01 Ekim 2011, Cumartesi

'Dışarıda nasılsak Meclis'te de öyle olacağız'

BDP'nin Meclis'e dönmesiyle birlikte birçok ilki yaşatacak olan milletvekilleri, Türkiye'nin ana muhalefeti olduklarını belirterek, "Bizim dışarıda, sokaktaki vekilliğimiz nasılsa Meclis'teki vekilliğimiz de öyle olacak" dedi.

Meclis'e dönüş kararı alan ve temsil ettiği siyasal çeşitlilik nedeniyle Meclis'e birçok ilki yaşatacak olan BDP grubu ve Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku milletvekilleri, BDP Genel Merkezi'nde bir araya gelerek, buradan toplu olarak Meclis'e gitti. Diyarbakır'da Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) konferansında katıldıkları için Ankara'ya geç gelen kadın vekiller ise doğrudan Meclis'e gitti.

BDP Genel Merkezine gelişinde değerlendirmelerde bulunan BDP'li vekiller Meclis'te "Demokratik ana muhalefet" görevini göreceklerini belirtti.

EROL DORA: ORADA OLMAM HEM SÜRYANİ HALKI HEM DE TÜRKİYE HALKI İÇİN BÜYÜK KAZANIMDIR

Meclisteki ilklerden biri olan Süryani vekil Erol Dora, milletvekili seçilmesinin gecikmiş bir adım olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Biz BDP olarak demokratik siyasete çok önem veriyoruz. Bu dönüşümüz parlamentonun tamamlanması ve faaliyetlerine başlaması açısından önemli bir gelişmedir. Bu dönüşün barışa vesile olmasını ve Türkiye halkına hayırlı olmasını diliyorum. Süryani halkının bir temsilcisi olarak milletvekili seçilmiş olmamı normal değerlendiriyorum. Bu soruların gelmesi Türkiye'de normal olmayan bir şeylerin olduğunun göstergesidir. Dolayısıyla 74 milyon insan eşit olmalı, bütün haklara sahip olması gerekir. Bu tür şeylerin yıllar önce olması gerekirdi. Her halükarda Süryaniler ve Türkiye geneli açısından pozitif bir gelişmedir. 74 Milyonun vekiliyiz bütün vatandaşlarımıza ve ülkemize hayırlı olması için çalışacağız. Blok olarak Türkiye için büyük bir şansız. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku olarak seçimlere girdik. Bu Türkiye'de büyük bir sinerji yarattı. Buradaki önem şudur. Daha önce Kürt partilerine sadece Kürtleri temsil ediyorlar diye bir eleştiri vardı. Bu sefer Kürt olsun Alevilerden, benim gibi diğer etnik kimlikten olan ve Kürtlerin farklı kesimlerinden oluşan bir blok oluşturuldu. Bu Türkiye'nin genelini oluşturması açısından önemli bir bloktu. Büyük bir başarı kazandık ve bu Türkiye kamuoyunda büyük bir sevgi ve sempati ile karşılandı. Bu sevginin bir sonucu olarak, bütün Türkiye genelinde bir kongre çalışması yapılıyor. Kongre süreci vardır. Farklılıkları farklı grupları farklı inançları kapsayan bir kongre çalışması vardır. Bu demokrasi açısından demokrasi güçlerinin birlikte hareket etmesi açısından önemlidir. Benim gibi kendisini ötekileştirilmiş his eden kesimlerin temsiliyetini sağlamaları açısından önemli bir gelişmedir."

'YENİ ANAYASA EVRENSEL HUKUKA UYGUN OLMALIDIR'

Dora yeni Anayasa çalışmalarının da önemli olduğunu belirterek, bu anayasanın evrensel anlamda insan hak ve özgürlüklerini esas alan hukukun üstünlüğüne dayalı ve özgürlükçü bir anayasa olması gerektiğini söyledi. Yapılacak demokratik bir anayasa ile sorunların çözümün mümkün hale getirilebileceğini belirten Dora, "Yeni anayasa ifade ettiğim gibi Türkiye'nin imzaladığı uluslar arası sözleşmeleri baz alınarak bütün vatandaşları kapsayan bir anayasa yapılırsa sorunların çözümü için önemli bir gelişme olacaktır" dedi.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER: SOKAKTAKİ VEKİLLİĞİMİZ NASILSA MECLİSTEKİ VEKİLLİĞİMİZDE ÖYLE OLACAK

