19 Temmuz 2010, Pazartesi

Sendikalarda yenilenmeyi yeni olanlar yapacaktır

ORHAN DURUEL orhanduruel@gmail.com

Sendikal harekete dair tartışmalar TEKEL direnişi ve sonrasında bazı sendika yöneticisi ve çeşitli politik çevrelerce daha yüksek perdeden dile getirilmeye başlandı. TEKEL direnişi döneminde Mustafa TÜRKEL çeşitli demeçlerinde sendikal harekette bir değişime-yenilenmeye ihtiyaç  olduğunu mevcut yapıyla devam edilemeyeceğini söyledi. Türk-İş Genel Sekreterliği’nden istifası sonrasında bu söylemini her vesileyle dile getirmeye başladı. Şimdide Nihat YURDAKUL Türk-İş Eğitim sekreterliğinden “Türk-İş yüzü sınıfa dönük, tabandan gelen isteklere duyarlı bir anlayışla yönetilmesi gereken bir örgüttür (…)Yüzlerini tabana dönmek yerine, siyasi iktidara dönen bu kişiler, siyasi iktidar tepkisini çekmemek için kendi tabanlarını bile karşılarına almayı göze almışlardır”. vb sözde tespit ve gerekçelerle istifa etti. Öyle görünüyor ki sendikal harekette değişim tartışmaları YURDAKUL’un istifası ile birlikte bu çevrelerce daha çok dile getiriliyor, getirilecek.

TÜRK-İŞ ÜST YÖNETİMİNDEKİ BU İSTİFA VE SENDİKAL HAREKETE DAİR YENİLENME TARTIŞMALARI NE ANLAMA GELMEKTEDİR?

Bunların ne anlama geldiğini anlayabilmemiz için öncelikle işçi sınıfının bugünkü durumuna dair bazı verilere ve olan bitene bakmamız gerekmektedir.

Birinci olarak ülkemizde son yıllarda işçi sınıfında hem nicelik olarak hem de nitelik olarak ciddi denilebilecek değişiklikler yaşanmıştır. Son 7 yıl içerisinde proleterleşme ülkemizde % 10 artmıştır. Hem Kürt illerindeki zorunlu göçler sonucu, hem de Anadolu’nun tarım ve hayvancılıkla uğraşan köylü nüfusunun büyük çoğunluğu son 15-20 yıl içerisinde sanayi kentlerine göç etmek zorunda kalmıştır. Ve buralara göçen nüfusun genç kuşaklarının büyük çoğunluğu işçileşmiştir. 75 milyonluk nüfusumuzun 40 milyonunun 1980 sonrası doğumlu olduğu dikkate alındığında bugünkü işçi sınıfımızın ana gövdesinin 30 yaşın altında olduğu görülecektir. Ayrıca ülkede son yıllardaki sanayileşmenin artması, sanayi üretiminin modernleşmesi bugün 15-20 yıl öncesine göre daha eğitimli, iletişim teknolojisini kullanan bir işçi kuşağının oluşmasını sağlamıştır. Bunun bir anlamı olmalıdır. İşçi cephesinde bunlar olurken sendikalar cephesinde neler yaşanmıştır. 1990’ların başında ülkedeki sendikalı işçi sayısı 1 milyon 200 bin civarında iken bu gün kayıtlı 14 milyon işçinin sadece 600 bin kadarı sendikalı. Birçok sendika üyesiz duruma düşmüş bir kısmının ise 2-3 bin üyesi kalmıştır. Sendika yöneticilerinin yaş ortalaması 50 yaşın üstünde. 20-30 yıldır kesintisiz sendikacılık yapanların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.

