29 Temmuz 2011, Cuma

ÖCALAN: AKP Savaş İstiyor, Ben Bu Şartlarda Yokum!

Kürt sorununda gelişmelere, AKP’nin tutumuna, İran’ın Kandil işgal girişimine ve Kürt siyasetinin bundan sonraki tutumuna ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Abdullah Öcalan kolaylaştırıcı tüm adımlarına ve girişimlerine rağmen AKP’nin çözüm değil, savaş istediğinin ortaya çıktığını söyledi.

Avukatlarıyla yaptığı son görüşmede Kürt sorununda gelişmelere, AKP'nin tutumuna, İran'ın Kandil işgal girişimine ve Kürt siyasetinin bundan sonraki tutumuna ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Abdullah Öcalan kolaylaştırıcı tüm adımlarına ve girişimlerine rağmen AKP'nin savaş istediğinin ortaya çıktığını vurgulayarak "Benim yapacaklarım bitti. Bundan sonra benim rolümü sürdürmem için sağlık, güvenlik ve özgür hareket alanının sağlanması gerekiyor. Artık bunlar olmadan hiçbir şey yapmıyorum" dedi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla 27 Temmuz Çarşamba günü yaptığı görüşmenin ayrıntıları belli oldu. Fırat Haber Ajansı'nın geçtiği habere göre,  Öcalan, gündemdeki konuları değerlendirdi.

ÖCALAN: "İRAN KÜRTLERİN ÖZGÜRLÜK DAMARINI KESMEK İSTİYOR"

Açıklamasında İran ordusunun 16 Temmuz'dan beri sınır hattı boyunca yürüttüğü operasyonları değerlendiren Öcalan şöyle dedi: "Tahmin ediyorum Türkiye de İran'ın Kandil'e yönelik 16 Temmuz'dan beri süren operasyon işinin içindedir. İran'ın saldırısı alçakça bir saldırıdır. Bu iğrenç bir saldırıdır. Bu iğrenç saldırıyı da İran şimdilik üstlenmiş durumdadır. Bu saldırı sadece Kandil'e dönük bir saldırı değil, dört parçadaki Kürtlerin özgürlük damarını kesmek istiyor, bitirmek istiyor bu saldırıyla. Gerilla kendisini korumasını bilir, savaşır. "

İran'ın şu anki durumunun Saddam'ın durumuna benzediğini belirten Öcalan Türkiye'nin İran üzerinden Kürtleri ortadan kaldırma planları yaptığını söyledi. İran'ın bu saldırılarla ABD ve İsrail'e de yakınlaşma, işbirliği mesajı verdiğine dikkat çeken Öcalan "Yine Ahmedinejad, mollalar, Amerika ve İsrail'e karşı Türkiye'ye de mesaj veriyor, yanına çekmeye çalışıyor" dedi.

"HER İKİ TARAF DA BENİ İDARE EDİYOR"

Öcalan, içinde bulunduğu koşullarda pratik önderlik yapamayacağını belirtirken şöyle devam etti: "Ben burada pratik önderlik yapamayacağımı, bu şartlarda bunu sürdüremeyeceğimi söylemiştim. Her iki taraf da bana bir şeyler söylüyorlar. Devletin-AKP'nin zaten ne yaptığı ortada. Her iki taraf da beni idare ediyor. Aslında bu bir şantajdır. Kandil beni taşeron olarak kullanıyor. Devlet de heyeti taşeron olarak kullanıyor. Her iki taraf da beni taşeron olarak kullanıyorlar.

"BENİM YAPACAKLARIM BİTTİ"

Her iki tarafın beni taşeron olarak kullanmasına son veriyorum. Bugün itibariyle buna son veriyorum. Benim yapacaklarım bitti. Bundan sonra benim rolümü sürdürmem için sağlık, güvenlik ve özgür hareket alanının sağlanması gerekiyor. Artık bunlar olmadan hiçbir şey yapmıyorum. Bu şekildeki pozisyonum devlete de, Kürtlere de zarar veriyor. Bazıları da "Öcalan bu şartlarda orada yönetemez, yapamaz, içeriden pratik önderlik yapılamaz." diyordu. Doğru söylüyorlar. Bu koşullarda barış görüşmesi yapılamaz. "

"HER İKİ TARAFIN DA İŞLERİNİ KOLAYLAŞTIRDIM"

"Ben her iki tarafın da işlerini kolaylaştırdım" diyen Öcalan "Daha ne yapayım? Daha fazlasını ayda yılda bir burada bir saat konuşarak mı yapacağım! Daha ne yapayım? Ama her iki tarafın da tavırları başka. Beni de burada taşeron gibi kullanıyorlar. Her iki taraf da beni idare ediyor. Ben idare edilecek birisi değilim. Bunu böyle bilsinler. Ben Kürtlerin onuruyla oynanmasına izin vermem, buna hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğim." diye konuştu.

