Çin'den çevre için cesur adım
Çin Halk Cumhuriyeti, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede samimiyetini göstermek için atmosfere karbon gazı salınımını 2020 yılına kadar yüzde 45 oranında düşürme sözünü, anlaşmaya bağlayacak. Hali hazırda atmosfere en yüksek oranda karbon gazı salınımından sorumlu ülke durumunda olan Çin'in hemen ardından ABD gelirken, 2025 yılında ABD'nin yerini Hindistan'ın alacağı belirtiliyor.
Çin'in resmi haber ajansı, Başbakan Wen Jiabo'nun önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek olan Kopenhag İklim Zirvesi'nde yapacağı konuşmada en büyük karbon salınımını gerçekleştiren ülke olarak Çin'in, ekonomik büyümesine de bağlı olarak, karbon gazı salınımını en az yüzde 45 oranında düşüreceği sözünü vereceğini açıkladı.
TAAHHÜTTEN HERKES MEMNUN
Görüşmelerin sponsoru olan Birleşmiş Milletler'in konuya ilişkin günümüz uygulamalarına göre Çin aslında sera gazı salınımını azaltmak mecburiyetinde olmadığı ifade edilen ajansta, küresel emisyonun önümüzdeki 20 yıl içerisinde yüzde 50 oranında artacağı beklendiğinden, azaltılması beklenen oranın ABD'nin 2020 itibariyle azaltmayı öngördüğü karbon oranın yüzde 60'dan fazlasını oluşturduğunu belirtti. Haberde, bu durumda Çin'in böyle bir kesinti konusunda anlaşma yapmadığı sürece, gelecekte söz konusu olabilecek hiçbir iklim anlaşmasının etkili olmayacağı belirtildi.
ÇİN'İN ADIMI ÇOK CESURCA
Öte yandan Temiz Hava Politikası Merkezi adlı kuruluşa göre ise Çin'in 2010 yılına kadar yüzde 20 oranında karbonun salınımını engellemesi ile ortaya 1.6 milyar ton emisyon çevreden çekiliyor. Enerji Enformasyon Yönetiminden gelen datalara göre ise bu plan doğrultusunda Çin'in 2020 itibariyle yüzde 72 ile yüzde 88 arasında büyümesinin öngörüldüğü ve bu miktardan yola çıkarak ortaya çıkacak emisyonun öngörülen oranda düşürülmesinin gerek teknolojide gerekse ekonomide devasa bir ilerleme gerektirdiği de belirtiliyor. Amerikan İlerleme Hareketi Fon'unun Çevre Gelişme isimli internet sitesinde görüşleri yayınlanan Joe Romm ise Çin'in rüzgâr enerjisi projelerinin kapsamını üç katına çıkardığını ve hedefleri güçlendirmek için Çin'in mazisinin yeterli örnekleri sunduğuna dikkat çekildi.
ÖNERİLER DİKKATLE ANALİZ EDİLMELİ
Kopenhag görüşmelerinde Birleşmiş Milletler'in İklim Değişikliği Üzerine Çerçeve Kongresi Sekreteri Yvo de Boer da Çin'in planını olumlu karşıladığını belirtti. Bunun karşısında ABD'nin yaklaşımının da olumlu olduğunu dile getiren Boer, her iki ülkenin koydukları tavırların Kopenhag'da kapsamlı bir anlaşma yapılması için kapıları açabileceğinin altını çizdi. İklim Konferansı'nda bulunan Danimarka İklim ve Enerji Bakanı Connie Hedegaard ise Çin tarafından verilen taahhüdün dikkatlice analiz edilmesi gerektiğini ve Amerika'nın 2020 için yaptığı önerinin ise dünyanın umduğu bir aşama olmayabileceği belirtilirken, her ikisi içinde planların gerçekleşmesi için bir son tarih olacağının altını çizdi. Hedegaard dünyanın diğer ülkelerinin de bu konuda sessiz kalmadığı, Brezilya ve Güney Kore ile Rusya'dan gelen önerilerle iddianın yükseltildiğine dikkat çekti.
OLUMSUZ YAKLAŞIMLAR DA VAR
Öte yandan Çin'in taahhüdüne yönelik Dış İlişkiler Konseyi'nde bulunan Michael Levi ve Washington Post Gazetesi'nde Juliet Eilperin da olumsuz yaklaşımlar gösterenlerden. Çevre ve enerji uzmanı olarak Dış İlişkiler Konseyi'nde bulunan Michael Levi, Çin'in zaten söz verilen bu hedefe ulaşmak için gerekli adımları attığı ve Çin'den daha ileri bir hareketin beklendiğini söylerken, çevreye yönelik öngörülen hedeflerin yine ticari amaçların doğrultusunda yapıldığını ifade etti. Juliet Eilperin'in Washington Post Gazetesi'nde yer alan makalesine göre de Amerika 2050 yılı için öngördüğü karbon emisyon azaltımı kararlılığını masaya koyarken, Çin'in de bununla örtüşen bir iddiayı söz konusu etmesi gerektiğini belirtti.
Tüm bu iddialara karşılık veren Avrupa Birliği'nin İcra Kurulu Avrupa Komisyonu ise söz konusu olasılığı oldukça olumlu karşıladı.
(diha)