BDP grubundan milletvekili Sırrı Süreya Önder ise, Meclise gitmeme kararlarını "savaşı isteyen kesim" tarafından, "barışı baltalama" girişimi olarak sunulduğunu ve bu konuda beli bir başarı elde edildiğini belirterek, "Bu başarmalarında hem basın yaygın olanaklarını kullanmaları hem de kısmen bizim yetersizliğimiz etkili oldu" dedi. "Boykot tavrımız bir direnişti" diyen Önder, "O direnişi zaruri bulan şartlarda pek bir değişiklik olmadı. Fakat bu tavrımızda direnişin bir başka boyutu olarak değerlendirmek lazım. Bunu Meclisi demokratik bir mevzi olarak kullanmak ve gerçekten barışa giden yolda anayasayı her şeymiş gibi sanıp öteleyici erteleyici tutumlara karşı tavır almak, bir temizliği yapmak üzere gideceğiz. Sokaktaki vekilliğimiz nasılsa halkımızın yanındaki vekilliğimiz nasılsa halkımızın yanındaki vekilliğimizde öyle olacak. Çünkü halkla birlikte olacağız" şeklinde konuştu.

'TÜRKİYE'NİN ANA MUHALEFETİYİZ'

Türkiye'nin demokratik ana muhalefet gücü olduklarını belirten Önder şöyle konuştu:

"Bizim bloğumuz şuanda hali hazırda Türkiye'nin ana muhalefeti konumundadır. Bu hem temsiliyet yetkinliği ve yeteneği bakımından hem çözüm önerileri bakımından öyle hem de dediğiniz çeşitlilik anlamında böyle. Doğru bir perspektifle geliştirilmeyen bir muhalefetin sayısı önemli değildir. Biz bu anlamda halka temas eden barışı önceleyen, hak ve özgürlük mücadelesini her daim üstün tutan bir anlayışla gerçekten bir ana muhalefet bloğu olarak bu Mecliste yer alacağız. Savaşın telalığını yapanlara o meclisi dar edeceği. Bireysel olarak hiç bir şey görmeyeceksiniz parti disiplini neyi gerektirirse onu yapacağız."

KÜRKÇÜ: ESAS OLARAK PARLAMENTO DIŞINDA NE YAPACAĞIMIZ ÖNEMLİDİR

Bloğun önemli bileşenlerinden biri olan ve 30 yıl önce idam cezasıyla yargılanırken bugün blokla birlikte milletvekili olarak Meclise dönen Ertuğrul Kürkçü de, kendilerine yapılan haksızlık Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin düşürülmesi sonucu boykot kararı aldıklarını belirterek, "Çabamız bu hakları sağlamak için yeterli olmadı. Bundan sonra hem tutuklu arkadaşlarımızın haklarını savunmaya hem de tutsak alınmış halklarımızın haklarını savunmaya ve bunlar için bir yol açmaya gidiyoruz. Kazanmış olduğumuz bu mevzisi değerlendireceğiz, kimseye o mevzileri terk etmeyeceğiz. AKP'nin bizi Meclisten sürme hevesi de kursağında kalacak" şeklinde konuştu. Kürkçü, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun çeşitliliğinin, temsil ettiği farklı mücadele deneyimlerinden geldiğini işaret konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bloğumuz grubumuzun renkliliği ve çeşitliliği denilen şey birçok mücadele damarının bir araya gelmesine dayanıyor. Bu ortaklığın kongre hareketine dönüşerek Türkiye'de yeni siyasi zemin oluşturmak için çaba göstereceğiz. Bence Mecliste ne yapacağımızdan çok parlamento dışı mücadeleye ne katacağımız önemli. Çünkü esas hayat parlamento dışında akıp gidiyor. Parlamentoyu değişiklik yapmaya zorlayacak olan parlamentonun kendisidir."

 

Anahtar Sözcükler