Emek,demokrasi ve özgürlük için...
Geçtiğimiz hafta önemli, belki de tarihi bir gün yaşandı. 'Emek, Demokrasi ve Özgürlük' bloğu oluşturuldu. Asıl dinamiğini demokratik Kürt hareketinin oluşturduğu yeni birlikteliğin, çeşitli çevrelerden on yedi bileşenden oluştuğu ilan edildi.
Mücadele eden bir toplumsal merkezin, halkın büyük bir çoğunluğunun desteğini almasının koşulları fazlasıyla mevcut. Emekçilerin taleplerini yüksek sesle seslendirmek, onların ihtiyaçlarını ve taleplerini öne çıkarmak, yalın bir tutum sergileyebilmek, bu platformu güçlendirecektir. Yeni bir dinamizm ortaya çıkacaksa bu öncelikle, bürokrasiden uzak, mümkün olan her alanda örgütlü, muhalif olan, farklı olan, her kesimin ve herkesin kendisini, içinde bulduğu, bir örgütlenmenin parçası olduğunu hissettiği bir organizasyon olmalıdır.
Değişim, demokrasi, kalkınma, söylemini, egemen politikacıların ellerinden almak gerekiyor. İktidarların dillerine dolanan bu kavramların gerçek sahiplerine iade edilmesinin zamanı gelmiştir. Örneğin nükleer karşıtlığı yeni bir enerji politikası ile detaylandırılarak ortaya konulabilmelidir. Yağmalanan, talan edilen kentler, alternatif bir şehircilik politikasıyla ele alınabilmelidir. Çevre felaketlerinin müsebbibinin kapitalizm olduğu, sürdürülebilir bir çevrenin ancak yeni bir paradigma ile mümkün olduğu anlatılabilmelidir. Bölünme paronayasını sistemin devamı için bir silah gibi kullanıldığını anlatabilmek, bunun için büyük bir aydınlanma çalışması yürütülebilmek gerekmektedir. Bu oluşum kendisini, aynı zamanda iktidar alternatifi yapabilecek politikaları ortaya koyabilmelidir. Yeni bir anayasanın oluşturulmasında ancak bu güçlerin derleyiciliği ve toparlayıcılığı ile söz sahibi olunabilir.
Tarihi olasılığın bir gerçekliğe dönüştürülebilmesi için bir dizi olanağın üst üste geldiği görülmektedir Halkın yaşam koşullarının tehdit eden, adına serbest piyasa denen ve onun oluşturduğu idari yapı, yaşanan felaketler dizisi ile tekrar sorgulanır oldu. Serbestliğin sadece rant ekonomisinin birilerine peşkeş çekilmesi olduğu, rantın pay edilmesi için gerekirse bütün insanlığın gözlerini kırpmadan, yöneticiler tarafından felakete sürükleneceği ortaya çıkmıştır. Bizde ise başbakan tüpe sarılırken, Cumhurbaşkanı ÖSYM başkanına sarılıyor, İslam soslu enerji bakanı bekârlıkla nükleer alayı yapacak kadar fütursuz davranabiliyor.
Artık yeni bir söylemin oluşturulma süreci başlamıştır. Etiketlerin isimlerin hiçbir öneminin olmadığı, asıl olanın yapılan işin içeriği olduğunu artık emekçilere yabancı kavramların ve rekabetin, birbirini rakip görmenin, halkın politikacılarının fıtratından çıkması gerektiği ortadır.
Bölünme paronayasının ve 'serbest piyasanın' sonu gelmiştir. En azından şunu söyleyebilir, kapitalist sistem bu haliyle sürdürülemez durumdadır, ne ülkemizde ne de dünyada. Yeni önlemler almak için politika merkezleri, tartışma kuruluşları harıl harıl çalışmaktadır. Akademik bir disiplinle yüzlerce yeni rapor hazırlanmaktadır. Ekonomik kriz, son 2008 durgunluğu, nükleer felaket, çevre felaketleriyle, 13 milyon açıyla ve ulusal sorunuyla Türkiye! Uluslararası ve ulusal ölçekte kuruluşlar bunları tartışırken, ülkemizde bütün bunlara cevap verebilecek toplumsal dinamiklere sahip, kapsayıcı bir merkeze olan ihtiyaç her geçen gün yakıcılığını hissettirmektedir.