23 Şubat 2012, Perşembe

'Zararlı çocuklar yok edilsin'

NURETTİN ALDEMİR nuridemir26@mynet.com

Başlığa taşıdığım sözü söyleyen bir öğretmendir ve aynı zamanda okul müdürüdür. Anne babaların çocuklarını emanet ettiği; MEB'in kadro ayırıp maaş ödediği; okul müdürü yapıldığına göre MEB'deki siyasi irade açısından da değerli bulunduğu tartışma götürmez bir kişidir.

Erzurum'da Yakutiye Emniyet Müdürlüğü tarafından 'huzur toplantısı' adıyla bir toplantı tertiplenir. Toplantıya emniyet şube müdürleri, amirler, ilköğretim ve orta öğretim okul müdürleri, muhtarlar katılır. Toplantıda Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden Genel Sosyoloji ve Metodoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Yıldız Akpolat, kavga ve anlaşmazlıkların nedenleri; bunlarla baş edilebilme yollarını anlatır. Çocukların şiddete eğilimli olmasında ailenin ve yaşadığı çevrenin rolüne değinir. Dinleyicilerin görüş ve önerilerini paylaşmalarını ister.

Dumlupınar İlköğretim Okulu Müdürü Mustafa Aydın söz alarak gözlemlerini, görüşlerini ve çözüm önerilerini paylaşır. Burada sözü soyadına yabancılaşmış Mustafa Aydın'a bırakalım:'Öğrenciler döner bıçağıyla dahi kavga ediyor. Çocuklar bir defa genellikle hırsız. Çocuklara devamlı, anneniz yoğurt mayalıyor mu diye sorarım. 'Evet, mayalıyor' diyorlar. Bir kere yoğurt bozuksa, mayası bozuktur. Aile ne ise, çocuğu odur.'Mustafa Aydın eveleyip gevelemeden bu çocukların mayası bozuktur; bunlar iflah olmaz diyor. Maya kim? Anne-baba... Böyle anne-babadan böyle çocuk olur diyor. Çocukların kavgacı olmasının da 'hırsız' olmasının da tek nedeni anneler ve babalardır. Aydın'ın aklına göre anne ve babalar da kavgacı ve hırsızdır. Çocukları da anne ve babalarına benzemiştir.

Mustafa Aydın'dan inciler bununla sınırlı değil. Devam ediyor: 'Bulunduğum çevreyi sokak sokak dolaştım. O kadar kullanılmayan ev var ki. Çocuklar köpek bakıyor. Orada soba yakmış oturuyorlar. Yetkililere eski ve boş evlerin yıkılmasını söyledim.'Aydın, çevreyi gezmiş; kullanılmayan evlerde çocukların oynadığını; köpek beslediğini görmüş. Bunun çok kötü olduğu sonucuna varmış ve çözümü de bulmuş. Çözüm yetkililerin boş evleri yıkmasıymış ama yetkililer yıkmamış. Aydın'ın çocukların niye boş evlerde oynadığını sorgulamak aklına gelmemiş. Çözüm olarak aklına çocuklara güvenli oyun alanları yapılması da gelmemiş. Çocukların yoklukta ve kış koşullarında bulduğu eski boş evlerin yıkılması gelmiş.

Aydın, devam ediyor: 'İngiltere'de okullarda şiddetin dozunu ayarlamak için bir takım tartışmalar yapılıyor. Arjantin ya da Brezilya'da emniyette, suçlu çocuklara 'Nasıl bir şiddet uygulayalım' diye tartışılıyor. Ben bunu bizzat okudum, kafadan atmıyorum. En önemli tespitim, suça meyilli çocukların % 90'ının ailelerinin geçimi sosyal yardımlaşma vakfı tarafından karşılanıyor.' Aydın'ın verdiği örnekler doğru mudur bilmiyorum ama o, verdiği örneklerle çocuklara şiddet uygulanmasını öneriyor. Aydın, bu sırada farkında olmadan çocukların şiddete ve çalmaya eğilimli olmasının temelinde yatan nedenin yoksulluk olduğunu ağzından kaçırıyor. Buna rağmen yoksulluğun ortadan kaldırılmasına yönelik bir önerisi yoktur.

Aydın, her türlü girizgâhını yaptıktan sonra nihayet çözüm önerisini söylüyor: 'Yıllar önce Brezilya'da sokak çocuklarını yok etmek için bir örgüt kurulmuştu. Kusura bakmayın, belki biraz anormal gelebilir ama ben şunu istiyorum: Tıp bu kadar gelişti yüz nakli yapılıyor. Emniyette, suçluların kanını alıp gen haritası çıkarsınlar. Çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın. Vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa yürümeden yok edilsin.'Aydın, sokak çocuklarının, şiddete ve çalmaya eğilimli çocukların açıkça öldürülmesini öneriyor. Hakkını yemeyelim; önerisinin salondakilere birazcık anormal gelebileceğini tahmin ediyor. Aydın, tıp biliminin amacının insanı yaşatmak olduğunu dikkate almadan; tıp biliminin gelişmişliğinden yararlanın; gen haritaları çıkarılarak öldürülmesi gereken çocukları tespit edin diyor. Önerilerini yaparken vatan - millet hamasetini de unutmuyor.

Sosyal devletin olmadığı; insan hakları ihlallerinin yaygın ve çoğu zaman taammüden olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Buna rağmen Mustafa Aydın gibilerinin hangi eğitim programlarından geçerek bu insanlık dışı düşüncelere sahip olduğunu bilemiyorum. Aydın gibilerinin varlığı ve sahip oldukları statüler bu ülkede beni hiç şaşırtmıyor. Başbakan'ın dindar olmayan nesillerin çocuklarının tinerci olduğunu söylediği; polise taş attı diye çocukların ağır cezalara çarptırıldığı, bombalanıp katledildiği; ülke bataklığının rutin mahlukat üretimine devam ettiği bir ortamda şaşıracak bir şey var mı sizce?