kapatamadığı DİSK'in AKP tarafından kapatılamayacağını söyledi. Uygulama ile 30'u aşkın sendikanın baraj altında kalacağını anlatan Görgün, "AKP hükümeti bunu bilerek yaptı. Barajın binde 5'e düşürülmesinin öngörüldüğü yeni yasa tasarısı ise 3 aydır Bakanlar Kurulu'nda bekliyor. Ortada AKP hükümetinin bilerek isteyerek yarattığı bir kaos var. Taşları daha çok ayağa bağlayıp köpekleri ortaya salan bir yaklaşım. Böyle bir tehditle karşı karşıyayız. İşçilerin tamamen güvencesiz çalışmaya razı olmalarını istiyor. DİSK olarak salı gününden itibaren Çalışma Bakanlığı bahçesinden başlamak üzere tüm yurtta protestolara başlayacağız. Bu sadece bizim sorunumuz değil, tüm sendikaların, konfederasyonların sorunudur" dedi.
HAK-İŞ: BAKAN VERDİĞİ SÖZÜ TUTSUN
Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan'da hükümete yönelik ağır eleştirilerde bulundu. Toplu İş İlişkileri Kanunu çıkmadan işkolu istatistiklerinin SGK verilerine göre açıklanmasının, pek çok sendikanın yetkisini kaybetmesine neden olacağını söyleyen Arslan, işkolu istatistiklerinin SGK verilerine göre açıklanması konusunda sözünde duracağını ve bir daha erteleme yapılmayacağını söyleyen Bakan Faruk Çelik'e Toplu İş İlişkileri Kanunu'nu çıkaracağı yönünde verdiği sözü de tutması çağrısında bulundu.
Yetkili sendikanın belirlenmesinde Sosyal Güvenlik Kurumu verilerinin esas alınmasıyla ilgili yasal düzenleme yapılırken ortaya çıkabilecek problemlerin Toplu İş Sözleşmesi Kanununda yapılacak düzenleme ile çözüleceğinin varsayıldığını, ancak bu yasal düzenlemenin bugüne kadar bir türlü gerçekleştirilemediğini dile getiren Arslan, önümüzdeki günlerin çalışma hayatı için son derece kritik olduğunu söyledi. Arslan, "Çalışma hayatında tam bir kaosa neden olacak, çalışanların büyük bir bölümü sendikasız ve toplu sözleşmesiz kalacaktır" dedi.
MAHMUT ARSLAN'DAN LOBİLERE TEPKİ
Çeşitli çevrelerin çalışma hayatını alt üst edecek şekilde Toplu İş İlişkileri Kanunun çıkarılmasını engelleme girişimlerini yaptığını ifade eden ve bunu kınayan Hak-İş Başkanı Mahmut Arslan, bu çevrelerin kapalı kapılar arkasında yürüttükleri lobi faaliyetlerine son vermelerini istedi. Arslan şöyle devam etti: "12 Eylül askeri darbesinin ürünü 2821 ve 2822 sayılı yasalarla cendereye alınmış çalışma hayatı, 12 Eylül'den daha karanlık bir döneme girecektir. 12 Eylül'le hesaplaşmak adına 12 Eylül'ün generallerini yargı önüne çıkarıldığı bir dönemde, 12 Eylül ürünü yasaların değiştirilememesi utanç vericidir".
Hükümetin yeni düzenlemeyi Bakanlar Kurulu'nda bekletmesini de eleştiren Görgün, "AKP'nin Meclis'te çoğunluğu var Bakanlar Kurulu'nda bekletilen yasa çıkarılabilir. Niçin çıkarmıyorlar? Çünkü sendikaları da kendilerine göre kurgulamak istiyorlar. Bu kaosunun sorumlusu AKP hükümetidir. 3 yıldan beri yayınlamayan onlardır. Şimdi bunu yayınlamak isteyen de onlardır. Yekti kayıpları kendi kendine olmadı bunlar yapıyor" şeklinde konuştu.
TÜRK-İŞ'TEN SES YOK
TÜRK-İş Yönetimin cephesindeyse konuya ilişkin henüz bir açıklama dahi yapılmış değil. İşkolu istatistiklerinin yayınlanmasının beklendiği saatlerde Türk-İş İnternet Portalına baktığımızda son olarak "Ocak 2012 Açlık ve Yoksulluk Sınırı"na ilişkin bir açıklamanın yer aldığı, ancak "Fransa'ya tepki", "Denktaş için Taziye Mesajı" gibi açıklamaların kendisine yer bulduğu sitede sendikalar kanununa ilişkin gelişmelere yönelik bir açıklamanın yer almadığı görüldü.
İstanbul-EmekDunyasi.Net