05 Ekim 2010, Salı

Basına özgürlük, Yiğit Bulut'a üst kurul!

ASLI ALPER aslialper@gmail.com

Geçen hafta hep birlikte öğrendik ki, ileri demokrasiye adım atabilmenin yolu Başbakan ile kahvaltı yapmaktan geçiyormuş. Artık hangi çok yıldızlı otelin kahvaltı salonunda buluşursunuz bilemem ama takım elbise giymeniz ve saçınıza jöle sürmeniz şart sanırım. "Radyo ve TV'ler de RTÜK varken neden gazete ve internette bir medya üst kurulu yok ?" gibi fikirleriniz olmalı mesela. RTÜK'ün tam açılımını ve görev çerçevesinin ne olduğunu tam olarak bilmeseniz de olur. İsminiz Yiğit Bulut ise, demokratik-leş-tiniz işte!

İnternet ve gazetelerde bir üst kurul olması talebinde bulunan Yiğit Bulut'u ciddiye alsam mı, almasam mı bilemedim aslında. Malum kendisinin değişik bir bakış açısı olduğunu hepimiz biliriz. Belki göze girmek istemiştir, belki bir aferin kazanmak istemiştir. Kim bilebilir ki? Ancak ortada gittikçe büyüyen bir tehlike var ve ne kadar farkındayız bilemiyorum. İnternet üzerine getirilen yasaklar, sansürler yani Yiğit Bulut'un deyimiyle "kurallar" iletişim özgürlüğümüzü her geçen gün daha da elimizden alıyor.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç tutuklu gazeteciler için "Cezaevinde gazeteci sıfatı taşıyıp da terör örgütüne mensup olmak gibi suçlardan yatanlar var" diye cümleler kurarken, Metin Göktepe gibi gazeteciler duvarın üstünden düşerek ölürken ya da kayıplara karışırken bir gazetecinin kalkıp üst kurul istemesi de akla hayale sığmaz sanırım.

Biliriz ki, benim ülkemin insanı düşünceden korkar. Hele düşündüklerini söyleyenlerden, düşündürenlerden daha da korkar. Basın özgürlüğünün olduğu ülkemde 40 gazeteci hâlen daha cezaevinde.  Basın mensubu olarak değil, terör örgütü mensubu olarak adlandırılıyorlar. İletişim özgürlüğü olan ülkemde her geçen gün yeni bir web sitesine erişim engelleniyor.

Sıfatları ve insanları birbirinden ayırmayı çok seven büyüklerimiz şimdi de meslekleri kendi içinde ayrıştırmanın peşinde sanırım. Ramazan ayında "işte sahura kalkan evler, işte oruç tutmayan evler" diyerek ana sayfasına Nişantaşı ve Esenler fotoğrafı basan ve belli bir kesimi hedef gösteren gazete ve gazeteciler bir halkada, "işte hasta kot işçisinin haklı mücadelesi" diyen gazete ve gazeteci başka bir halkada...

"Herkesin içinde sarmaş dolas dolaşan" gençlere tahammül edemeyen Rektör adaylarından, kız öğrencilerin etek boyları ile namus bekçiliği yapan okul müdürlerine kadar kural koyucular hiç durmadan yola devam diyorlar. Yiğit Bulut gibi gazeteci sıfatı taşıyan insanlar da bu kurallara pek bir meraklı oluyorlar.

Yiğit Bulut için sadece bakış açısı yorumu yapabilirken, kendisinin Yiğit Özgür'ün "Bakış Aşısı" karikatürüne bir göz atmasını tavsiye ediyorum. Belki gerçekten bir aşısı vardır bu hastalığın.

Bağlantılı Haberler