22 Mart 2011, Salı

Libya'ya emperyalist saldırı ve bölge halklarının yazgısı...

ALİ ŞİMŞEK arsim2008@gmail.com

"Savaşların kaçınılmazlığını ortadan kaldırmak için, emperyalizm yok edilmek zorundadır."

J.V.Stalin

Avrupalı feodal imparatorlukların istila savaşlarının en önemlilerinden olan Haçlı Seferleri, 1095-1270 arasında papalığın da dâhil olduğu, din bayrağı yükseltilerek Ortadoğu topraklarını yağma ve işgal amaçlı askeri seferlerdir.

İki yüzyıl süren katliam ve yağmaya karşı başta Müslümanlar olmak üzere bölge halkları Kürt kökenli bilgin ve komutan Selahattin Eyyubi önderliğinde birleşerek karşı direnişe geçmişlerdir. Bölge halklarının birleşik direnişi karşısında işgalci saldırganlar peş peşe yenilgiye uğramış ve nihayet Ekim 1192'de l.Richard (Aslan Yürekli Richard) yenilgiyi kabul ederek Akdeniz üzerinden bölgeyi terk etmiştir.

Binlerce yıllık uygarlıkların mirasçısı olan bölge halklarının işgalci Haçlı Seferleri'ne karşı gösterdiği direniş öylesine belleklere kazınmıştır ki bu tarihten sonra batılılar her işgal hareketini bir şekilde "yeni bir Haçlı seferi" diye adlandırırken bölgede ise "yeni bir Haçlı Saldırganlığı" olarak algılanmıştır. Napolyon Mısır seferini, İngiliz ve Fransızlar 1. Emperyalist paylaşım savaşındaki işgallerini "yeni Haçlı Seferi" diye isimlendirmişlerdir. Öyle ki, Haçlı Seferlerinden yaklaşık yedi yüzyıl sonra (1917'de) Şam'a giren İngiliz General H. Allenby asasıyla Selahaddin Eyyubi'nin lahdine dürterek  "Kalk Selahaddin kalk! Bak biz yine geldik!" diyebilmiştir. Bush müttefiklerini Irak işgaline katılmaya çağırırken bunun "yeni bir Haçlı seferi" olduğunu söylemiştir.

Neoliberal ekonomi politikaları ve baskıcı, çağdışı diktatörlüklere karşı Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da gelişen halk ayaklanmaları şimdilik hedeflerine doğrudan emperyalizmi koyamamışlardır. Ancak bölge halklarını isyan ettiren politika ve uygulamaların arkasındaki asıl güç olan emperyalist odaklar (en başta da ABD) bunun böyle sürmeyeceğini gayet iyi bilmektedir.

Halk hareketlerinin eninde sonunda antiemperyalist hatta antikapitalist bir niteliğe bürüneceği korkusu emperyalistlerin sürece çok yönlü müdahalesini gündeme getirmektedir. Bundan dolayıdır ki Suudi ordusu ABD silahlarıyla katliamlar yaparak Bahreyn isyanını bastırmaya çalışmaktadır. Libya ise önemli bir petrol ve doğalgaz ülkesi olmasının yanı sıra halk hareketlerine sahne olan bölgede stratejik konuma sahiptir.

Kaddafi'nin muhaliflere karşı saldırısı bahane edilerek 18 Martta BM güvenlik konseyinden Libya hava sahasında uçuşa yasak bölge oluşturma kararını çıkaran emperyalist koalisyon hiç zaman kaybetmeden "Odyssey'in şafağı"  adını verdikleri saldırı harekâtını başlattılar. Fransa'nın bir anlamda da rol çalarak öne çıktığı harekât, havadan bombalama ve denizden karaya füze saldırılarıyla üçüncü gününe girerken yüzlerce Libyalının hayatlarını kaybettiği, pek çok bina, alt yapı ve tesisin imha edildiği haberleri gelmektedir.

Kaddafi'nin "yeni bir Haçlı saldırganlığı", Putin'in ise "Haçlı Seferi izlenimi veriyor" dediği harekât bu isimlendirmeyi pek çok açıdan hak etmiyor değil. Altı milyon nüfuslu bir ülkeye karşı tüm büyük emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin değişik düzeylerde katıldığı bir harekât olarak tarihsel çağrışımı ve "Haçlı Seferleri"nin kötü ünüyle anılmayı hak ediyor elbette.

Ayrıca Libya saldırısının gerçek hedefi Kaddafi yönetimi değil tam tersine hedef Libya halkı ve bölge halklarıdır. Mısır ve Tunus'ta diktatörler devrilmiş ama halkın öfkesi henüz dinmemiştir. Yemen, Bahreyn ve Suriye'de halk ayaklanmaları devam ediyor. Tablo buyken emperyalistler bölge halklarının kendi yazgılarını kendilerinin belirlemesine kayıtsız kalamazdı; Bahreyn'de ayaklanan halka karşı katliama girişilmesinin, Libya'ya yönelik askeri saldırı ve diğer ülkelerde ayaklanmacıların saflarına sızma çabalarının amacı aynıdır. Çünkü bölge halklarının kendi kaderlerini kendi ellerine almaları emperyalist egemenliğin de sonu olacaktır.

Burada bütün mesele, Arabı, Acemi, Türkü, Kürdü ile bölge halklarının antiemperyalist temelde yazgılarını kendi ellerine alıp alamayacakları noktasında düğümlenmektedir. İşte tamda bu noktada dönüp tarihe bakıldığında bunun için ilham veren sağlam bir örnek de mevcuttur.

Öyleyse yapılması gereken bellidir; emperyalistlerin "yeni Haçlı seferine" karşı birleşmek, onları yerli uşakları ile beraber Ortadoğu ve Akdeniz'den bir daha dönmemecesine söküp atmak!