Avrupa'da bir hayalet dolaşmalı
Avrupa'da on binlerce işçi, hükümetlerin kemer sıkma gerekçesiyle uyguladığı kesintilere karşı eylem yaptı.
Önceki gün otuz ülkeden işçi ve emekçiler Brüksel'de toplanıp Avrupa Birliği'nin başlıca kurumlarına yürüyerek tepkilerini dile getirdiler. Eylemleri Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) düzenledi.
Yüz bin işçinin katıldığı tahmin edilen eylemde sendikalar "Bu krize biz yol açmadık. Faturayı bankaların ödemesi gerek; işçilerin değil" dediler.
Avrupa işçilerinin eylemi, mali krizde en ağır darbelerden birini alan İspanya'da işçilerin genel grevi ile başladı. 24 saatlik iş bırakma eylemine tahminlere göre 10 milyon çalışan katıldı. Genel grev patronların işe alıp, işten çıkarma işlemlerini kolaylaştırmak üzere çalışma yasalarında planlanan değişiklikleri ve kamu harcamalarındaki kesintileri hedef alıyordu.
Ayrıca Yunanistan, Polonya, Portekiz, İtalya, Letonya, İrlanda ve Sırbistan'da da ulusal çapta eylemler yapıldı.
Hükümetlerin kemer sıkma politikaları sonucunda, milyonlarca kişinin daha işsizler ordusuna katılacağı tahmin ediliyor.
Yunanistan ve İrlanda'da işsizlik rakamlarının son 10 yılın en yüksek düzeyinde olduğu ve İspanya'da da işsizlik oranının son üç yıl içinde iki katına çıktığı kaydediliyor.
İngiltere'de ise hükümet kamu harcamalarını yüzde 25 oranında azaltmayı planlıyor.
Fransa'da hükümetin emeklilik yaşının yükseltilmesi girişimleri de büyük protesto gösterileriyle karşılanmıştı.
Daha öncede krizin yıkıcı sonuçlarına karşı Yunanistan, İtalya ve İspanyada işçiler kitlesel eylemler yaptılar.
Elbette bu tablonun bir yönü, Yunanistan'da yüz binlerin katıldığı militan işçi eylemlerine karşın Avrupa Birliği ve uluslararası sermaye kuruluşlarının dayattığı politikalardan geri adım atılmadı.
Avrupa emperyalistleri kendi aralarında girdikleri rekabetten başarılı çıkabilmek için sömürü koşullarını ağırlaştırmaktan, işçilerin kazanılmış haklarını gasp etmekten başka bir seçeneğe sahip değiller.
Yıllardır sermayenin hizmetinde sınıfa ihanet etmiş Avrupa sendikalarının, işçileri kazanımla sonuçlanacak mücadelelere hazırlamalarını beklemekte gerçekçi değildir. Daha kötüsü Avrupa işçi sınıfı az çok tutarlılık gösterecek siyasi bir öncüden de yoksundur.
İşte son derece ciddi bir işçi hareketi dalgasının başladığı Avrupa da tablonun tayin edici cephesinde böylesi büyük bir boşluk söz konusu. Birliğin başlıca ülkelerinde işçi sınıfı yaşam ve çalışma koşulları ağırlaşır ve işçi aristokrasisi erirken yeni ve güçlü bir kalkışmanın imkânlarını da biriktirmektedir.
Eksik olan ise bu biriken mücadele imkânlarını maddi bir güce dönüştürecek olan gerçek sınıf partileridir.
Avrupa da yeniden bir hayaletin dolaşması işçi sınıfı için elzemdir. Komünizm hayaletinin.
Çünkü Avrupa işçi sınıfının hayati derecede buna ihtiyacı vardır.