27 Temmuz 2010, Salı

Belediyeler greve hazırlanıyor

Belediye-İş İstanul 2 No'lu Şube Başkanı Hasan Gülüm, TİS sürecindeki tıkanmaları, belediyelerde beklenen grev dalgasını ve Anayasa Referandumu'nu Emek Dünyası'na değerlendirdi.

ŞEVKET AKYOL sevketakyol@windowslive.com

Türk-İş’e bağlı Belediye-İş Sendikası’nın yetkili olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)’de ve ilçe belediyelerinde aylardır süren Toplu İş Sözlemesi (TİS) görüşmelerinde anlaşma sağlanamayınca belediyelere grev kararları asılıyor. TİS sürecinin ayrıntıları ve Türkiye'nin temel siyasal gündemlerinden olan Anayasa Referandumu’yla ilgili görüşlerini almak için Belediye-İş İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Gülüm’le görüştük.

TİS’LERDE GELİNEN AŞAMA NEDİR, HANGİ MADDELERDE ANLAŞMAZLIKLAR VAR?

Belediyelerle yaptığımız toplu görüşmelerde toplam 5 maddede uzlaşma sağlanamadı. Bu maddeler sadece ekonomik talepleri de barındırmıyor, bunların dışında kapsam sorunu ve işçi sınıfının önemli bir gündemi olan taşeronlaştırma sorunu da var. Taşeronlaştırmayla ilgili ortaya koyduğumuz madde bugün belediyelerde çalışan yaklaşık 7 bin işçiyi doğrudan etkiliyor. Bir diğer önemli konuysa kapsam meselesi, bu uygulama işçilerin örgütlülüğünü bölmek için karşımızda duruyor.  Bunun önüne geçmek için kapsam dışı gösterilen yüksekokul mezunları ve üniversite mezunlarının kapsam içine alınması gerektiğini savunuyoruz. Biz sendikaya üye olan herkesin TİS’teki haklardan yararlanması gerektiğini düşünüyoruz.

Yoksullukta eşitlik anlayışını savunuyorlar

Ücret konusunda da anlaşamadığımız maddeler var. Kamu ve belediyelerde genel olarak sendikalı işçilerin aldığı maaş biraz daha yüksek. Bu durum karşısında ücretlerin memur maaşları düzeyine çekilmesini savunuyorlar. İstanbul koşullarında bir ailenin geçinebileceği ücreti tartışmak yerine işçinin aldığı maaşı tartışıyorlar. Amaçları insanca yaşanacak bir ücret sorununu tartışmasını gölgede bırakmaktır.  

İşçi maaşlarını memur maaşları düzeyine düşürmeyi tartışmak yanlış bir yaklaşımdır. Böyle bir zihniyetleri varsa, yüksek kâr eden patronların, zenginlerin kârını da başka yerlere aktarsınlar. Kaldı ki bizim aldığımız ücret emeğin üzerinden alınan bir ücrettir ve emeği üzerinden alınan ücret tartışma konusu bile olamaz. Yetkili kurumların raporlarına göre 4 kişilik bir ailenin İstanbul’da geçinebilmesi için ortalama 2 bin 712 lira gelire ihtiyacı var, fakat hiçbir belediye işçisi bu maaşı alamıyor. Ekonomik taleplerimizi belirleyen ikinci kriter ise Türkiye’deki enflasyon rakamlarıdır. Enflasyon rakamlarının altında yapılan hiçbir öneriyi kabul etmiyoruz kimsede bu oranları kabul etmemeli. Bunun yanında refah payı da istiyoruz.

“Grev tarihlerini belirlemek için toplantılar yapıyoruz”

Birçok ilçe belediyesinde-Sultangazi, Zeytinburnu, Gaziosmanpaşa ve Üsküdar- ve Büyükşehir Belediyesi’nde grev kararları asıldı. Şu an iş yelerinde grevin tarihini belirlemek üzere toplantılar yapıyoruz. Siyasal gelişmeleri de göz önünde bulundurarak birkaç gün içerisinde grevin uygulanacağı tarihi netleştireceğiz.  Şu anda sendikamızda grev komiteleri kuruluyor ve bu komitelere eğitimler veriliyor.

