Siyasetçisi olgun (!) ülkenin gençleri neden öfkeli?
Acaba neden? Anlamak ile meşru görmeyi bile birbirinden ayırt edemeyen siyasetçilerin bolca bulunduğu bir ülkede gençlerin bu tavrı neden kaynaklanıyor olabilir?
Başbakanların, bakanların, milletvekillerinin protesto edildiği tek ülke biz değiliz herhalde. Beyazsaray'ın önü özellikle Bush döneminde bizim deyimimizle "kadrolu göstericiler" tarafından işgal edilmişti. Savaş karşıtı bir aile tam binanın önüne çadır kurmuş gece gündüz orada pankartlarla oturuyordu. ABD'nin yüce çıkarları onları oradan atmayı değil, tam tersine buna tahammül gösterdiklerini görünür kılmayı gerektiriyordu.
Avrupa'da da bir siyasetçi konuşurken pankart açmanın, slogan atmanın cezası bizim gibi değildir. Hele "biz mi davet ettik ?", "zaten sicilleri kabarık" gibi tepkiler siyasetçiler tarafından dile getirilmez.
Yeniden baştaki sorumuza dönelim. Gençler bu kadar öfkeyi nerede ve kimden öğrendi acaba? Kimin okullarında okudular? Kimin televizyonlarını izleyerek büyüdüler? Hangi ülkenin olgun siyasetçilerini örnek alarak bu günlere geldiler?
Yok, bu kadar masum değil. Bunlar örgütlü işler, diyerek de fotoğrafı analiz ettiğinizi düşünebilirsiniz. Böyle bile olsa, verdiğiniz tepki doğru bir tutum içermelidir. Gençlik hareketleri diyince aklına sadece 27 Mayıs öncesi yürüyüşler gelen, ülkedeki bütün günahların altmış sekiz kuşağından kaynaklandığı düşünen siyasetçilerin ülkesinde, gençler neden bu kadar öfkeli davranırlar? Neden büyüklerini, hocalarını, kendilerini yönetenleri anlamaya, alkışlamaya çalışmazlar?
Gençlere hak, fırsat ve yetki vermek yerine, sadece afiş asmak, slogan atmak için görev verilen ülke neresi? Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaşı dinleyerek büyüyen gençler, siyasal arenada kendilerine hiçbir yeri layık görmeyen ağabeylerinin pratiğini neden anlamıyorlar? Devrimci hareketlere öncülük eden isimlerin yaşları ile bugün örgütlü yapılara egemen olan kuşağın yaşını karşılaştırın. İki katı ile üç katı arasında seyrettiğini göreceksiniz.
Yaş fetişizmi yapmak değil niyetim. Gençliğin biyolojik yaşa endekslenmesinin doğru olmadığının farkındayım. Ama dönüp halimize bir kez olsun bakalım.
Anayasa tartışmaları yürütüyoruz. Kimin için anayasa yapmak istiyoruz? Altmış yaş ve üzeri olan, ama hiç ölmeyecekmiş gibi koltuklarına yapışanlar için mi? Yarınların Türkiye'sinde yaşayacak olan kuşağın kendi anayasasını yazması gerektiğini içine sindirebilen kaç siyasi parti var?
Lenin kaç yaşında sadece ülkesinin değil dünyanın kaderine müdahale etme iradesini kendinde gördü? Türkiye örgütlü siyasal mücadelesine damgasını vuran isimler yola çıktıklarında kaç yaşlarında idiler bilmiyorum ama ipe gittikleri yaşa bakınca öğrenci ya da genç tanımlaması dışında bir yere oturtulmaları mümkün gözükmüyor.
Söz söylemelerini, düşünmelerini, yürümelerini, örgütlenmelerini yasakladığımız, coplarla, tekmelerle korkutarak itaatkâr yurttaş yapacağımızı sandığımız gençler şimdi bizim konuşmamıza tahammül göstermiyorlarsa suç onların mı? Bizim mi?