10 Nisan 2009, Cuma

Mavi sözleşme: Küresel su krizi ve su hakkı mücadelesi

Mavi sözleşme, bir avuç su şirketinin dünyanın tükenmekte olan su kaynakları üzerindeki denetimlerine karşı verilen güçlü mücadeleyi, suyun temel bir insan hakkı, kar amacıyla alınıp satılamayacak bir ortak varlık olarak ilan edilmesine yönelik, tabandan gelen uluslar arası bir hareketi anlatıyor.

-----

Yazar, kitabın su üstüne yapılan planların İstanbul’da dünya Su Forumu kapsamında yeni bir aşamaya taşınmak istendiği günlerde yapılan Türkçe basımı için yazdığı Türkçe önsözde şöyle diyor:

 “Türkiye bölgedeki bası ülkelerden daha fazla suya sahip olmasına rağmen ciddi sorunlarla karşı karşıya. (…) Belediyelerin yalnızca %8’i su arıtma tesislerine sahip ve Türkiye’deki endüstriyel atık suların % 25’i herhangi bir işlemden geçirilmiyor. Trajiktir ki, hükümet kamusal altyapıya ve su hizmetlerine yatırım yapmak yerine dünyadaki en kapsamlı suda özelleştirme projelerinden birini başlatmıştır. (…) hükümet barajların su krizine çare olmadığı yönündeki deneyimleri göz ardı ederek, su sistemlerinin mülkiyetinin özel şirketlerde olması durumunda bu şirketlerin su sıkıntılarıyla baş etmek için barajlar inşa edeceğini iddia ediyor (ve) suyu şirketlerin sahibi olabileceği bir meta olarak tanımlayan bir anayasa değişikliği için uğraşıyor. (…) Ayrıca, üzerinde kooperatiflerin söz sahibi olduğu tarımsal sulama sisteminin yerine imtiyaz haklarının kar amacı güden özel şirketlere satılmasına dayanan bir sistem getirmeyi öneriyor ki, bu felakete davetiye çıkarmaktır. Bütün kalbimle, bu kitabın Türkiye’nin sularını gelecek nesiller için kamusal bir emanet ve bir insan hakkı olarak koruma mücadelesi veren taban gruplarını harekete geçirmeye katkıda bulunmasını diliyorum. “