MÜCADELE İÇİN BİRLİK ÇAĞRISI YAPMIŞTINIZ, BU KONUDA SON DURUM NEDİR?

İçinden geçtiğimiz dönem aslında TEKEL işçilerinin başlattığı ve Türkiye işçi sınıfı mücadelesi açısından genel hatlarıyla mücadelenin ortaklaştığı ve kazanımın arttığı bir dönem olarak görünüyor. TEKEL sürecinde işçiler yeniden bir şeyin farkına vardı, bu da kazanımların sadece mücadeleyle mümkün olduğudur. Bu bilinç işçilere yerleşiyor. Bizim işletmelerde bu dönem yaptığımız şey, büyük çalışmalardan çok bu bilinç durumunu yansıtmak. İnsan bilincinde olan bir değişim bazen sözle anlatımla değil, yaşayarak göstererek olur.

“Tekel işçileri kazanmanın yolunu gösterdi”

Tabi ki mücadelenin yükseldiği dönemlerde aynı zamanda karşıtlarının da paralellinde büyüdüğü ve geliştiği dönemler olmuştur. Belki TEKEL sürecinde olduğu gibi değil ama bu dönemde amacımız sendika farkı gözetmeden süreci birlikte örmek. Sözleşme sürecinde de bu fikrimizden kaynaklı diğer sendika yönetimlerine çağrı yaptık. Türk-İş içerisinde belediyelerdeki yan iş kollarında örgütlü Tes-İş sendikası Türk-İş’in son dönem ki güç kaybından dolayı bizimle hareket etmek durumunda kaldı. Tes-İş’in bizle hareket etmesinin bir diğer nedeni de işçilerin sözleşmeye hayır demesidir. Mustafa Kumlu son dönemde fena yıprandı işçiler hayır demeseydi belki de sendika bu sözleşmeyi imzalayacaktı. Durum böyle ilerlemeyince Hak-İş devreye sokuldu, İETT ve Hamidiye su işletmelerinde sözleşmeyi imzaladılar. Biz olayı şöyle görüyoruz; Türk-İş’in getirilmek istendiği nokta Hak-İş’in pozisyonudur. Türk-İş üzerinden sözleşmeyi bitiremediğini gören işveren en zayıf halka olan ve kendi eliyle büyüttüğü güçlendirdiği ideolojik olarak arkasında da durduğu Hak-İş’le bu sözleşmeyi bitirmekti. Özel olarak işverenin amacı yükselen bu mücadelede kazanımların önünü kesmekti.  DİSK ve Genel-İş’in bu dönemde bize omuz vermesi gerektiğini düşünüyorum. Bu destek bile greve çıkarken eksik olan yanımızı kapatabilir. Sonuçta 30 bin işçiyi ilgilendiren TİS sürecinin bir tarafı olan Hizmet-İş, İETT ve Hamidiye işçileri için sözleşmeyi %12 ile imzaladı. Bu durumda geriye Tes-İş, biz ve Genel-İş kaldık. Biz yaklaşık 7 bin işçiyi temsil ederken, Genel-İş 2 bin işçiyi temsil ediyor. Bu süreçte aynı sorunları yaşadığımız Genel-İş’le yan yana durabilirsek ve Tes-İş’in de TİS’i imzalamayacağını  düşünürsek bize dayatılan toplu sözleşmenin üzerine çıkabiliriz.

TES-İŞ'TE YÜKSEK HAKEM KURULUNA GİTME SÜRECİ NE AŞAMADA?