İkinci olarak son yıllarda işçiler içerisinde sendikal örgütlenme çabaları artmıştır. 100-150 ve üstü işçi çalışan nerdeyse her işyerinde sendikal örgütlenme girişimleri ve tartışmaları olmuştur. Öyle ki birçok işyerinde örgütlenme girişimleri yenilse bile 6 ay, bir yıllık aralıklarla defalarca işçiler yeniden örgütlenmek için mücadele etmişlerdir. MİTAŞ’ta 5 yıl içinde dört defa, ERKUNT Döküm’de 3 defa, Yurtiçi Kargo ve Aras Kargo’da 2 defa, tersanelerde onlarca defa vb. bu liste sayfalarca uzatılabilir. KİPA’da 2003’ten beri Tez-Koop-İş Sendikası’nda örgütlenme mücadelesi veren 7000 işçi yetkiyi aldı. 5000 UPS işçisi polisin ve patronların tüm baskı ve saldırılarına rağmen TÜMTİS sendikasında örgütlenmek için mücadele vermekteler. Benzeri mücadeleler ülkenin belli başlı sanayi merkezlerinde onlarca işyerinde devam etmektedir. Ülkemizdeki işçi sınıfının genel mücadelesi açısında ise TEKEL işçilerinin 79 günlük Ankara Direnişi ülkedeki tüm işçi ve emekçileri kendi etrafında büyük ölçüde birleştirmiş, bir biçimiyle mücadelesinin ortağı yapmıştı. Sınıf cephesindeki bu ve benzeri bir dizi gelişme ve çabalar sendikal harekette yeni bir dönemin başlangıcının adımları olacaktır. Yeni olan ve yenilenmeyi zorlayan bu durum ve bundan sonra olacak benzer mücadelelerdir. Bugün yüksek perdeden konuşan sendikacılar bunlar olurken neler yapmışlardır. Mesela Nihat YURDAKUL 4 Şubat ve 26 Mayıs genel grev kararı karşısında hangi belediyelerde iş durdurmayı örgütlemiştir (Kendisi aynı zamanda Belediye-İş Genel Başkanıdır). TEKEL direnişi boyunca tutumu ne olmuştur?

HAL BÖYLEYKEN BİR KISIM SENDİKA BÜROKRATININ “YENİLENME”, “DEĞİŞİM”, “SINIFA YÜZÜNÜ DÖNME”   SÖYLEMLERİ NE ANLAMA GELİYOR?

Sermaye ve sendika bürokrasisi, işçi sınıfının bugünkü kuşağının kendi tarzını da yaratacak şekilde bir mücadele girişimi içinde olduğunu ve bu mücadele içinde öne çıkan genç işçi önderlerinin sendikal harekette eski olanı tasfiye edeceğini fark etmiş durumdalar. Bugün Türk-İş ve başkaca sendikalarda sendikal harekete dair sendika bürokratlarınca yürütülen “yenilenme”, “değişim” tartışma ve girişimlerinin elbette ki hedefleri vardır. En önemli hedefleri, bugünün işçi kuşağının mücadelesini ve sendikal harekette yol açacağı sınıf lehine değişim imkânlarını denetim altına almaktır. İkinci yanı ise yaklaşan Türk-İş Kongresi’ne yönelik kapışma, hesaplaşma ve koltuk hesaplarıdır.

Sınıfa önderlik iddiasında olan bazı politik çevrelerin teorisyenleri ise başta UPS, KİPA olmak üzere vb. işçilerin sendikalaşma mücadeleleri karşısında tek satır yazmazken “TÜRKEL ve YURDAKUL’un eleştiri ve istifa gerekçelerini Türk-İş’in mücadeleci bir sendika merkezi olması için hareket noktası olarak görüp, kutsamaktalar. Bu hareket noktasına sırtını dayayarak da “Türkiye sendikacılık hareketinin ideolojik ve örgütsel olarak yeniden  yapılandırılabileceğini” kendilerine inanacaklar için acil ertelenemez görev olarak koymaktalar. Bu teorisyenlerin böylesi tespit ve tutumları yeni değildir. Eski yazılarına bakılır ise TÜPRAŞ, SEKA, TEKEL, EMEK PLATFORMU vb. dönemlerdeki tutumlarının aynı olduğu görülecektir. Onlar da yeninin ve yenilenmenin kaçınılmazlığını görmekteler. Ancak mevcut sendika bürokrasisinin bir kesimine dayanarak halk tabiriyle “sel önünden kütük kapacaklarını” sanmaktalar. Bilmiyorlar ki sel önünden kütük kapmak bir iştir ve yetenek ister. Eğer bu işi bilmiyor ve acemi isen kütükler sana çarpar ve sel seni alır götürür. TEKEL direnişinde de Türk-İş önündeki bir günlük sendika yöneticilerinin oturma eyleminde sendikacılardan bin imza toplamışlardı. O gün orda bekleyen sendikacılardan iş yapmış olmak için ayaküstü bin imza toplayanlar 26 Mayıs’ta kaç işyerinde genel grevi örgütlediler? Kaç işçiyle görüştüler?

Varsın birileri kütük kapma peşinde olsun. Sınıfın yeni kuşakları yeniyi bulacak ve yenilenmeyi gerçekleştireceklerdir. Bizim kuşkumuz yok.