Karayılan'dan açılım çağrısı
Gazeteci-yazar Hasan Cemal, iki yıl aradan sonra yeniden KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan ile görüştü. Milliyet gazetesi PKK lideri Abdullah Öcalan'ın verdiği üç protokole de yer verirken, Karayılan barış ve yeni bir açılım çağrısında bulundu.
Milliyet'tin bugünkü sayısında yayınlanan haberinde Kandil yolundaki izlenimlerini aktaran Hasan Cemal, İran'ın top atışlarına da dikkat çektikten sonra şöyle yazıyor: "Etraf güzel. Ceviz ağaçları, kırmızı çiçekleriyle narlar, meyve vermiş dut ağaçları... Yeşillikler arasında 'barış'ı konuşuyoruz, savaşı bitirecek barışın koşullarını ya da 'yol haritası'nı...
PKK'nın Kandil'deki lideri Murat Karayılan'ın şu sözünü not ediyorum: "2011 çözüm yılı olmalı!"
Hemen ekliyor:
"Yoksa direniriz."
Karayılan şu noktalara vurgu yapıyor:
1- "Biz artık sorunu şiddetle çözmek istemiyoruz. Silahı devre dışı bırakmak istiyoruz."
2- "Bölücü değiliz. Türkiye'yi bölmek istemiyoruz."
3- "Çok kritik bir kavşaktayız. TBMM şu sıralar tatile girmeden önce milletvekili krizi ve yeni anayasa konusunda olumlu bir tavır belirlerse, barış sürecini derinleştirir, kalıcı kılar."
4- "Başkan Apo, bundan bir ay önce İmralı'da devlete üç protokol verdi. 'Birinci açılım 2009'da sonuçsuz kalmıştı; bu protokoller ikinci demokratik açılım niteliği mi taşıyor?' diye soruyorsanız evet derim."
5- "Başkan Apo'nun bu üç protokolünün öngördüğü yol haritası, Kürt sorununda yeni bir açılımdır. Demokratik anayasal çözüm sürecinin başlatılması ve şiddetin tümden devre dışı bırakılması... Yani barış açısından çok önemli bir açılım..."
ADİL BİR İÇ BARIŞA İHTİYAÇ VAR
12 Haziran seçimleri, Öcalan'ın eylemsizlik sürecin 15 Haziran'dan sonra da sürmesine ilişkin çağrısı, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) Hatip Dicle'nin vekilliğini düşürme kararı ve tutuklu vekillerin tahliyesinin reddi hatırlatıldığında Karayılan şöyle diyor:
"Türkiye'nin bugün geldiği noktada yeni, açılımcı bir anayasaya ve adil bir iç barışa ihtiyacı var. Barış ve demokrasiyle birlikte Türkiye ekonomik olarak daha çok büyür, zenginleşir. Ve Ortadoğu'ya da emsal olur."
Ve ekliyor:
"Kürt sorunu, barış ve demokrasi bakımından Türkiye'nin ayağını bağlıyor. Bunu çözerse, çok daha ileri gider."
SEÇİM SONUÇLARI ÇOK ÖNEMLİ
Hasan Cemal'in haberine göre Karayılan sözü 12 Haziran'a getirerek şöyle diyor:
"Seçim sonuçları çok önemli. Türkiye'nin barış ve demokrasi açılımını gerçekleştirmesi için önümüzde bir fırsat penceresi açmış durumda. Bu açıdan, Emek Özgürlük Demokrasi blokunun 36 milletvekili çok önemli bir gelişmedir, bir başarıdır. Kürt halkı demokratik Türkiye ve demokratik özerklik için oy verdi, bir 'proje'ye oy verdi Kürtler... Bakın 'özerk Kürdistan' deyimini kullanmıyoruz ya da çok seyrek kullanıyoruz."
"Demokratik özerklik bütün Türkiye için geçerli. Bu özerklik tüm Türkiye'yi kapsadıkça, Türkiye daha çok demokratikleşecek. Çünkü yerinden yönetimin güçlenmesi ile demokrasi ete kemiğe bürünür. Tek merkezcilik gevşer, zayıflar."
ERDOĞAN'A ÇAĞRI
Karayılan, AKP'nin seçimlerdeki başarısını da değerlendiriyor: "AKP, Türkiye toplumundan yüzde 50 oy aldı, teveccüh gördü. Toplum AKP'ye Türkiye'nin sorunlarını çöz diye büyük sorumluluk yükledi. Şimdi siyasal irade gerekiyor Kürt sorununu çözmek için. Yüzde 50 oy almış olan bir parti, bir lider bu siyasi iradeyi göstermeli."