KÜRT SİYASETÇİLERE VE TÜRK YETKİLİLERE...

Öcalan Kürt siyasetçilere de seslendi : "Kürt siyasetçileri şunu bilmeli. İkide bir "biz halkı tutamıyoruz, biz kitleyi zor durduruyoruz, kitle patlama noktasındadır. Sorun çözülmezse devrimci halk savaşını başlatırız, savaşa da barışa da hazırız" diyorlar. Seni tutan mı var, yapar mısın yapmaz mısın sen bilirsin. Ama bu şekilde daha fazla benim üzerime yıkma. Türkiye de, ikide bir "bitireceğiz, şöyle bitireceğiz" diyor. Sen de bitireceksen bitir.

"AKP SAVAŞ İSTİYOR, ÇÖZÜM İSTEMİYOR"

AKP Hükümeti'nin savaş istediğini belirten Öcalan artık taşeronluk yapmayacağının altını çizdi. "Heyete de söyledim, Erdoğan'a da çağrı yaptım. Gerillayı güvenli bir alana çekeceğim demiştim. Ama buna dahi imkân tanımadılar. Öcalan "ben silahlı güçleri güvenli bir yere çekeceğim" diyorum. Buna dahi cevap vermiyorlar. Ben daha ne yapayım. AKP savaş istiyor, çözüm istemiyor. Bu şekilde, Başbakanın o çokça değer verdiği anaların gözyaşları böyle dinmez. Anaların gözyaşını dindirmek için silahlı güçleri güvenli bir yere çekeyim diyorum, buna bile cevap vermiyorlar. Tersine her gün operasyonlar var, çatışmalar yaşanıyor, asker, gerilla ölüyor. Kanın aktığı yerde barış nasıl gelişir? Hükümete açık mektubumdur. Eğer gözyaşının dinmesini istiyorsanız, gerillayı güvenli bir yere çekmemin yolunu açın. Böyle yaparsanız bir hafta içinde çözeriz.

SAVAŞ GÜMBÜR GÜMBÜR GELİYOR

Savaşın gümbür gümbür geldiğini bunu durduracak tek kişinin ben olduğumu söyleyenlere diyorum: Ben burada ayda yılda bir yaptığım bir iki saatlik görüşmeyle mi bunu başaracağım. Yapabiliyorsa bu koşullarda gelip kendileri yapsın. Bu koşullarda kim bir şey yapabilir. Öcalan'ın rolünü oynaması için Hükümetin adım atması lazım, irade göstermesi lazım. Onlar da üzerine düşeni yapmalılar. Hem bu koşullarda hem de tek taraflı nasıl olacak? Liberal aydınlara sesleniyorum, böyle şey olur mu? Her şeyi bana yüklüyorlar. Her şeyi benden bekliyorlar. Bu koşullarda ne yapabilirim?

"BUNDAN SONRA BU KOŞULLARDA BEN YOKUM"

Ben heyete de bu şartlarda daha fazla sürdüremeyeceğimi anlatmıştım. Heyetle herhalde bir kez daha görüşürüm. Bu kararımı onlara da anlatacağım. Bundan sonra her iki taraf anlaşabilirlerse anlaşsınlar. Bundan sonra bu koşullarda ben yokum. Kendi aralarında anlaşıyorlarsa anlaşırlar, savaşıyorlarsa savaşırlar, ben karışmıyorum.

"ROL ALMAMI İSTERLESERSE ÜÇ ŞARTIM VAR"

Benim rol almamı isterlerse üç şartım var; sağlık, güvenlik ve özgür hareket etme. Bu üç şartı sağlayabiliyorlarsa ben devam ederim. İki taraf da rolüm konusunda anlaşırlarsa, sağlık, güvenlik, özgür hareket alanı yaratırlarsa, rolümü oynarım. Bu şartları sağlayamıyorlarsa ben daha fazla devam etmeyeceğim.

"BİR TEK ANANIN DAHİ GÖZYAŞI DÖKMESİNİ İSTEMİYORUM"

Ben bir tek ananın dahi gözyaşının dökülmesini istemiyorum. Bir ananın gözyaşının dökülmesi bana acı veriyor. Türkiye kamuoyunun şunu bilmesini istiyorum. Ben Başbakan'a "çözüm için gerillaları bir yerde toplayalım", "sorunu hemen bir haftada çözelim" demiştim. Ama Başbakan'dan ses yok. Başbakan'ı itham ediyorum. Barış istemiyor, her türlü kolaylığı sağlamamıza rağmen barışa yanaşmıyor. Daha ne yapabilirim? "