5. KRABURUN BİLİM KONGRESİ:
Bilim Kongresi'nde 3. gün
5. Karaburun Bilim Kongresi Mordoğan’da gerçekleşen oturumların ardından bugün Karaburun Belediye Binası’nda devam ediyor.
Oturumlarda "Alternatif akademi arayışları", "Gündem: sınıf Deneyimleri" ve "Mühendislik ve Gündem" başlıkları altında sunumlar gerçekleşti. "Alternatif akademi arayışları" oturumunda sunum yapan İbrahim Okçuoğlu, Eğitimin sınıflı toplumlarda zorunlu olduğunu, kapitalizmde de her seviyede eğitimin burjuvaziye hizmet edecek nitelikli kadrolar yetiştirmeyi amaçladığını, bilimin kapitalizmde sermayenin çıkarlarına hizmet ettiği sürece bilimin önemsendiğini ifade etti. Bilimin özgürleşmesinin sınıflı toplumlarda mümkün olamayacağını dolayısıyla özgürleşmesi mücadelesinin sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya yaratma mücadelesinden ayrılamayacağını belirtti. Alternatif eğitimin yeni insan modelinin oluşumunda vazgeçilmez bir araç olduğunu ve alternatif eğitimin işçi sınıfının devrimci pratiğinden öğrenmek ve pratiği teorileştirmesinin asli görevi olduğunun alını çizdi. Okçuoğlu'nun ardından konuşan Fikret Başkaya, "Eleştirel değilse bilim değildir" başlığı altında yaptığı sunumunda alternatif akademi arayışları sonucunda ortaya çıkan 'Özgür Üniversite'den bahsetti. Başkaya, uluslar arası sermayenin yaratığı ideolojik ve kültürel ablukaaltında sosyalistlerin ideolojik mücadeleyi yükseltmesi gerektiğini söyledi. Dünyadan olup biten her şeyin bilinçli eylemin sonucu olduğunu söyleyen Başkaya, bilinçli eyleme karşı bilinçli müdahalenin gerekli olduğunu bu doğrultuda Özgür Üniversite gibi kurumların sayısının artması gerektiğini belirtti.
"Sokağın bilgisi", "Gündem: Ekolojik yıkım ve mücadele" oturumları ve "Uluslararası öğrenci Mücadelesi" paneli saat 13.30'da başladı. 2007 yılından beri kongrenin yapıldığı yılda yaşanan işçi ve emekçi mücadelelerini konu alan "Sokağın Bilgisi" oturumunda, 78 gün boyunca ankara'da direnen tekel işçileri, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde sendikalaşma çalışması yürüten akademisyen ve işçiler, Çukurova Üniversitesi'ne bağlı Balcalı Hastanesi'nde taşeron işçi olarak çalışan ve sendikalaşmaya çalışan işçiler ve İşsiz ve güvencisiz eğitimciler platformu temsilcileri konuştu. İlk olarak konuşan 30 yıllık tekel işçisi Mehmet Aslan, Tekel'i bitirme planlarını ilk olarak 1993'te devreye sokulan kota sistemiyle başladığını 2001'de Tütün Yasası'yla perçinlendiğini son olarak da 4-C ile amaçlarına ulaştıklarını belirtti. Direniş boyunca yaşadıkları zorluklardan bahseden Aslan, Türk-İş'in tekel işçisini yalnız bıraktığını belirterek, "Türk-İş'in başında Mustafa kumlu yerine tekel işçileri olmalıdır." dedi. Aslan'dan sonra Balcalı Hastanesi'nde Dev-Sağlık İş'te örgütlenme mücadelesi veren taşeron işçisi Hüseyin Türkmen konuştu. Türkmen, Balcalı'da SES, TTB ve Dev-Sağlık İş arasında örnek bir örgütlenme modeli sergilendiğini belirterek, yürüttükleri mücadele sonucu taşeron işçiler olarak, Çukurova Üniversitesi Rektörlüğü olarak muhatap alındıklarını, sendikayı kabul ettirene kadar mücadelelerinin devam edeceğini söyledi. Bilgi Üniversitesi'nde yürütülen sendikalaşma mücadelesinin oluşumundan ve devam eden süreçten bahsedilen sunumda ise, Bilgi Üniversitesi'nde 2009 yılına kadar taşeronlaşma gibi bir sorunun olmadığı fakat Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü'nün yapımı esnasında oluşan krizin sonucunda oluşan parasal sorunların üniversitenin Amerikalı uluslar arası bir şirkete satıldığını belirtti. Lorex isimli şirketin dünyanın dört bir yanında 40 üniversitesi bulunduğunu ve bu üniversitelerin büyük bir çoğunluğunun meslek yüksekokulu formatında olduğu söylenerek, kurulduğu günden bu yana sosyal bilimlere ve araştırmalara yönelik eğitim sürdüren Bilgi Üniversitesi'nin format değiştirdiği belirtildi. Eğitimdeki değişikliklerin dışında, taşeron sisteminin de üniversiteye girdiği söylenerek, taşeronlaşmaya karşı toplanan imzalarla taşeronlaşmanın engellendiği ve imza kampanyasının da sendikalaşma sürecinin başladığı belirtildi. Üniversitenin destek, idari ve akademik olmak üzere 3 ayrı birimden oluştuğu kabul edilerek çalışmanın yürütüldüğü ve tüm birimlerin Disk'e bağlı Sosyal-İş sendikasında örgütlendiği ifade edildi. Bu durumun yarattığı sıkıntılardan bahsedilerek, 3 birimde çalışanların da farklı çıkar ve amaçlarının bulunduğu söylenerek, çıkar çatışmalarının sendikaya yansımasının olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtilerek, işçi, akademisyen ve araştırma görevlilerinin farklı sendikalaşma çalışması içersinde ve farklı sendikalara örgütleneceği yeni bir sendikal yapının gerekliliğinden bahsedildi.
Kongre 16.00'da başlayan, "Gündem: Güvencesiz çalışma", "Akademi ve eğitim: Değişimin örnekleri", "Sanatın gündemi ve akademide sanat" gündemleriyle devam ediyor.
(EmekDunyasi.Net)