23 Temmuz 2010, Cuma

Basının "bayram" günü

Türkiye'de Basında Sansür'ün kaldırıldığı günde bir çok gazeteci "Basın Bayramı"nı cezaevinde karşılıyor.

24 Temmuz Türkiye’de Basında Sansürün Kaldırılışının 102. yıldönümü. Türkiye’de basın bayramı olarak “kutlanan” bugünde, halen 38 gazeteci ve yazarın fikirlerinden dolayı cezaevlerinde tutuklu olması, basında sansürün kaldırılmış olması, bugünün bayram olmasıyla ilgili soru işaretlerini de içinde barındırıyor. Sansürün kaldırıldığının iddia edildiği günden bu yana 102 yıldır birçok gazeteci kurşunların hedefi olurken, yine bir çok gazeteye toplatma ve kapatma cezaları uygulandı. Sansürün kaldırıldığı tarih olarak lanse edilen 24 Temmuz 1908’den bugüne dek Hasan Fehmi, Uğur Mumcu, Musa Anter, Çetin Emeç, Abdi İpekçi, Metin Göktepe, Hrant Dink’in de aralarında olduğu 86 gazeteci ve yazar öldürüldü.

Bu yıl uygulanan sansür ve engelleme tablosuna baktığımız da Kürt gazeteci, Azadiya Welat gazetesi eski yazı işleri müdürü ve sahibi Vedat Kurşun’a fikirlerinden kaynaklı 166 yıl hapis cezası verildi. Yine bir çok muhalif gazete ve derginin yazı işleri müdürleri ve muhabirleri tutuklanma tehdidi altında, birçok muhalif çevrenin yayınlarına da sıklıkla toplatma cezaları veriliyor.

Gazeteciler uygulanan baskı ve tutuklamalar içinde basın “bayram”larını kutlamaya hazırlanıyorlar. Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TDGP) Sözcüsü Necati Abay yaptığı açıklamada, “Sansürün kaldırılmasının, düşünce ve ifade özgürlüğünün, basının özgürleşmesinin birinci şartı, başta Terörle Mücadele Yasası (TMY), 301 olmak üzere sansürcü yasal düzenlemelerin iptal edilmesidir.” Dedi. Abay, İyileştirici yasal düzenlemelerin yapılmasının yetmeyeceğini, devletin sansürcü zihniyetinin değişmesi gerektiğini vurguladı.  Düşünce ve ifade özgürlüğü ile politik özgürlükler arasında doğrudan bir bağ olduğunu söyleyen Necati Abay, “ Politik özgürlükler ne ölçüde teminat altındaysa düşünce ve ifade özgürlüğü de o ölçüde teminat altındadır.” dedi.

(emekdunyasi.net)