Tes-İş’le günlük görüşmeler ve değerlendirmeler yapıyoruz. TİS sürecinde anlaşmazlık olursa grev hakları yasal olarak olmadığından  Yüksek Hakem Kurulu’na gidecekler. Bugüne kadar Tes-İş’in % 12’ye evet dememesi Türk-İş’te yaşanan tartışmalarla çok bağlantılıdır.

GENEL-İŞ’İN CAĞRILARINIZA YANITI NE?

Genel iş çağrılarımıza ve bu sürece yanıt vermedi. İki ay öncesinde DİSK’le Türk-İş arasında başlayan polemik süreci bu dönemki mücadelenin birliğini bir ölçüde engelliyor. Genel olarak sınıf hareketinin yükseldiği dönemlerde bu tip tartışmaların da hareketin yanı sıra yükseldiğini görüyoruz. Bizim çağrımız bu tartışmalardan sıyrılarak, sınıfın çıkarları için, rekabeti bir kenara bırakarak birlikte mücadele etmektir. Sınıftan yana olan herkesle bu süreçte birleşmek istiyoruz. Bırakın DİSK’i, Hak-İŞ’in de katılmasını istiyoruz, fakat cevap vermediler onlarda bu sınıfın bir parçası ama sendikalar sınıftan yana olan kafalarla yönetilmiyor.

DİRENİŞTEKİ DİĞER SENDİKALARLA, ÖRNEĞİN; UPS’DE ÖRGÜTLENEN TÜMTİS GİBİ, ORTAK ÇALIŞMALAR YAPMA PLANINIZ VAR MI?

Biz bir yandan belediye grevini örgütlerken, öte yandan UPS ile dayanışma içinde olmaya çalışıyoruz. Ayın 30’un da Taksim’de hem greve çağrı hem de UPS ile dayanışma için büyük bir yürüyüş düzenleyeceğiz ve ertesi gün UPS’ye ziyaret gerçekleştireceğiz.

ANAYASA VE REFERANDUM TARTIŞMALARININ YAŞANDIĞI DÖNEMDE BİRÇOK GREV ENGELLENİYOR SİZİN REFERANDUMA BAKIŞ AÇINIZ NEDİR?

Türkiye’de işçiler siyaset dışı anlayışla büyütüldü ancak bu süreçte herkesin bir taraf olması lazım. Anayasada ki değişikliklerin bize ne getirip ne götürdüğünü görmek zorundayız. AKP ile CHP söylemlerinin arasına sıkıştırılmış bir referandum var.  Bir tarafta AKP,12 Eylül zihniyetine karşı olunmalıdır diyor, diğer taraftan da AKP’den kurtulmak istiyorsanız, hayır demelisiniz deniyor, ama sonuç her iki tarafa hizmet edecek şekilde düzenlemiş.

“Biz bu referandumda yokuz ve boykot çağrısı yapıyoruz”

Kedimizi görüp hissetmediğimiz bir referandumda yokuz diyor ve boykot ediyoruz. Şube yönetimi olarak boykot kararı alıp, üyelerimize boykot çağrısı yapacağız.  Değişiklik olarak gösterilen şeyin kedisi de zaten 12 Eylül’ü onaylamaktır. 3. cephe daha doğru bir cephedir. Bu cephe sadece BDP’nin durduğu yermiş gibi gösteriliyor ama önce emekçiler bu cephede durmalıdır. 12 Eylül Anayasa'sı işçiyi, emekçiyi içinde barındıran bir Anayasa değil, değişiklikte barındırmıyor. Genel olarak sendikalarda hayır cephesi daha belirgin. Hayır cephesi sadece AKP karşıtlığıyla sınırlandırılmış bir cephedir. Ama biz ilerici sendikalarla bir kampanya yürüteceğiz. Kampanyanın sloganı olarak “Ne Evet, Ne Hayır, Referanduma Hayır diyoruz” ve yaklaşık 15 sendikayla birlikte bir toplantı yaparak boykot kampanyası sürdüreceğiz.

(emekdunyasi.net)