"Bizim 12 Haziran sonrasıyla ilgili olarak, barış konusunda beklentilerimiz vardır" diyerek Erdoğan'a çağrıda bulunan Karayılan, şöyle diyor: "Ama Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin düşürülmesi derken, KCK tutuklusu milletvekilleri derken yaşanan gelişmeler, barışa ilişkin bu beklentilerimize büyük, ağır darbe vurdu. Kürt sorununun çözümü noktasında kritik bir kavşağa gelinmişken, biz barış beklerken, Bekir Bozdağ'ın (Ak Parti Meclis Grup Başkan vekili) açıklaması geldi. Dicle'ninkiyle Erdoğan'ın 2002 durumu arasında benzerlik yoktur diye... Biz bunu şöyle anladık: Kürt siyasetini hizaya getirmek, burnunu sürtmek...
BOYKOT SÜRMELİ
2009 yılı Mart ayında BDP'nin yerel seçim başarısının arkasından da KCK operasyonları, tutuklama dalgaları için düğmeye basılmıştı. Şimdi de bu... Biz blok milletvekillerinin Meclisi boykot kararını destekliyoruz. Somut bir adım atılmalı Mecliste ve Hatip Dicle'yle KCK tutuklularının durumu düzeltilmeli... Bundan önce Meclis boykotu sürsün."
Karayılan, Erdoğan'a şöyle sesleniyor: "Şimdi toplumsal barışın kapısını açmak Başbakan Erdoğan'ın elindedir. Hem milletvekili krizini çözmek, hem Kürt sorununda köklü bir çözümün kapısını açmak Ak Parti liderinin elindedir. Bugün böyle bir tarihsel liderliğe ihtiyacı var Türkiye'nin. Bunu gerçekleştiren lider, tarihe geçer."
ÜÇ PROTOKOL
Öcalan'ın İmralı'daki görüşmelerine ilişkin Karayılan şunları söyledi:
"Önder Apo devlete bir ay önce üç ayrı kısa, öz protokol sundu. Bunlar, çözüm protokolleri...
Birinci protokol:
'Türkiye'de Kürt sorununda demokratik çözümün ilkeleri' başlığını taşıyor. Yani demokratik yeni anayasa konusu...
İkinci protokol:
Türkiye'de devlet ve toplum ilişkilerinde adil bir barışa ilişkin ilkeleri konu alıyor.
Üçüncü protokol:
Demokratik ve adil barış için acil eylem planı...
Her protokol ikişer sayfadan oluşuyor, çok yoğun metinler. Apo'yla bir ay önce görüşen devlet heyeti bu protokolleri reddetmiyor. 'Tartışılabilecek bir belgedir' diyorlar ve devlet ve hükümetle bunu tartışacaklarını belirtiyorlar.
Biz buna cevap bekliyoruz.
14 Haziran İmralı görüşmesinde Apo bunun cevabını bekledi. Ama net ve somut bir cevap gelmedi."
BİR ANAYASA KOMİSYONU KURULMALI
Karayılan, Öcalan'ın sunduğu protokoller konusunda ise şöyle diyor:
"Bu protokoller, demokratik ulus çerçevesinde yeni anayasayı içine alan, Türkiye'deki tüm kimliklerinin tanınması temelinde toplumsal bir barış projesi öngörüyor. Tarafların karşılıklı olarak birbirlerini af temelinde, şiddetin tümüyle devre dışı kalması ve silahsızlandırmayla ilgili koşullar da yer alıyor protokollerde...
Bir anayasa komisyonu kurulması isteniyor. TBMM'de grubu olan partilerden eşit sayıda üyenin katılımıyla... Sivil toplumun da, devlet bürokrasisinin de temsil edileceği bir komisyon..."
Cemal'in demokratik ulus kavramına ilişkin sorusuna Karayılan özetle şöyle cevap veriyor:
"Tekçi değil çok kimlikli bir ulus... Her kimliğin anadil hakkı olacak. Ademimerkeziyetçi sistem temelinde özyönetim hakkını da, doğru bir vatandaşlık tarifini de içeriyor, demokratik ulusun anayasal çerçevesi... Böyle bir sistem Türkiye'nin gönüllü birliğini pekiştirir, güçlendirir. Ve böyle bir temel üstünde kendi kendiyle barışık bir Türkiye'nin önü açılır."
AKİL ADAMLARDAN OLUŞACAK BARIŞ KONSEYİ
Karayılan, protokollerde yer alan diğer önerileri şöyle anlatıyor:
"Bir barış konseyinin kurulması... Devletten, KCK'dan, tarafsız insanlardan, aydınlardan, akil adamlardan oluşan bir barış konseyi... Böyle bir konsey, hem eylemsizlik sürecini denetler, hem silahsızlandırmaya gidecek bir sürecin de sorumluluğunu üstlenir. Bu konseyin kendisi ya da paralelinde kurulacak Adalet Hakikat Komisyonu bu rolü oynar.
Üçüncü öneriye gelince...
Böyle bir sürecin düzgün işleyebilmesi için Önder Apo'ya herkesle görüşme imkanı verilmesidir protokollerdeki üçüncü öneri..."
Karayılan'la Kandil'de yapılan beş saatlik görüşmenin bir güne sığmadığını not eden Hasan Cemal, yarına da yeni ve bazı heyecanlı konular olduğunu belirtiyor.
ANF