20 Ağustos 2009, Perşembe

Silikozise 43. kurban

Kot kumlama işçiliği Sağlık Bakanlığı tarafından yasaklansa da ‘silikozis’ hastalığı can almaya devam ediyor. Beş yıl kot kumlamacılığı yapan 30 yaşındaki İbrahim Güloğlu, üç yıl önce hastalanıp döndüğü memleketi Diyarbakır’da, silikozisin 43. kurbanı oldu. Güloğlu, aynı zamanda bu yılki dördüncü kurban...

-----

Balinler Tekstil’in Kırklareli’deki tesislerinde 2001-2006 yılları arasında kot kumlamada çalışan ve silikozis hastalığına yakalanan İbrahim Güloğlu, dün hayatını kaybetti.
Silikozis teşhisi konduktan sonra bir daha çalışamayan ve Diyarbakır’daki ailesinin yanında yaşam savaşı veren İbrahim Güloğlu, Mardinkapı mezarlığında toprağa verildi.

Ağabeyi İsmail Güloğlu’nun verdiği bilgiye göre kardeşi İbrahim, 2001-2006 yılları arasında dünyaca ünlü firmalara üretim yapan Balin Tekstil’in İstanbul ve Kırklareli’deki fabrikalarında kot kumlamacısı olarak çalıştı. Merdivenaltı atölyelerde çalışan diğer silikozis hastalarına göre ‘şanslı’ sayılırdı. Fabrikada çalışıyor, sigortası eksiksiz yatıyordu. Fakat bu, silikozise yakalanmayacağı anlamına gelmiyordu. Ki, öyle de oldu.

Daha 30’undaydı
Üç yıl önce mide rahatsızlığı geçirip memleketi Diyarbakır’a döndü. Bir süre bir otoparkta çalıştı. Geçen yıl hastalanınca Dicle Üniversitesi’ne kaldırıldı. Teşhis, sikilozisti. Ailesi, Dicle Üniversitesi’nden İstanbul’daki Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne varıncaya kadar, kapı kapı dolaştı. İbrahim artık, oksijen cihazıyla yaşar olmuştu. Günden güne eriyordu.
Yaklaşık 10 gün önce Dicle Üniversitesi’ne kaldırıldı. Hastalığı menenjite dönmüştü. Geçen pazar günü, 30 yaşında öldü.
Ağabeyi İsmail Güloğlu, kardeşlerinin bekâr olmasının, acılarını hafiflettiğini söylüyor. Güloğlu, derhal hukuki süreci başlatacaklarını belirtiyor.

Bu yılki dördüncü ölüm
Kot Kumlama İşleri Komitesi üyesi Abdulhalim Demir’in verdiği bilgiye göre Güloğlu, 2004 yılından bu yana silikozisten ölen 43. işçi oldu. Bu yıl Güloğlu dışında 34 yaşındaki üç çocuk babası Erhan Kaya, 32 yaşındaki iki çocuk babası Mustafa Bircan ve 24 yaşındaki Ruhat Yıldırak ölmüştü.

Adalet adım adım...
Ölümcül silikozis hastalığına neden olan kot kumlamacılığıyla ilgili ilk net adımı Sağlık Bakanlığı atmış, bu sektörü yasaklamıştı. Ardından yargı süreci de işlemeye başlamış, iki silikozis hastasının şikayeti üzerine iki işveren hakkında, ‘dikkatsizlik ve tedbirsizlikle yaralamaya sebebiyet’ten dava açılmıştı. Savcılık ayrıca, sekiz silikozis hastasının şikayeti üzerine de kaçak atölyeleri denetlemekle yükümlü belediye personeline ‘görevi kötüye kullanmak’tan dava açmıştı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının açıkladığı verilere göre, Türkiye’de bugüne kadar kot kumlama işinde çalışmış 10 bin kişi var ve bunların en az yarısı, soludukları kumun içindeki silika maddesi yüzünden yakalandıkları ölümcül silikozis hastalığıyla mücadele ediyor.

