'Türkiye, ABD'nin başgözdesi olmak istiyor'
Araştırmacı-yazar Haluk Gerger, Başbakan Erdoğan'ın Mısır, Tunus ve Libya'yı kapsayan turunun, "Bölgede İsrail'in yerine ABD'nin başgözdesi olma amacı"nın bir parçası olduğunu belirtti.
Araştırmacı-yazar Haluk Gerger, Başbakan Erdoğan'ın büyük bir medya desteğiyle devam eden 'Arap Baharı turunu' değerlendirdi.
"Türkiye, bölgede ABD'nin sıkıştığını biliyor" diyen Gerger, sadece bölgenin stratejik durumuyla ilgili değil, bütün boyutlarıyla bakıldığında hem bölgede hem de genel olarak, ABD'nin kriz içinde olduğuna dikkat çekti. ABD'nin baş müttefiki İsrail'in de kriz içinde olduğunu ve ABD'ye yük olduğunu anlatan Gerger, şunları söyledi: "İsrail, bu tecridi bir türlü kıramıyor. Daha önce Mısır ile iyi ilişki kurmuştu. Ancak Arap isyanlarıyla o ilişkiler de berhefa oldu. Böylece tecrit durumu yeniden ortaya çıktı. Türkiye bunu görüyor ve bundan kendine vazife çıkarıyor ve nemalanmak istiyor."
'BU İŞİN RANTI, PKK'YE KARŞI AKTİF DESTEK'
Araştırmacı yazar Gerger, Türkiye'nin İsrail'in yerine ABD'nin başgözdesi olmak istediğine dikkat çekerek, "Bunun da rantını almak istiyor. Rantı belli. Türkiye'nin ABD'den temel bir isteği var. Askeri ve politik olarak Kürt sorunuyla başa çıkamadığının, ABD'nin artan desteği olmaksızın bu sorunu çözemeyeceğinin farkında. Bunun karşılığında da bölgede tecrit edilen ve ABD'ye yük olan İsrail'in yerine geçmeyi planlıyor" dedi.
İsrail'in yerine geçmeyi planlayan Türkiye'nin elindeki en büyük kozun, bölge ülkeleriyle kurduğu iyi ilişkiler olduğunu belirten Gerger, şunları söyledi: "Türkiye, İsrail ile gerginlik çıkarmak zorunda. Gazze ve Golan tepelerinde Arap haklarını savunmadan Araplarla iyi bir ilişkiye girmek mümkün değil. İsrail ile ilişkiler ne kadar gerginleşirse, Araplarla ilişkiler de o kadar iyi olur. Bu diyalog ABD'ye karşı Türkiye'ni en büyük kozu. Türkiye, ABD'ye 'Ben truva atı rolü oynarım, İsrail oynayamaz. Çünkü bölgeden tecrit durumda. Oysa ben, senin stratejik hedef ve çıkarlarının savunucusu olurum. Çünkü ben bölgede diyalog kurabilirim' diyor. Türkiye'nin ana stratejisi bu. Bunun karşılığında militarist rollere soyunabileceğini, İran'a karşı füze kalkanında yer alabileceğini, Lübnan'a, Afganistan'a asker gönderebileceğini, gerekirse Suriye'ye müdahaleyi düşünebileceğini ABD'ye gösteriyor."
ERDOĞAN PERON OLMAK İSTİYOR
Araştırmacı yazar Haluk Gerger, Başbakan Erdoğan'ın turunun Türkiye iç politikasına yönelik mesajları olduğunun da altını çizerek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı bitiyor. Erdoğan, Türkiye'nin Peron'u olmak istiyor. Peronizmin, Peronist popülizmin önemli parçası Türkiye'de Arap yandaşlığı ve İsrail karşıtlığı. Peronist popülistliğin bir sonucu olarak sosyo-ekonomik olarak dışlanmış kesimlere yönelik popülist siyaset izliyor. Türkiye'de siyaset, ekonomik-sınıfsal konumlanmalara göre değil de, değerler ve ideolojiler üzerinden yürütüldüğü için bu popülizm Erdoğan'a büyük avantajlar sağlıyor. Gül'ün yerine yeni bir yarı başkanlık ya da başkanlık sistemiyle, bir sultan, padişah ya da yeni bir Peron olma hevesinde."
'İSRAİL'İN POLİTİKASINI DEĞİŞTİRMEZ'
Türkiye'nin ilişkileri germesinin İsrail'in politikasında bir etkisi olmayacağını belirten Gerger, "İsrail'in politikasını sadece ABD ile az ölçüde AB etkileyebilir. Onun dışındaki ülkelerin Türkiye de dahil olmak üzere özel bir şey olmaz. İsrail baştan beri tecrit içinde, bölgede bir yabancı plantasyon olarak konumlanmaya hazır ve ona göre uyarlanmış zaten. Dolayısıyla Türkiye ile ilişkileri bozulursa, pek bir şey kaybetmiyor" diye konuştu.
ETHA