27 Temmuz 2010, Salı

İstanbul belediyelerindeki TİS ve grevler

ORHAN DURUEL orhanduruel@gmail.com

İstanbul Büyükşehir Belediyesi(İBB) ve birçok ilçe belediyesinde 30 bini aşkın işçiyi ilgilendiren 2010–2012 dönemi Toplu İş Sözleşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlandı. Başta İBB olmak üzere Zeytinburnu, Gaziosmanpaşa(GOP), Sultangazi, Küçükçekmece vb. birçok belediyede Belediye-İş Sendikası grev kararlarını astı. 19 Temmuz'da Genel-İş, Kadıköy Belediyesi'nde 400 işçi adına yürüttüğü TİS’te işveren anlaşmaya yanaşmadığı için greve gitti. İGDAŞ ve İSKİ'de yetkili olan Tes-İş Sendikası'nın yürüttüğü görüşmelerde ise yasal süre dolmuş durumda. Bu işyerlerinde grev yasakları olduğu için Toplu iş Sözleşmeleri'nin Yüksek Hakem Kurulu'na gideceği tahmin ediliyor. Emek Dünyası'nı takip edenler gelişmelerden büyük ölçüde haberdar olmuşlardır.

Bugün İstanbul belediyelerinde ve bağlı şirketlerdeki TİS ve grev kararları sınıf mücadelesi açısından önemli imkânlar sunmaktadır. Geçmişte de belediye işçilerinin yürüttüğü grev ve mücadelelerin ülkemiz işçi sınıfı mücadelesine önemli katkı ve kazanımları olmuştur. 1992'de başta İstanbul belediyeleri olmak üzeri Ankara, İzmir, Trabzon vb. belediye işçileri greve çıkmış, bu grev ülke çapında birleşik bir mücadeleye dönüşmeye başlamıştı. Bunu fark eden sermaye ve o günün hükümeti grevin 14. gününde Bakanlar Kurulu kararıyla ülke güvenliğini gerekçe göstererek grevleri ertelemiştir(fiilen yasaklamıştır).

Bugüne dönersek, İstanbul belediyelerindeki TİS mücadeleleri ve grev kararlarının en önemli özellikleri şunlar olsa gerek;

Birincisi, başta İBB olmak üzere bağlı kuruluşlar, ilçe belediyeleri ve taşeron işçilerle birlikte 50 bini aşkın işçiyi ilgilendiren bir TİS süreci söz konusu.

İkincisi, bu TİS’lerde anlaşmazlık konusu olan maddeler; ücretler, taşeron işçilerinin güvence altına alınması ve kapsamdışının sözleşmelerden çıkarılması gibi maddelerdir. Ülkemiz işçi sınıfının ve emekçilerinin en önemli talepleri olan işgüvencesi, grev hakkı ve örgütlenme hakkının yeniden gündeme gelmesi, tartışılması, en önemlisi de bunlar için ortak bir mücadele imkânının çıkmış olmasıdır.

Üçüncü,  bu işyerlerinde Türk-İş’e bağlı Belediye-İş ve Tes-İş, Hak-iş’e bağlı Hizmet-İş ve Öz Gıda-İş, DİSK’e bağlı Genel-İş olmak üzere ülkemizdeki üç işçi konfederasyonundan önemli sendikalar bu mücadelenin tarafları. Bugüne kadar sendikalar TİS süreçlerini ayrı ayrı yürüttüler. Belediye-İş, TİS mücadelelerinin başarıya ulaşması için tüm sendikaların birlikte ortak bir mücadele yürütmesi çağrısında bulundu ise de henüz bu yönde atılmış bir adım yok. Bu mücadeleler ortaklaştırılabilirse başta İstanbul belediye işçileri olmak üzere, ülkede birleşik bir emek mücadelesi için önemli bir adım atılmış olacak. Bu sözleşmelerin başarıyla sonuçlanmasının en önemli koşulu da bu belediyelerdeki işçilerin ortak mücadelelerinin örgütlenmesidir. Bu ortak mücadelenin örgütlenmesi için yürütülen çabaların yetersiz olduğu ortadadır.

Bunun içindir ki, sınıf mücadelesi diye kaygısı olan herkes ve hepimiz imkânlarımızı belediye işçilerinin birleşik mücadelesinin örgütlenmesi ve taleplerinin gerçekleşmesi için seferber etmeliyiz.