Prof. Kılıçaslan: “Ölümler bürokrasiyi beklemiyor, acil adımlar atılmalı”
Kot kumlama işinin tümüyle yasaklanması ve silikozis hastası kot kumlama işçilerinin hukuksal mücadelesine destek olmak amacıyla kurulan Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi adına açıklama yapan Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, Hükümetin bu konuda acil adımlar atmasını istedi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in, 24 Temmuzda görüştüğü Komite üyelerine gerekli girişimlerin başlatılacağı yönünde söz verdiğini hatırlatan Kılıçaslan, “Ölümler bürokrasiyi beklemiyor. Hasta arkadaşlarımız için yapabileceklerimiz sınırlı. Ancak onların geride kalan aileleri için mutlaka derhal harekete geçilmesi gerekiyor” dedi. Prof. Kılıçaslan, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
“Kot kumlama işinde çalışanlar, yoksul insanlar. Bu hastalığa yakalandıktan sonra çalışmaları mümkün değil. Korkunç dramlar yaşanıyor. Ailesine bakabilmek için 10 yaşında çocuklar okuldan ayrılıyor. Silikozis hastası gencecik çocuklar, kimse onlara iş vermediği için kâğıt toplama işinde çalışıyorlar. Bu insanlar devletin sosyal görevlerini yerine getirmesini bekliyorlar. Silikozis hastalığına yakalanan işçilerin çok büyük çoğunluğu bu işte sigortasız olarak çalıştırıldıkları için ciddi ölümcül derecede hasta olsalar da hiçbir sosyal güvenlik hakları yok. Devlet kendi yapamadığı işi işçilerin yapmasını bekliyor: Hangi işyerlerinde çalıştıklarını mahkeme yolu ile ispat etmelerini istiyor. Hâlbuki kayıt dışı sektörde bu, neredeyse imkânsız. Silikozis hastalığı, evde otururken, sokakta gezerken yakalanabileceğiniz bir hastalık değil. Bu bir meslek hastalığı… Teşhis konduktan sonra devletin yapması gereken tek şey var: Hastalık oranında bu işçilerin malulen emekli edilmeleri ve sosyal güvenceye kavuşturulmaları gerekiyor. Bunun için üst düzey bürokratların söylediği gibi, özel bir yasa çıkması gerekiyorsa, bu yasa derhal çıkarılmalı. Unutmamalı ki, devletten inayet değil, savsakladığı görevini geç de olsa telafi etmesini bekliyoruz. Bu işçilerin çalıştığı işyerleri zamanında denetlenseydi, bu çocuklarımız ölümle pençeleşiyor olmayacaktı. 42 insan gencecik yaşlarında aramızdan göçüp gitmeyecekti. Burada devletin ağır kusuru ve ihmali vardır. Ama artık sorunun yakalayabildiğimiz yerinden çözümüne başlamamız şart. Bunun vicdani sorumluluğu hepimizin omuzlarında.”

“Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi”
Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi, iki yılı aşkın süredir sorunun kamuoyuna taşınması ve çözümü için çalışıyor. Kot kumlamada çalışmış işçilere tek tek ulaşarak sağlık kontrolünden geçmelerini sağlamaya çalışan Komite, böylelikle silikozis hastalarını tespit etmeyi hedefliyor.
Hastaların hukuksal mücadelelerine destek veren komite, konser, basın açıklaması gibi eylem ve etkinliklerle konuyu kamuoyunun gündemine taşımaya gayret ediyor.
Bu amaçla geçen yıl düzenlenen konsere. Arif Sağ, Cahit Berkay, Emrah Karaca, Anadolu Ateşi, Kardeş Türküler, Yasemin Göksu, İclal Aydın, Şebnem Sönmez ve Elveda Rumeli oyuncuları katılmış ve kot işçilerinin mücadelelerinde sonuna kadar yanlarında olduklarını duyurmuşlardı.
Geçen ay da 300 sanatçı, yazar, akademisyen, gazeteci, sendikacı gazetelere verdikleri bir ilanla, kot işçilerinin mücadelesini sonuna
kadar takip edeceklerini ve destekleyeceklerini ifade etmişti.
Aralarında Vedat Türkali, Cem Özdemir, Metin Uca, Zeynep Oral, Leman Sam, Ece Temelkuran, Derya Alabora, Edip Akbayram, Aydın Engin, Handan İpekçi, Ersin Salman, Gencay Gürsoy, Sami Evren, Hale Soygazi, Halil Ergün, Meral Okay, Mazlum Çimen, Roni Margulies, Memet Ali Alabora, Harun Tekin, Kerem Kabadayı, Oya Baydar Semih Kaplanoğlu, Rıdvan Akar, Sırrı Süreyya Önder, Akın Birdal, Ufuk Uras, Sabahat Tuncel, Çetin Soysal, Oral Çalışlar, Hasan Saltık, Jülide Kural, Atilla Dorsay, Etyen Mahcupyan gibi çok sayıda ismin yeraldığı imzacılar Hükümeti göreve çağırmıştı.
Komite, önümüzdeki aylarda düzenleyeceği büyük bir konserle, kamuoyunun dikkatini tekrar bu konuya çekmeyi planlıyor./radikal-emekdünyası